Çok küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Farilya, hayatını şiddete maruz kalmış kadın ve çocuklara adamıştır. Şiddet mağduru olan kadın ve çocuklar için açtığı bir dernek ona ailesinden kalan tek mirastı.
Evi ve iş yeri dediğimiz derneğin arasında geçen dünyası, katıldığı bir yemek sonrasında baştan aşağıya değişecektir...
Aşk, Farilya'nın kalbini, gözlerini körleştirmiştir artık.. Aşkı, tutkuyu ve nefreti uçlarda yaşamaya başlamıştı. Hayatının alt üst olacağı olaylar silsilesi tüm çıplaklığıyla su gibi akarken; gördüğü, şüphelendiği ne varsa görmezden gelecekti...
İyilerin içindeki kötüleri, beyazların içindeki siyahları fark etmeye başlayacak ancak her şey için çok geç kaldığını fark edecekti...
Kitap bitti ve bende bittim Farilya'nın güçlü duruşuna hep hayrandım ama o öyle bir sonu haketmedi... Kitabı okurken hep bir umut, beklediğim son çıkmaz belki dedim ama... Keşke aşk bu kadar kör edici olmasa
Yazarın kalemini çok sevdim. Gerçekte olan hikâyeleri en yalın dil ile yazmıştı.. Karakterlerin ağzından da okuyor olmamız daha çok anlam kattı.. mutlaka okumanızı öneriyorum