Basın-yayının iliklerine işlemiş, BM gibi örgütlerce ve hükümetlerce resmi ideoloji haline getirilmiş feminizmin mesleği bilim olan insanları bile ne kadar bağnaz yapabildiğinin ibret dolu belgesi. Bir adli tıpçının satırlarını kıl, tükürük, parmak izi gibi minicik şeylerden yola çıkarak büyük vakaları çözen bir adli tıpçı titizliğiyle irdeliyoruz.
"Bu kitaba adını veren "Her çikolata yenmez"de, bir kepek tanesinden DNA elde eden moleküler biyologu kutlayacak, "Balıkların arasında Rolex'libir ceset"teki otopsi teknisyeninin dikkatine hayran kalacak, "Olay yeri incelemesi ne kadar sürmeli?"deki iki kadın polisin sabrına şaşacak, efsanevi polis müdürü sevgili Dr. Henry Lee, "Tevfik'lerin sabun kokan halısı"na yanağını dayadığında, şapkanızı çıkartacaksınız."
Kitapta bir çok parlak polis ve adli tıp uzmanının öyküsü var. Bunların içinden kadın olanları nasıl seçip öne çıkardığına dikkat edin. Moleküler biyologun cinsiyetini söylemiyor çünkü o bir erkek.
"Önceleri, sadece erkeklerin hakim olduğunu sandığım dünya, iki yerde değişti. Bunlardan ilki, Sağlık Bakanlığı'ydı. Müsteşarından daire başkanlarına, bilgili, deneyimlive güçlü kadınların görev yaptığını görmek, beni mutlu etti. Diğeri, 2006 yılında yeni binasına taşınmış olan, en ileri teknolojilerle donatılmış kriminal laboratuvardı. Her biri işinin ehli uzmanlar arasında, özellikle DNA analizleri bölümünde görevli genç, motivasyonu yüksek, bilgili, bakımlı (üstelik çok da güzel) kadın meslektaşlarla sohbet etmekten büyük keyif aldım."
Bakın, bu kadın 1949 doğumlu. İlk yetişkinliği 1970'lere gelir. Yani "erkek egemen"liğin tasfiye edildiği, kadın şirket patronlarının, akademisyenlerin, vekillerin, meslek erbaplarının çoktan görülmeye başladığı yıllara. Buna rağmen dünyaya erkeklerin hakim olduğunu sanması ancak feminizmle açıklanır. Bu kadın bilimsel altyapısıyla çelişen bir ideolojik zihniyetten 2000'lere gelindiğinde bile kurtulamamış. Veya tersi olmuş ve yaşı ilerledikçe bu hurafe kafasında yer etmiş de olabilir. Çünkü feminizmin iyice kızıllaşıp erkek düşmanlığı kıvamına gelmesi Türkiye'de 1980'lerde başlar, 2000 sonrası AKP döneminde patlama yapar. Burada feminizmin gerçeklere nasıl takla attırdığının bir sonucunu görüyoruz: Kadınlar egemen oldukça feminizmin "erkek egemen" hurafesi derinleşiyor. Hava ısındıkça feministler üşüyorlar.
"Mata Hari'yi idama götüren makyaj çantası" bölümünde yazar Mata Hari'nin aslında casus olmadığının ve boş yere idam edildiğinin 2017'de anlaşıldığını anlatıyor. 150 adamın yatağında girdiğini kendi söylediği bu kadın hakkında "koca dayağı yemese ve bir Rus askerini sevmese, idam mangasının karşısına çıkmazdı" diyebiliyor. Sanki 150 erkekle birlikte olmuş bir kadın başını bağlar bağlamaz değişebilirmiş, mutlu bir yuva kurabilirmiş gibi. Koca dayağı nedeniyle boşandığının hiç bir kanıtı yok. Bu Mata Hari'nin kendi iddiası. Yazar sözüm ona kadına yönelik casusluk iddialarını çürütmek için yazdığı bu bölümde kadının iddialarını sorgulamadan kabul ediyor. Adli tıp deneyiminin kazandırdığı bilimsel bakış bu olsa gerek! Dilimizde en ağır argo nitelemelerin bile kösnüklüğünü betimlemekte yetersiz kalacağı bu kadını bakın nasıl övüyor:
"Ama O gece, annesinin Hint prensesi, dedesinin Endonezya kralı olduğu masallarına inanmaya dünden razı milyonların dünyasına bir yıldız düştü. Erkekleri çıldırtacak ve tüm zamanların hakkında en çok şey uydurulacak güzel kadının Malayca bir adı vardı artık: Mata Hari."
Adli tıpın Amerika'daki dikkat çekici başarısı olarak sözünü ettiği "Masumiyet Projesi" ile suçsuz olduğu anlaşılıp hapisten çıkan mahkumların hemen hepsinin erkek olduğuna bir kez bile değinmiyor. Çünkü bu bilgi yazarın ilgi alanına girmiyor. Ha, bu arada, Amerika'da erkek mahkumların özellikle de tecavüz, çocuk istismarı gibi suçlardan girmiş olanların temel insan haklarına erişimi yoktur. Mahkumiyetleri işkenceyle geçer. Ama biz feministiz, bize ne bundan?
"Başkan Clinton döneminde sekiz yıl görev yapan ve Amerikan tarihinin ilk ve tek kadın adalet bakanı olma özelliğini hâlâ taşıyan Janet Reno..."
Yazar ABD'deki kadın bakanların bir listesini tutuyor olmalı. Her bakanlığa bir kadının oturması gibi koşul varmış gibi yazmış. Verdiği bilgi anlattığı öyküye hiç bir şey katmıyor.
İncelemenin gerisini ekleyemiyorum, sitede arıza çıkıyor. Alıntı yaparak devam edeceğim.