Gönderi

Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2022 35. kitabı
Huzursuzluk Adı gibi insanı huzursuz eden bir Zülfü Livaneli kitabı yazarın okuduğum ilk kitabı iyi ki de okumuşum . Okurken insan tabi bu kadar da olmaz diyor ama maalesef oluyor insan insanlığın dan utanıyor oysa insan gibi bir ara da güzel güzel yaşamak varken neden bu kötülük neden bu ızdırap var diye soramadan. Duramıyor insan . Hikayemize gelince İstanbul’un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren ibrahim çocukluk arkadaşının ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin’e gider. O onun önce sevdaya sonra ölüme yazılmış Mardin’de başlayıp Amerika’da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece adeta bir girdabın içine çekilir tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer. çoğumuzun haberlerde gördüğü ve kısa birer vah vah dediği, sonra hayatımıza, dertlerimize, mutluluklarımıza kaldığımız yerden devam ederken unuttuğumuz insanların başına gelen acı olayları yazarımız kitap olarak bize sunmuş. bu düzene, bu insan ırkının acımasızlığına, bu çaresizliğe bir derman olamamak böyle yaşayıp gitmek, acıları görmezden gelmek ve bir gün belki bizimde başımıza gelir korkusuyla yaşamak huzursuz eder insanı eder insanı ama insan olmak da öyle kolay olmuyor tabi. Zaten insan olan huzursuz oluyor böyle olayları hikayeleri gördükçe! Çare nedir diye de düşünür durur iinsan aslında çare basit insan gibi yaşamak birlikte her insanın hayat felsefesi kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi asla başkalarına yapmıyacaksın. Ben bir insandım demeyelim insan olalım insan gibi yaşayalım. İyiliği yayalım kötülüğü yaklaştırmayalım çünkü dünyayı iyilik kurtacak . Kitapta çok güzel sözler var onlardan bir kaçını bura ya yazıyorum. Bence okumalısınız! Müslüm baba. Ne demiş rahmetli bir karıncayı bile incitme sakın evlat insan ol insan gibi yaşa Belki de bir hikaye bulmuştum ben; evet,evet bir hikayeye,bir kültüre, bir tarihe vurulmuştum; hiç insan hikayeyi vurulur mu? Keşke dedim keşke babam beni İstanbul’daki o yatılı yabancı okula göndermeseydi keşke bu kadar yabancılaşmasaydım keşke kendimi batılı yerine koyarak yıllarımı harcamasaydım keşke Mehmet gibi Mardin’de sırtımı koca bir çınar’a dayayarak sağlamca yaşayıp gitseydim hem kendime güvenim daha çok olurdu hem de, Doğuluların Batılı, Batılıların ise kendi halkına yabancılaşmış bir Doğulu olarak gördüğü kimliksizlikten kurtulurdum. Daha üzüm asması yaratılmadan sarhoş olalım ben. Sen doğmadan önce aşkınla berduş olanım ben. O zaten hayatta normal olan huzursuzluk, durumudur huzur ise çok ender yakalanan geçici anlardır olsa olsa. Merhamet keskin bir kılıç; merhamet gösterenin kabzasından tuttu ama karşı tarafı yaralayan bir kılıç. İnsanlık ağacının kırılmış dalıyız biz. Ben sadece kendimi tedavi etmek için yazıyorum,İnsan denilen yaratıkların arasında yaşama gücünü tekrar bulabilmek için. Daha doğrusu öyle sanıyorum.İnsanları pençesine almış Çöl hecinleri gibi hepimizin ağzını kan içinde bırakan Harese”den kurtulmak için yazıyorum ve zaman zaman kendimi şu sözü tekrarlarken yakalıyorum. Ben bir insandım. Harese nedir bilirmisin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikenin ki ile karışınca bu,devenin çok hoşuna gider. Kanadıkça yer bir türlü kendi kanına doyamazz. Orta Doğu’nun âdeti budur,Tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.  Keyifli okumalar diliyorum herkese!
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
··
340 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.