7/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2022 2. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2022 21:47
Derin bir iz bıraktığını iddia edemesem de etkilenmekten kendimi alıkoyamadığım bir kitap oldu. İçeriğine gelecek olursam... Pek çok konuda yetenekli olmasının yanı sıra müzik dehasıyla parlayan Erik namıdiğer Operadaki Hayaletimizin başarılı bir soprano olan Christine Daae olan özel ilgisinin, saplantı ve aşka dönüşümü aynı zamanda vikont Raoul'un Christine'e olan aşkı, özetle klasik bir aşk üçgeni kitabın temel sorunsalı. Tarafları birbirinden ayıran ise operadaki hayaletin ilahi kudreti ve opera içerisindeki hâkimiyeti. Konu yazara güzel bir hammadde verse de yazarın sade anlatımı daha şaşaalı olabilecekken bu kadar düz ve genel hatlarıyla anlatması biraz hayal kırıklığı yarattı. Özellikle gotik edebiyatta karakterlerin tasvirleri ve mekanın roman üzerindeki etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. Daha fazla betimlemeye yer verilmesi ve daha detaylı bir anlatım çok daha başarılı olabilirdi gerçi bunda çevirinin etkisi de büyük o yüzden daha fazla yorum yapamayacağım. Yazarın önsöz ve sonsözünden anladığım kadarıyla, kitaptaki olayların gerçek olduğu iddia ediyor. Keza çevirmenin notu kısmında da opera binasındaki loca beşin sütunları içindeki boşluk olsun kazınmış P.O(phantom opera) yazısı, binadaki gizli geçitlerin gerçekliği gibi mekanı kurgunun gerçekliğine kanıt olarak gösterdiği çok fazla şey var. (Paris opera binasi olarak aratınca başka sonuç çıkıyor mevzu bahis bina Palase Garniere) Açıkçası ne tamamıyla kurmaca ne de gerçek olduğuna inanıyorum eğer doğru kaynaklardan araştırdıysam kitaptan da hatırlayacağınız üzere büyük avize(?) aydınlatma ya da her neyse (kelime kıtlığı yaşadım) konukların üstüne düştüğü kısım gerçekten de yaşanmış bir annenin ölümü ve çocuğun yaralanmasıyla sonuçlanmış.(doğruluğu kesin olmamakla birlikte) Kitabın genel olarak Acem vb karakterlerle söyleşi gibi yazılması da inandırıcılığını pekiştirmiş ancak ben bunun bir düzmece olduğuna inanıyorum şayet okuyucu kitabın gerçek olup olmadığı şüphesine düştüğünde kitap gerçekten çok daha keyifli bir hal alıyor. Dolayısıyla gerçekliği umrumda değil ama yine de ölmeden önce Palase Garniere ziyaret edip haftanin belli günleri sergilenen bir oyunu izlemek loca beşi incelemek ve binanin dışında Apollonun Lirine yakın çekim yaparak kendime güzel bir an yaşatmak isterim.(Mutlaka binayı internetten inceleyin inanılmaz bir güzellikte Apollonun liri binanın en üst kısmında zamanında yıldırım savar işlevi de görmüş. Youtubeda da video tur olması lazim o giriş kısmının -merdivenli kısmın- güzelliği karşısında büyülendim sanırım.) Bahsetmeden geçemeyeceğim bir diğer kısım ise kitabı okumak istememin ana sebebi olan Operadaki Hayalet jeneriğimiz. Bu şarkı beni gerçekten büyülüyor. O yüzden kitaptan öncesi için de bir tutkuydu Operadaki Hayalet. Gerek sözleri gerek müziği büyüleyici birkaç farklı cover önermek isterim. İlk olarak direkt aratmaniz durumunda Andrew Lloyd - Gerard- Emma düeti ile en bilindik o müziğe ulaşabilirsiniz sözlerine bakmayı unutmayın kitaptan sonra çok daha anlamlı. Ardından senfonik metal grubu olan Nightwish den de dinlemeniz gerekiyor ismini unuttuğum solist ablamiz başka bir boyut kazandırmış olaya. Ardından Lindsey Stirling den kesinlikle keman coverını izle-dinleyin söz yok ama emin olun gerek yok keman söylüyor zaten. Son olarak (spoiler) "Erik öldü" yazısı sonrası bir kaç göz sıvımın gözümden firarını da inkâr edemeyeceğim. Daha çok şey söyleyebilirim ama sanırım yeter :) YOKSA O BİR HAYALET Mİ?
Operadaki HayaletGaston Leroux · Martı Yayınları · 20143,822 okunma
·
106 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.