·476 syf.····Okunma: 02 Eylül 2022 17:02 Ve sonunda sindire sindire okuduğum eserin bitimi. Çok güzel başlayan bir şaheser ."Çünkü hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz. Yazı hariç. Yazı hariç. Evet tabii, tek teselli yazı hariç.”
Gizemlerle dolu, soyut, mistik, retorik iç monologların olduğu zor bir kitap. Hakkında ne kadar çeşitli fikir ayrılıkları da olsa bence alkışlanmayı hak eden bir roman.
Kendini arayan bir başkahraman, içinde kendini arayan padişahların olduğu hikayeler, kendilerini arayan, bulan kuşlar ve yine o hikayelerin içinde ayrı hikayeler derken iç içe geçmiş öykülerle dolu sayfalar. Sayfaları bazen uzadıkça uzayan cümleleri düşünüp çevirirken yazma sürecini düşünüyorum yazarın, beş yılda bitirilmiş roman yer yer iç sıkıntılarıyla ,tıpkı ismi gibi kara günlerden geçmiş bir ruh halini yansıtıyor okuyucuya .Fakat yansıtmıyor sadece düşündürüyor. İstanbul kişiliğine bürünmüş Türkiye’yi düşündürüyor mesela ve o kişilikte yer bulmuş Alaaddin’in sihirli lambası gibi umut vaat eden Alaaddin’in Dükkan’ı var. Bu dükkan “dile benden ne dilersen “ der gibi müşterilerinin hafızalarının kuytu köşelerinin, çocukluklarının, arzularının yansımaları gibi ürünler satıyor âdeta. Rüya ve Galip gibi yarısından fazlasının en az amca ve teyze oğullarıyla evlenmiş, uzayan eski apartmanların orta yerlerinde ya da hep bir yerlerde olan küf, is ve karanlık kokan o boşluklardan gelen sesler ve hislerle belleklere kazınmış çocukluk öyküleriyle, yarıdan fazlamızın hikayesini barındırıyor belki de.
Değindiği “Hurufilik”,”Mesnevilik” gibi konularla mistik bi yola düşürüyor okuyucuyu ama bu yolda sürekli de yer değiştiren kişiliklerle molalar verdiriyor.
Kaybolan eşini arayan bir “Galip” var, mesela. Galip aslında kaybolan ya da hiç kaybolmamış ,çünkü zaten bulamadığı kişiliğini, kendini arıyor. Kendini ararken Rüya’nın eş zamanlı kaybolduğu kardeşi (Galip'in kuzeni)köşe yazarı Celal Salik te kayıptır. Celal’i de arayan Galip aslında hayatı boyunca yerinde olmak istediği, olmak istediği kişiyi arıyor. Ve ararken şöyle diyor, dedirtiyor yazar, belki de bir şeyleri arayan kendi ruh halini yansıtarak; “Kimse kendisi olamaz bu ülkede! Yenikler ve ezikler ülkesinde var olmak bir başkası olmaktır .Bir başkasıyım, o halde varım! Peki ,yerinde olmak için can attığım o bir başkası da sakın bir başkası olmasın?”
Üzerinde düşünülesi bu son satırlar kocaman bir tokat vuruyor tarihimize sanki fakat öyle bir tokat ki kızdırmıyor ,düşündürüyor, romanın yazıldığı dönemi, sonraki zamanları sanki önceden hissedilmiş gibi…öldürülen gazetecileri, darbe zamanlarının katı yüzünü ve daha bir çok şeyi.
Herkese şimdiden iyi okumalar...