Modern klasikler dizesinde belki de şuana kadar en beğendiğim ve genç hanımefendi arkadaşlarıma şiddetle tavsiye ettiğim harikulade novelladır. Lou Andreas - Salome bu eserinde yarattığı ana karakterimiz bir erkeğe kayıtsız şartsız teslim olmakla, tamamen hür bir kadın olmak arasında gidip gelen genç bir sanatçıdır. Karakterimiz yaşantısının çeşitli dönemlerinde bu çelişkiyi sorgulayarak hayatına devam etmektedir. Fakat içindeki sanat aşkı gençlik aşkına galip gelmesi sonucunda kendini gerçekleştirme yolunda kararlılık ve büyük bir azimle ilerlemektedir. Yazar özetle bu iki uç noktayı bizlere göstermiştir. Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde de yer alan sosyal ihtiyaçlardan birisi olan kişinin kendisini gerçekleştirmesi insan yaşamında önemli bir yere sahiptir. Günümüzde de insanların pek çoğunun bu iki uç nokta arasında gidip gelmesi doğaldır. Doğru olanı seçmek çoğu zaman zor bir süreçtir. Fakat günümüzde güçlü hanımefendilerden ilham almak isteyen, güçlü bir hanımefendi olmayı hedefleyen bu iki uç nokta arasında sıkışan yakınlarıma tavsiye edebildiğim gibi tavsiye edebileceğiniz bir kitaptır. Ataerkil toplumlarda edinilmiş çaresizlik halinde yaşayıp kayıtsız şartsız bir erkeğin boyunduruğuna girmiş potansiyel sahibi pek çok insan tanıdım. Zekalarının ve yaratıcılıklarının sıradan ev işlerinde körelip giden hanımefendiler tanıdım ve yönünü kaybetmekte olan genç yaşta arkadaşlarım. Güçlü bir toplum erkeğin güçlü sanıldığı değil, kadınla erkeğe eşit muamele gösterilen ve güçlü kadınların, güçlü erkeklerin var olduğu toplumlardır. İncelememi de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bir sözü ile sonlandırmak istiyorum. Şimdiden keyifli okumlar.
"Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir."
-Gazi Mustafa Kemal Atatürk