·536 syf.····Okunma: 26 Ağustos 2022 15:53 Ölü Kuşların Sessizliği'nden sonra okuduğum 2. Başak Sayan kitabı oldu ve son da olmayacağına eminim. Bilim, din ve tanrı konularının harmanlandığı kitaplar hep ilgimi çektiği için bu kitaba da büyük bir hevesle başladım ve tatmin oldum diyebilirim. Özellikle son bölümler de iyice artan heyecanın içerisinde yazar bizi din ve tanrı konusunda kendi içimizde düşünmeye de şiddetle itiyor. Artık dinleri belli kesimlerin sırf kendisi için güç olarak kullandığını ısrarla anlatmaya çalışmasına sonuna kadar katılıyorum. Hem heyecanlandıran hem düşündüren bir roman arıyorsanız mutlaka memnun kalacaksınız.
2 puanı neden kırdığımı açıklayayım.
!!!Bu kısımdan sonrası SPOİLER içermektedir!!!
Arka kapakta yer alan "Tanrı ve bilim hiç bu kadar birbirine yakın olmamıştı." sözünü fazla iddialı buldum. Bu derece bilim içeriği yoktu. Önceki kitabında olduğu gibi yazar her bölümün başında uzun betimlemeler tercih etmekte. Bu kısımlarda kendine has cümleler görüyor olsak da sürekli olması bazen sıkıcı olabiliyor. Günümüz ve geçmiş arasındaki zaman geçişleri bazen çok heyecanlı kısımlara denk geldi. Şimdi nerden çıktı diğer zaman dediğim anlar oldu. Yine de iki zaman dilimi gayet iyi harmanlanmıştı. Şirin ve Algan'ın ilişkisi de çok basit gelişti benim için. İkisinin birbirine olan duyguları hiç geçmedi bana. Geliboludaki türbeye gidiş ve dönüşleri de çok ani kararlarla gelişti.
Bunlar dışında okumaktan son derece memnun olduğum bir kitaptı. Yazarımızın daha çok kitabını okumak isterim.
Not: Sondaki TEŞEKKÜRLER kısmını mutlaka okuyup ebced hesabıyla ilgili yazarımızın yaşadığı eşsiz tesadüfü okumanızı mutlaka tavsiye ederim