Rana

Rana
@iamsherlocked_
64 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
@iamsherlocked_·
·
sabitlendi
"Suyun bulandırılmış olması" bilimsel gerekçesiydi kurdun. Irmağın üst tarafından bildirdi bunu kuzuya. Kuzu bu bilimsel iddianın sonuçlarını düşünerek tepeden tırnağa ürperdi ve "Aman efendim siz yukarıdasınız ben aşağıdayım. Su yukarı doğru akmıyor ya!" diyerek bilimin kendi yanında olduğunu göstermeye çalıştı. Kurt durur mu, hemen hakaret davası açtı kuzuya. Geçen yıl bir kuzu babasına sövmüştü. "Sen değil misin o?" diyerek kuzuya suçunu itirafta zorladı. Kuzunun avukat tutacak zamanı yoktu. "Aman efendim nasıl ben olurum? Daha doğmamıştım ki geçen yıl!" diyerek,suçun işlendiği tarihte olay mahalinde olmadığını ispat etmeye çalıştı. Kurt bilimsel ve hukuki gerekçelerin işine yaramadığını görünce, iştahını sakladığı örtünün altından çıkartarak bağırmaya başladı: "Dil ebesisin sen! Her şeyin cevabını buluyorsun. Buluyorsun ama ben yine yiyeceğim seni!"
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Rana

, bir kitap okudu
Puan vermedi·132 syf.·
2023 6. kitabı
Takashi Murakami
8.8/10 · 1.025 okunma
Toplum. Toplumu az da olsa anlamaya başladığımı hissediyordum. Toplum bireyler arasındaki mücadeleden ibaretti ve hiç kimsenin bu mücadeleyi oracıkta kazanmaktan başka şansı yoktu. İnsan başka bir insana itaat etmez. Köleler bile alçakça öç alır. Bu yüzden insanların tek bir oyun hakkı vardır ve bu oyunu kazanmak zorundalardır. Herhangi bir şeyi överken tek amaçları işlerine yarayacak başka şeyler elde etmek. Toplumun veya bireyin üstesinden gelecek tek şey yine birey. İçinde boğulduğum okyanus ise toplum değil birey okyanusu. İşte bunları düşündükçe bu okyanusun yanılsamasından korkmamaya başardım. Eskiden yaptığım gibi çekingen davranmaktan vazgeçip hayatla yüzleşirken yavaş yavaş utanmaz olmayı öğrendim.
Aşık olmak. Aşık olunmak. Aşk ne kadar bayağı, ne kadar banal, aynı zamanda ne kadar boş bir duyguydu! Son derece trajik bir durumun içinde olsam bile bu kelime kulaklarıma çalındığı anda kalbime inşa ettiğim hüzün tapınakları yerle bir oluyor, bomboş bir ruh haline bürünüyordum. Kulağa biraz tuhaf gelecek ama dillerden düşmeyen "aşk acısı" tabirini "sevilmenin huzursuzluğu" gibi edebi bir ifadeye çevirdiğimde hüzün tapınakları sapasağlam durmaya devam ediyordu. Garip şey gerçekten.
Sayfa 28·Kitabı okudu