·236 syf.····Okunma: 02 Eylül 2022 20:12 Ölüm bir varmış bir yokmuş.
Kitabı okumaya başladığımda az çok neler anlatılabileceği, neler hakkında farkındalık oluşturabileceğini tahmin edebiliyordum.
İnsanoğlu ilk varlığından bu yana elindekilerin kıymetini bilme noktasında hep bir noksanlık barındırıyordu.
Kitabın ilk kısımlarında ölümün ülkeyi terk ettiği haberi ile başta oluşan sevinç(ölümsüz olmanın verdiği) bir zaman sonra kendini tükenmişliğe, umutsuzluğa bırakıyordu.
Aslında ben şu şekilde ilerleyeceğini düşünmüştüm. Ortaya çıkan ölümsüzlük beraberinde hastalıkları, sıkıntıları ortadan kaldıracak ve insanlar sonsuzluğu en güzel haliyle yaşayacaktı.
Ama yazar olayları tam bir gerçeklikle ele almıştı. Ölümsüzlük var ama yaşam ilerliyor ve beraberinde hastalıklar da eşlik ediyordu. Hasta yatağında ölümü bekleyen kişiler biran da umduğum gibi iyileşmiyor ve oldukları gibi kalmaya devam ediyor, umutsuzluğun ve bir sonraki adıma geçememenin verdiği ıztırapla yaşıyordu. Ailelerin hastalarına derman olamanın verdiği çaresizliğini gözler önüne seriyordu.
Bir toplumda geneli ilgilendiren bir sıkıntı varsa buna üzelenler olduğu gibi sevinenler de mutlaka olur ve kitapta anlatıldığı üzere ölümün ortadan kaldırılmasına üzülen cenaze levazımatçıları, sigorta şirketleri, yaşlı bakım yuvaları vardı.
Bununla birlikte ölüm sadece bu ülkeyi terk etmiş komşu ülkelerde normal haliyle devam ediyordu. İşte tam burada işi fırsata çeviren bir grup ortaya çıkıyordu. Para karşılığı hasta yatağında ölemeyen hastaları sınırlara taşıyıp, sınır çizgisinde ölümü kendiliğinden gerçekleşen insanları defneden grup.
Kitabı okurken şunu düşünüyor insan; siyasicisiden, papasından, katedralinden, düşünüründen, protestanından, cumhuriyetçisinden yani halkın her kesiminden herkesin bir yorumu vardı. Kimi iyi, kimi kötü...
İnsanoğlu bir şeyin kıymetini yokluğuyla daha iyi anlıyor.
Ben kitabı 2 kısım olarak ele aldım.
1.kısım ölüm yok olduğunda
2.kısım ölüm yeniden var olduğunda
2.kısımda ölüm biran da bir duyuru yaparak ülkeye geri dönüyor ve bu haberi ülkeye duyurmak adına Televizyon Genel Müdürüne mektupla haber veriyor. Bu şekilde ölümün dönüşü tüm halka duyruluyor.
Bu kısımları çok derinlemesine anlatmak istemiyorum okuyan kişilere sadece bir bildiri olmuş olsun.
Sadece şurayı yazmadan geçmek istemedim. Ölüm dönüşünü bir mektupla bildirince ve mektubun sonuna imza olarak küçük harflerle "ölüm" yazınca buna takılan bir dilbilgisi uzmanı oluyor.
Bu tür durumlarda hep işin aslından ziyade önemsiz kısmıyla ilgilenen, sadece kuru kalabalık yapan birileri her zaman oluyor.
Ölümün imla hatalarına takılan bu dilbigisi uzmanına yine cevap ölümden geliyor. Bu kısmı direk kitaptan yazarak paylaşmak istiyorum: "Ben Ölüm değilim, yalnızca ölümüm, sizin hayal gücünüz Ölümün kıyısından bile geçemez, siz insanoğulları yalnızca gündelik ölüm olan beni tanıyorsunuz, bu bölümü bilerek böyle yazdığım kayda geçsin, dilbigisi uzmanı da bunu böyle bilsin...." şeklinde devam ediyor.
Kitabın bundan sonraki kısmı okuyanların merakına ve ilgisine bırakıyorum.
Sonuç olarak;
Yazar en küçük ayrıntısına kadar her kesimden insanın olay anında verdiği tepkiyi çok güzel anlatmış.
Varlığıyla kıymeti olmayan şeylerin yokluğuyla insanı nasıl terbiye ettiği gözler önüne seriliyor.
Kitabın anlatımı yalın ama ağır ilerleyebiliyor.
Yazarın ilk okuduğum kitabı ama devamı da gelecek ; çünkü hitabeti , anlatımı , olay kurgusu ve okuyucuya vermek istediği mesaj benim için olması gerektiği gibi.