Başak Sayan

Başak Sayan

Yazar
8.2/10
326 Kişi
·
691
Okunma
·
67
Beğeni
·
4844
Gösterim
Adı:
Başak Sayan
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Ankara, 17 Haziran 1977
Baba tarafından Azeri olan Başak Sayan, Ankara'da dünyaya geldi. Marmara Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden mezun olan sanatçı, lise ve öncesi okul yıllarında sahne sanatlarına ilgi duymuş, tiyatro etkinlikleri içinde yer almıştır. Üniversite eğitimi sırasında özel bir tv kanalında çalışmaya başlayan Sayan, kamera arkasında ve reklam filmlerinde yer aldı. İki yıllık bir aradan sonra tekrar kamera karşısına geçen sanatçı, bir yandan öyküler yazarken, diğer yandan çeşitli filmlerde rol aldı. 2010 yılında gazeteci Ahu Şentürk ile sosyal medya üzerinden girdiği "Lezbiyen" tartışmasından dolayı mahkemelik olmuştur.
"Ne demek erkek gibi bir kere? " Bir işin erkeği kadını mı olurdu? Dile girmiş o kadar fazla sayıda kadını küçümseyen söz vardı ki farkına varmadan kanıksamıştı onları bir şekilde. Adam gibi söz ver, erkek sözü, baba evi...
536 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
#kitapyorumu
#Nigahdar
#BaşakSayan

Hiç bitmesin istediğim, her satırını çizmemek adına kendimle mücadele ettiğim bir kitabın sonuna geldim. Nigahdar’ı okumaya başlarken bu kadar etkileneceğim aklımın ucundan bile geçmezdi. Hallac’ı Mansur’un hayatını okuduğum satırlarda maneviyat duygusunu her hücremde hissettim, diyebilirim.

Colombia Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Şirin Özdemir tüm hayatının bir yalandan ibaret olduğunu öğrenir. Kendisinden yıllarca saklanan gerçekler Newyork’tan İstanbul’a gitmesiyle gün yüzüne çıkmaya başlar.

Nigahdar: Koruyan, muhafaza eden, muhafız.

Haydar Doğaner bir nigahtar’dır. Korumakla yükümlü olduğu sır ve kayıp risaleler onu canından etse de davasından vazgeçmez. Hallac’ı Mansur’un kayıp risaleleri Haydar Doğaner’i ailesinden ayırır ve sonrasında öldürülür.

Haydar Doğaner’in ölüm anında çizdiği şekilleri değerlendirmesi adına Algan Atamer’den emniyet destek ister.

Bu şekillerin kayıp risaleler ile ilgisi var mı?
Haydar Doğaner ve Şirin Özdemir arasında nasıl bir bağ var?
Algan Atamer emniyete destek verecek mi?
Kayıp risaleleri arayanlar kimler?
Kayıp risalelerde anlatılmak istenilen nedir?

Mutlaka ama mutlaka öncelikli olarak okumanız gereken bir kitap Nigahdar. Bağdat, Newyork ve İstanbul arasındaki satırlarda din, tasavvuf ve Tanrı kavramlarıyla buluşacaksınız.
Başak Sayan kalemiyle ve romanın gizemiyle benden 10/10 aldı.
264 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Hayatında İnanmadığın,yolunda gitmediğini düşündüğün her durumu değiştirebilmek senin elinde. Enerjinle hersey mümkün. İçin ne ise dışında o ‘Tekabül Prensibi’ hermetik yasların 2. Maddesi ve daha nicesi bu kitapta. Ben kendim açısından değişimlerime başladım. Sizde deneyin ve görün bence.
576 syf.
·67 günde·Beğendi·7/10
Kitap izlenim olarak Azra Kohen'in üçlemesini andırsa da, içerik olarak çok daha dolu olduğunu söyleyebilirim. Çok fazla karakter var ama bu karakterlerin hepsi burjuvazi sorunlar yerine günlük hayatta karşılaştığımız/karşılaşabileceğimiz sorunlar yaşıyorlar.Bu nedenle anlamak ya da empati yapmak güç değil. Hele kitabın baş karakterinin cümleleri o kadar tanıdık ki. Ya kendimiz söylüyoruz ya da başkasından duyuyoruz mutlaka bu cümleleri.Bazı yerlerde çok fazla tekrara düşülüyor. Belki de fikirlerin yerleşmesini ve özümsenmesini sağlayan şey budur. Ama insan yeni cümleler beklerken yazar kitabın sonuna kadar aynı şeyleri ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyor. Ve ne yazıkki acemice ve alelacele bir sonla hüsrana uğratıyor. Sanki yazar yazmaktan sıkılmış ve bitsin de gideyim moduna girmiş gibi hissediliyor. Bir anda hikaye kesiliyor ve bitiyor. Yine de tüm bunlara rağmen insana bir şeyler katıyor. Okunmaya değer.
496 syf.
·50 günde·Puan vermedi
Zevkle ve keyifle okuduğum bir kitabi bitirmenin üzüntüsü içindeyim. Hani bazen öyle kitaplar olur ki hiç bitmesin istersiniz. Çünkü daha ilk sayfadan sizi esir almistir büyüsü ile. İste Ölü Kuşların Sessizliği de benim için öyle bir kitap oldu. Açıkçası okumaya başladığımda bu derece etkili bir anlatim, ince ince dokunmuş, nakış gibi işlenmiş bir kurgu beklemiyordum. Okudukça yazara hayranlığım daha da artti. Sanatçı kişiliğini bildiğim Başak Sayan'in, yazar kişiliği ile de bu kitapla tanıştım. Ve en az sanatçı yönü kadar başarılı buldum. Hayata bakiş açinizi değiştirecek olumlu saptamalarla bir nevi okur üzerinde terapi etkisi de yaratan bu güzel kitabin konusuna da kisaca değinmek istiyorum. Çünkü ben polisiye kitaplarda özet yazar gibi yapilan yorumları doğru bulmuyorum. Çünkü yazarin ince ince nakış gibi işlediği olaylar ve büyük bir çabayla elde edilen ipuclari kitabin sonuna kadar gizemini korumalı. Farkinda olmadan verilen sopiler o kitabin zevkini tamamen kaçırabilir. Ben de buna dikkat etmeye calisarak bir kaç cumle ile kitabin kurgusundan bahsedeyim. Genç bir kadin olan Nazli bir kaç yillik evli ve görünüşte mutlu bir kadındır. Kocasinı cok sevmekte fakat onun geçmişiyle ilgili de hiç bir şey bilmemektedir. Son gunlerde Nazli da bir takım sağlık problemleri ortaya çıkar. Bir tür zaman kayıpları yasamaktadir. Bir sabah kalktığında kocasının ölüm haberini alir. Polis ilk başta intihar ettigini söyler. Fakat soruşturma ilerledikçe ölüm sebebinin cinayet olduğu anlaşılır. Işte hikaye bu noktadan itibaren derinleşmeye başlıyor ve bir çok kahramanın hayatına dokunuyor. Günümüz Türkiye'sinde yaşanan sorunların da satır aralarinda işlendiği, felsefi bakış açısıyla olaylarin ve yaşamın degerlendirildigi cok guzel bir kitap olmuş. Yazarin kalemine yüreğine sağlık. Merak edenlere gönül rahatlığı ile tavsiye ederim.
536 syf.
·4 günde·1/10
Şaşırtıcı derecede Tekvin romanına benziyor. Kurgusu, konu anlatımı, olay çözümlemesi çok benziyor. Gerçi bu tür kitaplar genelde birbirine benzer ve hepsi birbirini çağrıştırabilir. Ben beğenemedim açıkcası... Daha iyisi için kesinlikle Tekvin okuyun...
536 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Bir arkadaşımın okumam için hediye ettiği bir kitaptı nigahtar...TV den oyuncu olarak tanıdığım,Başak Sayan ın kalemiylede dolayısıyla yeni tanıştım. Okunması sade dili ile anlaşılırdı.keyifle okumaya başladım lakin konu aktıkça bir ay önce okuduğum Arif Ergin in Tekvin kitabıyla kurgusu o kadar çok benzerlik gösteriyorduki bu biraz okuma hevesimi kırdı. Tekvin çok beğendiğim bir kitap olduğu için Nigahtar ıda okumaya devam ettim ve bitirdim.Tanrı ve bilim her zaman dikkatimi çeken konulardı sonuçta benim için.Bana ne kattı derseniz Halaç-ı Mansur u daha yakından tanımak için onunla ilgili kitapları okumaya da karar verdim.Başucu kitaplarımın arasına giremesede okunmaya değer bir kitap diyebilirim ...
496 syf.
·25 günde·Puan vermedi
Burada benim ilk inceleme yazım . Ölü kuşların sessizliği benim hayatımda etkilendiğim ikinci psikolojik bir kitap diyebilirim Kitapta intihar bunun sebebini araştıran polisler ,geçmişini unutan bir kadın
Kuşların boyunlarından kırılarak öldürülmesi o gün kötü bir olayın geleceğinin habercisiydi. Kadının eşi o gün intihar ediyor . Kadın o güne dair hiçbir şey hatırlamıyor . Acaba gerçekten intihar mı yoksa cinayet mı ? Kadın acaba hatırlamiyorsa acaba o mı işlemisti. Kadın neden her şeyi unutuyor ? Geçmişi hatirlarken neden kötü oluyordu? Acaba geçmişinde ne yaşamıştı ? gibi sorularin yanıtını alacaginiz mükemmel bir kitap.
Her bölümü okuduğuzda diğer bölümü de okumak için can atacaksınız. Kadın ruh halini hissedikce kötü olacaksınız. Ben kitapları okurken hep hissederim. Bu yüzdende beni çok etkiler.Hatta bu kitabı bitirdigimde Bakırköy ruh ve sinir hastalıklarında çalışmış bir hemşire ile konuştum.Kitapta hayalini kurduğum kadar merak ettiklerimi sordum .Ben otuz yıl boyunca hiç sıkılmadıniž mı dedim . Bana onları önce sevmen gerekli dedi. Orada bulunmak bana çok şey kazandırdı dedi. Gerçekten gerçek hayattan çok farklı bir yer.Herkesin içinde savaştığı bir şey var. Kimisi geçmişini unutmaya çalışıyor kimisi uyuşturucudan kurtulmaya çalıyor kimisi ailesini öldürüyor kimisi garip cisimler görüyor...
536 syf.
·9 günde·4/10
Okuduğum ikinci kitabı yazarın ama maalesef bunu da beğenmedim. Konu güzel içerikteki bilgiler ilgimi çekti ama bunları bir tarih, din belgeselinde bir uzmandan dinleseydim daha hoşuma giderdi.

Uslüpta sanırım bir hamlık var ve o beni aşırı rahatsız etti. Bir de genel olarak Elif Şafak’a bir öykünme hissettim, o da beni soğutmuş olabilir. Orijinal bulmadım. Hikaye iyi yakalanmış ama dil, cümleler, karakterler, diyaloglar aşırı zorlama geldi.
Bilemedim.

Elbette zevk meselesi ...

Yazarın biyografisi

Adı:
Başak Sayan
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Ankara, 17 Haziran 1977
Baba tarafından Azeri olan Başak Sayan, Ankara'da dünyaya geldi. Marmara Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden mezun olan sanatçı, lise ve öncesi okul yıllarında sahne sanatlarına ilgi duymuş, tiyatro etkinlikleri içinde yer almıştır. Üniversite eğitimi sırasında özel bir tv kanalında çalışmaya başlayan Sayan, kamera arkasında ve reklam filmlerinde yer aldı. İki yıllık bir aradan sonra tekrar kamera karşısına geçen sanatçı, bir yandan öyküler yazarken, diğer yandan çeşitli filmlerde rol aldı. 2010 yılında gazeteci Ahu Şentürk ile sosyal medya üzerinden girdiği "Lezbiyen" tartışmasından dolayı mahkemelik olmuştur.

Yazar istatistikleri

  • 67 okur beğendi.
  • 691 okur okudu.
  • 70 okur okuyor.
  • 424 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.