·416 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Ağustos 2022 15:55 Peyami Safa ile Sabahattin Ali, bence dünya edebiyatında Dostoyevski gibi psikolojik, ruhsal insan tahlillerini en iyi yapan isimlerden ikisi. Peyami Safa'nın son kitabı olan Yalnızız'ı okudum. Okuduğum üçüncü kitabı oldu. Bir insanın yazdığı kitap bireyi, toplumu ve evreni ancak bu şekilde anlatabilirdi. Anlatmaya çalışırken daha çok bilinmezliğe sürükleyebilirdi. Belkide anlatamazdı. Nasıl yani?
İnsanın içindeki ruhsal dalgalanmalar, tabiatından kaynaklanan farklılıklar. Bir bedendeki farklı karakterlerin birbirine olan savaşı. Doğu-batı arasında kalmışlık ve batının lüksüne düşkünlük. İnsanın kendisini sürüklendiği arzuların, şehvetin peşinde koşarken bulması. İradesizliğin son noktası. Engel olamaması. Engel olacaklara sırtını dönmesi. Entertikalar, yalanlar, arkadan iş çevirmeler. Beğenilmek için çırpınan bedenler. İyiliğe savaş açan kadınlar, kötülüğün peşinden giden adamlar. Kötülüğü iyiye çevirmeye çalışan adamlar, iyiliğe kötülükle cevap veren kadınlar. Ve tam tersi. Sevginin altında neler var? Acabalar? Ruhun bedeni etkilediği hastalıklar. Yaşanmışlıklar. Arada kalmışlıklar. Sonucu muamma olan sebepler. Beş duyu organının ötesinde duyumlar. Tabi ki hissiyatlar. Erkek istediği kadar kadınla birlikte olabilir ama kadın olursa bunu yapan adı olur namussuzlar. Kadının isyanı. Ailesine, topluma, en çokta kendine...İnsanın isyanı. Evrende toz kadar bile olmayan insanın isyanı...İçine evrenden daha da büyük şeyleri sığdıran insanın... İşin içinden çıkamamak var. Mantığın devreye giremediği durumlarda var. Zor olan mı çıldırmaktı, yoksa kolay olan mı intihar? Anlıyorum ama anlatamıyorumlar. Çünkü istemeden ölmek var. İsteyipde ölüme eli gitmemek var. Bence kader de var. Ama Maddenin ötesindeki ruhu anlatan Safa'lar. Fizik, metafizik eeee sonunda Allah var.
Aile fertlerinin birbirlerinden farklı tabiatları, düşünceleri, hayata bakışları..
Bu fertlerin kendi içinde yaşadığı şüpheler.
Ve şüphe ile kuruntunun insanın yaşamındaki etkisi.Şüphe, öyle birşeydir ki sizi gerçeklere de götürür, tam tersi hakikatten de uzaklaştırabilir. Şüphe ederken çoğunlukla mantıklı davranamayız. O ilk kuruntu kıvılcımını hissettiğimizde, ışığı gözükmeyen bir tünelin içinde buluruz kendimizi. Ne kadar zor olsada bu anlarda irademizi ve mantığımızı devreye sokmalıyız. Çünkü, hiç bir dayanağı olmayan şüphe, yıkımdan başka birşey değildir.
İyi insan olmak, kötü insan olmak neye göre topluma göre mi, kendimize göre mi? Ahlak kurallarına göre mi? Bir bedende o kadar zıt düşünce olduğundan nasıl tam olarak iyi olabilir veya tam olarak kötü olabiliriz ki? İsteklerimiz, arzularımız, özgürlük ihtiyacımız, sevgi ihtiyacımız. Bastırdığımız şeyleri her an patlatabiliriz de. İnsanın tabiatını anlayamıyorken evreni, dünyayı nasıl anlayacaksın ki? Kafam çok karışık, zaten bu normal. Mantık da bir yere kadar. Anlamak istedikçe daha çok anlamıyorum. İşte parapsişik, telepati gibi şeylerde var. YALNIZLAR var yalnız var. YALNIZIZ var yalnızım var. Çok şükür Allah var.