Gece gündüz düşünüp, gerçekleştirmek için ömrünü adadığın, hayaliyle yaşadıklarının "sonunda kavuştum"unu yaşamanın zorluğu. Evet, çaba ve umut var ama aynı zamanda bir yorgunluğu da var hikayenin. Balıkçı bir yerde "keşke seni yakalamasaydım balık" diye pişmanlığını yansıtıyor. Çünkü ulaşmakla zorluklar bitmiyor. İnsan yaşamında sadece ulaşmak istediğine odaklanıyor ama ötesi de var: ulaşsan da o çetrefilli uzun yol devam ediyor. Çünkü biz sadece istediklerimize ulaşırken yolda değiliz. İstediklerimize ulaşana kadar onların umuduyla yolcuyken ulaştıktan sonra onların getirdikleriyle yolcuyuz. Bize kattıklarıyla ve bizden götürdükleriyle o süreç devam edip gidiyor. Ayrıca son kısımda turist kadının balık iskeletinin "atılacak bir çöpten başka bir şey olmadığını" düşünmesi de güzel bir detaydı bence. Bunu şu şekilde ifadelendiriyorum: Balıkçı için balık iskeleti umudun ve savaşın simgesi olarak yaşamda verdiğimiz mücadeleyi simgeliyor. Turist bize yabancı olan, bizi tanımayan insanları simgelerken o yabancının balık iskeletini sadece bir iskelet olarak görmesi yaşadığımız zorlukların ve verdiğimiz mücadelenin etrafımızdakiler tarafından çıplak bir şekilde anlaşılmayacağını simgeliyor.
Sözün özü sevdim.