·320 syf.····Okunma: 25 Ağustos 2022 00:41 Vardø adında küçük bir adada felaket bir fırtınayla erkek nüfusunun yok denecek kadar aza inmesini ve kadınların adada beraber yaşama mücadelesini okuyoruz kitapta. Salaklığımdan olsa gerek ilk konuyu duyduğumda çok ütopik gelmişti. "Ne güzel" demiştim "erkeksiz bir yaşam. Kitapta da kesin güçlü kadınlar erkekler olmadan pekala yaşanılacağını gösteriyordur". Benim hayaller bu kadar uçta olunca teker teker ezilip büzülmeleri çok zor olmadı tabi. Her şeyden önce haliyle adanın kadınları bir anda yaşanan kayıpla uzun bir yas tutuyo. İlk tanıştığımız ana karakterimiz Maren, abisini babasını ve nişanlısını kaybediyo bu fırtınada. En baştan karanlık bir atmosfer çöküyo üstümüze yani. Sonra 1 yıl falan geçiyor, tamam diyosun yavaştan toparlanıyolar kendi başlarına balığa falan çıkıyorlar iyi güzel. Sonra hopp başka bir karakterin yaşadıklarını okumaya başlıyosun: Ursula. Ursula bizim vardø'dekiker gibi pis fakir falan değil öyle çok zengin de değil ama adaya atanacak vali mi diyim artık her neyse onun karısı olarak seçilecek kadar da şey hani. Şey. Ursula için de kolay değil işler tabi. Hasta kız kardeşi var babası var ve hepsini bırakıp allahin unuttuğu yere göt lalesi bir adama karılık yapmaya gidecek. Kitapta sevmeden istemeden evlenen kadınlar da çok iyi anlatılmış. İstemeye istemeye girilen cinsel ilişkiler, zorla edilen tebessümler. Şuan bile çok yabancı gelmiyodur annelerimize? Ursulam bir şekilde geliyo Vardø'ye. Ama öğreniyoruz ki ursulanin kocası aslında cadı avcısı ve buraya da megersem cadı avına çıkmaya gelmişler. Sámi denen bizim anlayacağımız şekilde şamanlar varmış o bölgede onlardan arindirilacakmis bölge. Maren'le Ursula'nin arasında çok güzel bir aşk başlıyor. O noktada artık olaylar olmaya başlıyor. Bundan sonrasını da anlatmiyim