Nigahdar

·
Okunma
·
Beğeni
·
4259
Gösterim
Adı:
Nigahdar
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
536
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751039613
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
“Tanrı ve bilim hiç bu kadar birbirine yakın olmamıştı.’’

“Bütün bilgiler içindeki en önemli bilgiyi öğrendin mi?’’

“Hangi bilgi?”

“Evrenin en büyük gizini saklayan bilgi.’’

“Böyle bir bilgi olduğundan haberim yok. Lütfen efendim, siz öğretin bana bu bilgiyi.’’

“Peki, git bana bir niyagrodha ağacının meyvesini getir.’’

“Getirdim efendim.’’

“Şimdi onu ortasından ikiye böl.’’

“Böldüm.’’

“Ne görüyorsun?’’

“Çekirdekleri efendim. Minicikler.’’

“Şimdi o çekirdeklerden birinin içini aç.’’

“Açtım efendim.’’

“Ne görüyorsun?’’

“Hiç.’’

“Bak evladım, o göremediğin özden bir niyagrodha ağacı meydana gelir. Çekirdeğin içindeki boşluk o öz ile doludur. Onu göremesen bile o her yerdedir. Tıpkı senin bedenin gibi. İçindeki özü göremezsin ama o oradadır. Tanrı da böyledir. Onu göremesen bile her şeyin içindedir. Her şey var oluşunu ona borçludur. İşte en büyük hakikat budur. Ve sen... Sen O’sun işte.’’

Columbia Üniversitesi’nde atom fiziği dersleri veren ve ateşli bir ateist olan Şirin Özdemir, tüm hayatının büyük bir yalan olduğunu öğrenmesiyle birlikte olayları çözmek amacıyla New York’tan İstanbul’a gelmeye mecbur kalır ve gelir gelmez kendisini bir ölüm kalım mücadelesinin içinde bulur.

Bu mücadelede ona trajik bir biçimde yolunun kesiştiği tanınmış bir yazar ve felsefeci olan karizmatik genç profesör Algan Ataman yardım eder.

İkili birlikte hayatta kalmaya ve gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışırken geçmişten günümüze gelen ve tüm dinleri derinden etkileyecek büyük sırrın ne olduğunu bulmak zorundadırlar. Ve elbette büyük bir küresel gücün türlü oyunlarıyla baş etmeleri gerekir.

Başak Sayan Bağlanma Korkusu, Kelebeğin Kaderi ve Ölü Kuşların Sessizliği romanlarının ardından bu kez Nigahdar ile okuyucuyu Hallac’ı Mansür’un kayıp risaleleri ekseninde tarihin derinliklerine sürükleyerek, tasavvuf, din, Tanrı kavramları ile atom fiziği ve kuantum evreninin iç içe geçtiği heyecan dozu yüksek bir dünyaya götürüyor.

Maddenin içi dolu gözüktüğü kadar boştur...

Atomun büyük kısmı boşluktur.



(Tanıtım Bülteninden)
536 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
#kitapyorumu
#Nigahdar
#BaşakSayan

Hiç bitmesin istediğim, her satırını çizmemek adına kendimle mücadele ettiğim bir kitabın sonuna geldim. Nigahdar’ı okumaya başlarken bu kadar etkileneceğim aklımın ucundan bile geçmezdi. Hallac’ı Mansur’un hayatını okuduğum satırlarda maneviyat duygusunu her hücremde hissettim, diyebilirim.

Colombia Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Şirin Özdemir tüm hayatının bir yalandan ibaret olduğunu öğrenir. Kendisinden yıllarca saklanan gerçekler Newyork’tan İstanbul’a gitmesiyle gün yüzüne çıkmaya başlar.

Nigahdar: Koruyan, muhafaza eden, muhafız.

Haydar Doğaner bir nigahtar’dır. Korumakla yükümlü olduğu sır ve kayıp risaleler onu canından etse de davasından vazgeçmez. Hallac’ı Mansur’un kayıp risaleleri Haydar Doğaner’i ailesinden ayırır ve sonrasında öldürülür.

Haydar Doğaner’in ölüm anında çizdiği şekilleri değerlendirmesi adına Algan Atamer’den emniyet destek ister.

Bu şekillerin kayıp risaleler ile ilgisi var mı?
Haydar Doğaner ve Şirin Özdemir arasında nasıl bir bağ var?
Algan Atamer emniyete destek verecek mi?
Kayıp risaleleri arayanlar kimler?
Kayıp risalelerde anlatılmak istenilen nedir?

Mutlaka ama mutlaka öncelikli olarak okumanız gereken bir kitap Nigahdar. Bağdat, Newyork ve İstanbul arasındaki satırlarda din, tasavvuf ve Tanrı kavramlarıyla buluşacaksınız.
Başak Sayan kalemiyle ve romanın gizemiyle benden 10/10 aldı.
536 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Bir arkadaşımın okumam için hediye ettiği bir kitaptı nigahtar...TV den oyuncu olarak tanıdığım,Başak Sayan ın kalemiylede dolayısıyla yeni tanıştım. Okunması sade dili ile anlaşılırdı.keyifle okumaya başladım lakin konu aktıkça bir ay önce okuduğum Arif Ergin in Tekvin kitabıyla kurgusu o kadar çok benzerlik gösteriyorduki bu biraz okuma hevesimi kırdı. Tekvin çok beğendiğim bir kitap olduğu için Nigahtar ıda okumaya devam ettim ve bitirdim.Tanrı ve bilim her zaman dikkatimi çeken konulardı sonuçta benim için.Bana ne kattı derseniz Halaç-ı Mansur u daha yakından tanımak için onunla ilgili kitapları okumaya da karar verdim.Başucu kitaplarımın arasına giremesede okunmaya değer bir kitap diyebilirim ...
536 syf.
·4 günde·1/10
Şaşırtıcı derecede Tekvin romanına benziyor. Kurgusu, konu anlatımı, olay çözümlemesi çok benziyor. Gerçi bu tür kitaplar genelde birbirine benzer ve hepsi birbirini çağrıştırabilir. Ben beğenemedim açıkcası... Daha iyisi için kesinlikle Tekvin okuyun...
536 syf.
·9 günde·4/10
Okuduğum ikinci kitabı yazarın ama maalesef bunu da beğenmedim. Konu güzel içerikteki bilgiler ilgimi çekti ama bunları bir tarih, din belgeselinde bir uzmandan dinleseydim daha hoşuma giderdi.

Uslüpta sanırım bir hamlık var ve o beni aşırı rahatsız etti. Bir de genel olarak Elif Şafak’a bir öykünme hissettim, o da beni soğutmuş olabilir. Orijinal bulmadım. Hikaye iyi yakalanmış ama dil, cümleler, karakterler, diyaloglar aşırı zorlama geldi.
Bilemedim.

Elbette zevk meselesi ...
536 syf.
·6 günde·10/10
Kitabı daha önceden almıştım ama yazara karşı önyargım olduğu için okumaya başlayamamıştım bir türlü. Ah diyorum keşke elime geçer geçmez okusaymışım. İçerisinde geçmişi ve şimdiyi barındırıyor. Bilmediğim o kadar çok şey kattı ki bana kendimi daha mutlu hissediyorum. Din , bilim ne ararsanız var içerisinde. Hatta büyük bir güç için insanların neler yaptığını bile görüyoruz. Ve en önemlisi bana Hallacı Mansur ‘u tanıttığı , öğrettiği için yazara çok teşekkür ediyorum. Bazı korkularımın hafiflediğini hissediyorum. Yazarın diğer kitaplarını da kesinlikle okuyacağım.

Önyargıları mı da geri de bırakıyorum bir oyuncu çokta iyi bir yazar olabiliyormuş :)
536 syf.
·3 günde·Puan vermedi
| Nigahdar ~ Başak Sayan |
°
Yorumuma kitabımızın adının anlamıyla başlamak istiyorum. Nigahdar; bekçi, gözcü, koruyucu, muhafaza eden, saklayıcı anlamına geliyor. Kitabın sayfaları açtıkça isim daha da anlam kazanıyor. Kitabımız iki zaman diliminde sunuluyor bize. Günümüz New York ile İstanbul'u ve geçmişte 900'lü yılların Bağdat'ı.
Kitabın temeli Hallac-ı Mansur ve onun Ene'l Hak düşüncesidir. Bilmeyenler için bilgi vereyim. "Ben Hakk'ım", "Hak'tan gayrı değilim." demektir. Bu söz kişinin Tanrı ile birleşip bütünleştiği, kişinin varlığının Tanrının varlığı içinde eriyip yok olduğunu ifade eder. Bu sözü ilk Hallac-ı Mansur söylemiş ve idam edilmesine neden olmuştur.
Kitabımız geçmişte Bağdat'ta yaşanan siyasi ve dini olayları ve günümüzde ünlü bir iş adamının esrarengiz ölümüyle başlıyor. Hallac-ı Mansur'un Bağdat'a gelişi, insanlara Allah'ı, dini, kısacası bildiği her şeyi anlatmaya çalışıyor. Hallac-ı Mansur'un kayıp risaleleri o dönemlerden beri Nigahdar'lar tarafından korunmuş ve günümüze gelmiş ama bu sırrı saklamak ve onu korumak uğruna bir sürü şey yaşanıyor. Hatta olayın günümüzdeki yansıması olan Nigahdar'ın ölümünü okuyoruz bir yandan.
İş adamının her parçası ayrı bir servet olan evinde değerli hiçbir şeye dokunulmadan olay mahallinin terk edilmesi polisleri kaygılandırıyor. Kurbanın elinde şifreli bir kağıt, yere çizdiği yine esrarengiz bir şekil. Sırlar ve kodlarla dolu bir ölüm. İş adamının New York'ta yaşayan akademisyen olan ve atom fiziği alanında ders veren kızı Şirin ve hayatının sırlarını hatta varlığından bile ölümüyle haberinin olduğu babasını onun ölümüyle tanıyor. Her şey tam bir karmaşa. Cinayetteki şifreleri çözmesi için çağırılan Profesör Algan Ataman ve bu olayla beraber kaçırılması. Hallac-ı Mansur'un kayıp risaleleri derken yazarımız olağanüstü bir kurgu yaratarak; tasavvuf, din, atom fiziği ve kuantum evrenini bir araya getirerek hepsinin birleşimiyle olağanüstü bir kitap çıkarıyor ortaya. Okuduğum her sayfada ciddi anlamda büyük bir emeğin kokusunu aldım. Ve öyle bir konu ki bu, okuduğum her sayfada bir elimde tablet araştırma yaptım.Şimdiye kadar Hallac-ı Mansur hakkında bu kadar az bilgiye sahip olduğum için utandığımı da söyleyebilirim. Kitap boyunca çözülmeye çalışılan şifreler, risaleleri içeriği ve neden korunması gerektiğini heyecanla takip ettim. Ve sonu ise bambaşka bir olay. Devamı var sanırım. Olmaması mümkün değil bence aşırı merakta bıraktı beni ve heyecanla okumayı bekliyorum!
536 syf.
·22 günde·Beğendi·9/10
Yakın zamanda okuduğum en etkileyici kitaptı Nigahdar. Ekimden bu yana yaşadıklarım ,babamın kaybı,çevremde dünyevi hırslar için yapılan yarışlar ,ülkemiz de olanlar bu kitapla ete kemiğe büründü sanki. Sevgili @basaksayan böyle bir kitabı bizlerle buluşturduğun için kendi adıma teşekkür ederim. Ve genç bir oyuncunun böyle bir kitap yazmış olamayacağını düşündüğüm için de özür dilerim. Dünyevi ön yargılar malum Kitabı bitirmekten korktum adeta. Öyle sardı sarmaladı. Kitabın konusu;Şirin Amerika'da yaşayan bir bilim kadını. Müthiş bir ateist ve her şeyi bilimsel olarak açıklayabileceğini düşünüyor. Bir gün babasının ölüm haberini alıyor ve şaşırıyor. Çünkü babasını kaybedeli uzun zaman olmuştur. Konsoloslukta evlâtlık verildiğini ve gerçek babasının bir cinayete kurban gittiğini öğreniyor. İstanbul'da aynı saatlerde Prof. Algan Ataman bir cinayet soruşturması için tam da konferansı sırasında alınıp götürülüyor. Sonrasında son derece aksiyon ve sırların olduğu bir süreç başlıyor. Şirin ve Algan'ın yolları yüzlerce yıl önce yaşamış bir sufi olan Allah dostu Hallacı Mansur'un kayıp risalelerini koruyan son Nigahdar Haydar Doğaner cinayeti ile kesişiyor. Dünyayı yöneten bir loca,iktidar ve yönetim hırsları , insanların açgözlülüğü, gönül gözü ,manevi mertebeler ,polisiye hepsi bu kitapta. Çok akıcı ve sürükleyici bir kitap ,kesinlikle okuyun. İnsanın içinde ki öze ulaşması ,maneviyatı ve her şeyin geçici olduğunu idrak edebilmesi için bir vesile ve basamak olabilir bence. Zira hayatta hiç bir şey tesadüf değildir.
Müslümanlığın ilk kuralları doğruluk,iyilik, adalet, eşitlik, temizlik iken nasıl insanlar buna ters bir biçimde yaşayıp üstüne bir de Allah yolunda olduğunu iddia edebilirlerdi? (Syf.235)
536 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Başak sayanın okudugum ilk kitabı.Yalan yok çok önyargıyla başladım okumaya ama tüm önyargılarımı kırıp attı.Belki edebi açıdan iyi olmayabilir ama size hallac ı mansur hakkında kesinlikle bilgi verebiliyor ve bakış açınızı değiştiriyor tavsiye ediyorum okumalısınız️
535 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Her satırını büyük bir keyifle ve mistik duygular içinde okuduğum bir kitap. Hallac-ı Mansur'u da biraz olsun tanıma fırsatı buldum. Yazarın yüreğine sağlık.
536 syf.
·Beğendi·7/10
İnsanlığın yüzyıllardır en temel sorularından olan var oluş,Tanrı,din kavramlarına tasavvuf penceresinden olduğu kadar diğer dinler acısından da yanıtlar arayan ve bunu yaparken okuyucuyu heyecanlı bir serüvene sürükleyen bir anlatımı var kitabın.
536 syf.
·6/10
Bilim ve dini harmanalayan bir kitap olmuş. Yazarın anlatımını zayıf bulsamda, sık sık aynı bilgileri tekrar ediyor olsada sürükleyici kurgusu olan güzel bir kitap. Benim beğenmediğim kısım kitaptaki üslup. Karakterlerin ağzından söylenen cümleler. Yazarın dört ya da beşinci kitabı olmasına rağmen kitapta bir acemilik seziliyor. Ama içerik iyi araştırılmış.
536 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Ben ne okudum bilmiyorum. Etkisi bende uzun süre devam eder kesinlikle. Muazzam bir kitaptı. Şahaneydi. Olağanüstüydü bunca zamandır nasıl geç kalmışım ben Başak SAYAN kalemine 🤔

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nigahdar
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
536
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751039613
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
“Tanrı ve bilim hiç bu kadar birbirine yakın olmamıştı.’’

“Bütün bilgiler içindeki en önemli bilgiyi öğrendin mi?’’

“Hangi bilgi?”

“Evrenin en büyük gizini saklayan bilgi.’’

“Böyle bir bilgi olduğundan haberim yok. Lütfen efendim, siz öğretin bana bu bilgiyi.’’

“Peki, git bana bir niyagrodha ağacının meyvesini getir.’’

“Getirdim efendim.’’

“Şimdi onu ortasından ikiye böl.’’

“Böldüm.’’

“Ne görüyorsun?’’

“Çekirdekleri efendim. Minicikler.’’

“Şimdi o çekirdeklerden birinin içini aç.’’

“Açtım efendim.’’

“Ne görüyorsun?’’

“Hiç.’’

“Bak evladım, o göremediğin özden bir niyagrodha ağacı meydana gelir. Çekirdeğin içindeki boşluk o öz ile doludur. Onu göremesen bile o her yerdedir. Tıpkı senin bedenin gibi. İçindeki özü göremezsin ama o oradadır. Tanrı da böyledir. Onu göremesen bile her şeyin içindedir. Her şey var oluşunu ona borçludur. İşte en büyük hakikat budur. Ve sen... Sen O’sun işte.’’

Columbia Üniversitesi’nde atom fiziği dersleri veren ve ateşli bir ateist olan Şirin Özdemir, tüm hayatının büyük bir yalan olduğunu öğrenmesiyle birlikte olayları çözmek amacıyla New York’tan İstanbul’a gelmeye mecbur kalır ve gelir gelmez kendisini bir ölüm kalım mücadelesinin içinde bulur.

Bu mücadelede ona trajik bir biçimde yolunun kesiştiği tanınmış bir yazar ve felsefeci olan karizmatik genç profesör Algan Ataman yardım eder.

İkili birlikte hayatta kalmaya ve gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışırken geçmişten günümüze gelen ve tüm dinleri derinden etkileyecek büyük sırrın ne olduğunu bulmak zorundadırlar. Ve elbette büyük bir küresel gücün türlü oyunlarıyla baş etmeleri gerekir.

Başak Sayan Bağlanma Korkusu, Kelebeğin Kaderi ve Ölü Kuşların Sessizliği romanlarının ardından bu kez Nigahdar ile okuyucuyu Hallac’ı Mansür’un kayıp risaleleri ekseninde tarihin derinliklerine sürükleyerek, tasavvuf, din, Tanrı kavramları ile atom fiziği ve kuantum evreninin iç içe geçtiği heyecan dozu yüksek bir dünyaya götürüyor.

Maddenin içi dolu gözüktüğü kadar boştur...

Atomun büyük kısmı boşluktur.



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 143 okur

  • Hüseyin Agar
  • Leren
  • Gamze Cambazoğlu
  • Cengiz Yozbatıran
  • Sinem Koçer Bilmez
  • Sedas
  • Dilek Yazıcı
  • Bilge serter
  • E. E.
  • Osman Deveci

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.8 (33)
9
%21.5 (17)
8
%17.7 (14)
7
%8.9 (7)
6
%3.8 (3)
5
%1.3 (1)
4
%1.3 (1)
3
%0
2
%1.3 (1)
1
%2.5 (2)