·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Eylül 2022 14:45 cinsel şiddet, içinde bulunduğumuz kültürün maalesef bir parçası.
"erkeklerin tanımladığı şekliyle cinsel şiddet, erkeklerin kadınlarla günlük yaşantımızın karşılaştığı tümüyle normal ilişkileri içinde tasarımlanabilir. cinsel şiddetin uygulanabilmesi için ne özel koşullara ne anormal erkeklere ne de hafif kadınlara ihtiyaç vardır."
"kadın için zor olan ise ne kadar dost görünse de, her erkeğin şiddete başvurabileceği durumu idi."
faillerinin yalnızca sapık, psikolojik sorunları olan, anormal, kötü ve aşağılık insanların olabileceğinin düşünüldüğü bir şiddet türü. yapılan araştırmalar ise bunun tam tersini söylüyor: görünürde normal ve iyi huylu olarak bilinen, birilerinin eşi, birilerinin çok sevdiği arkadaşı, birilerinin aile üyesi olan insanlar da bu şiddeti gösterebiliyor. yani, potansiyel bir tecavüzcünün ortaya çıkabilmesi için tek sebep tecavüzcünün varlığıdır. fail veya mağdurun herhangi bir özelliği cinsel şiddetin gerçekleşmesinde çok az rol oynar, hatta hemen hemen hiçbir zaman rol oynamaz.
tecavüz kültürünün bir parçası olan tecavüz mitleri, çok yaygın olduğu için düşüncelerin şekillenmesinde de fazlasıyla rol oynuyor. kadınların cinsel şiddeti tahrik ettiği, gizli gizli tecavüze uğramak istediği, rızaları dışında cinsel şiddet yaşamasının mümkün olmadığı; erkeklerin cinsel şiddet uygulamasının içgüdüsel bir olgu olduğu gibi bu mitler, toplumun çoğu tarafından kabul edilir durumda. tecavüz mağdurları, bu mitler yüzünden kuşkulanacakları, yargılanacakları ve suçlanacakları korkusuyla en yakınlarına dahi yaşadıkları şiddeti anlatamaz duruma gelirler: "tecavüz mitleri aynı zamanda cinsel saldırı kurbanının iki kez cezalandırılmasına hizmet ediyor: birinci olarak tecavüze uğramak, ikinci olarak ise suç ortağı, hatta gerçek suçlu olarak gösterilmek."
"kimse her an şiddetin kurbanı olabileceği bir yaşamı sürdürmek istemez."
ancak hemen hemen her kadın, bu korku ve tedirginlikle yaşamlarını sürdürmektedir. gece geç bir saatte yürüyüş yapmaktan, herhangi bir insanla kapalı bir ortamda baş başa kalmaktan çekinmekte; takip edilme korkusuyla evine her seferinde farklı bir yoldan gitmek, taksiye binerken veya yeni tanıştığı bir insanla buluşurken canlı konumunu atmak, yanında biber gazı veya kesici/delici alet taşımak gibi önlemler almak zorunda kalmaktadırlar. tabii, bunlar sadece kendi günlük yaşamımdan verdiğim örnekler.
"zaman bütün yaraları iyileştirmiyor. bedenlerinde cinsel şiddeti bir kez bile yaşamış olanlar, ömür boyu bunun izlerini taşıyor. çaresizlik, teslimiyet, kirlenmişlik, kişisel sınırların çiğnenmesi duyguları unutulmuyor."
bu mitleri besleyen tüm ön yargıları ve kalıpları geride bırakıp, mağdur suçlayıcı bakış açısını yerle yeksan etmek ve dünyayı herkes için eşit ve güvenli bir yere getirmek mümkün mü?
belki, bir gün.
peki şu anda neler yapılabilir?
"aslında yapılması gereken, bu tür davranışlar erkek düşmanlığı olarak lanse edilse de, kadınların kendilerini korumaları, mücadele etmeleri, kendilerini savunma yöntemlerini öğrenmeleri konusunda cesaretlendirilmeleridir; tabii spor kurallarının gerektirdiği bir dürüstlükle değil, işin gerektirdiği tüm kirli hünerleriyle birlikte. çünkü cinsel saldırı dürüst sportif bir faaliyet değildir. erkekler, kadınları ele geçirilecek nesneleler olarak gördükleri sürece bu tür tedbirler zorunludur."
mağdurların yanı sıra faillerin de röportajlarına yer verip, bu kültürün gerçeklerini olduğu gibi yansıttığı için oldukça yararlı bir kaynak olduğunu düşünüyorum. mutlaka okunmalı.