Gönderi

Felsefeye Tatlı Bir Giriş
Puan vermedi·80 syf.··
2022 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2022 13:24
Öncelikle en son söyleyeceğimi en başta söylemek istiyorum. 6 yaşında henüz okula yeni başlayan bir kız babası olarak, kızım için Felsefenin hayatının merkezinde yer alan düşünsel, entelektüel bir etkinlik olmasını arzu etmem dolayısıyla, bu kitabın; felsefeye olumlu yaklaşan kimselerin ve özellikle gençlerin hevesini ilgiye, sevgilerini tutkuya dönüştürerek, onları, en insani eylem olabilecek insan sevgisini artırabilecek ve yaşamı en güzel şekliyle anlamaya ve açıklamaya çabalama açısından en azından başlangıç adına yararlı olduğunu düşünüyorum. Felsefe; insanın hakikati anlama, bilme ihtiyacını karşılar. Bunun yanında kişiye eleştirel bakış açısı kazandırır. İnsan, düşünen bir varlık olması bakımından diğer canlı türlerinden ayrılır, felsefe, insanın bu fonksiyonunu kullanıp geliştirmesine olanak sağlar, yani insanı insan olma bilincine ulaştırır. Yazar, öncelikle bu kitabı neden yazdığıyla ilgili bilgi verir okuyucuya. Felsefenin korkutan bir faaliyet olmadığını, düşünen, akıl yürüten, fikir üreten herkesin Felsefe yapabileceğini belirtir. Amacının Felsefe hakkında hem anlaşılır hem de doğru fikir vermek olduğunu ve Felsefeye ilgi duyan ve bu güzel dili öğrenmek isteyen çocuklara, gençlere yararlı olmak olduğunu belirtir. Bu kitabı 4 yan başlık altında toplayan yazar. Her başlığa açıklık getirmeye girişir. 1- Doğru Fikirleri Aramak: Filozofların arzuladığı şey hakikatin bilgisine ulaşmaktır. Filozoflar hakikati fikirler alanında ararlar. Meselâ: Ahlâk nedir? Davranışlarımızı neye göre belirleriz? Herkes için geçerli bir ahlâk yasası var mıdır? Gibi sorulara olabilecek en iyi, en doğru fikirler üretmektir. Fikirleri oluşturan felsefe değildir. Felsefenin amacı doğru fikirlerle yanlış fikirleri birbirinden ayırmaktır. 2-Bilge Olmak ya da Bilgin Olmak: Yazar, Filozofların bilge olmadıklarını ama bilgeliği aradıklarını,bilgeliği bulmayı arzuladıklarını söyler. Batı Felsefesi Tarihini iki döneme ayıran yazar, ilk dönemin yani Antik Çağ dönemi filozofların bilge olmak istedikleri dönem olduğunu, buna karşılık ikinci dönemin yani Modern çağ dönemi Filozofların bilgin olmak istediklerini belirtir. Bilgelikte kişi kendisini dönüştürürken, bilginlikte ise kendi dışındakileri dönüştürür. Çünkü Modern dönemin felsefesinin rüyası artık bilgeliği aramak değil, bilim olmuştur. Arzusu yaşamı dönüştürmek değil, fikir sistemi oluşturmaktır. Böylece yazar Felsefenin geçirdiği değişimi detaylara inmeden anlatarak okuyucunun ilgisini çekmeyi başarıyor. 3- Sözcüklerin Yolunu İzlemek: Fikirler, sözcükler aracılığıyla dile getirilir. Yani felsefe sözlerle kurulan, söylemlere bağlı bir faaliyettir. Sözcükler, hem doğru fikirlerin hem yanlış fikirlerin kaynağıdır. Filozoflar felsefelerini yaratırken sözcüklere ihtiyaç duyarlar. Hangi sözcüklere? Tabi ki, fikirlerini en doğru biçimde açıklayabilecekleri sözcüklere... Bu bölümde yazarın, sözcük ve sözdiziminin, fikirleri mantıklı bir biçimde ifade etme yönünde ne derece belirleyici olduğu üzerinde duruluyor. 4- Özgürlüğe Giden Sayısız Yol: Bu bölümde Metafizik, Mantık Siyaset, Ahlâk gibi felsefeye ait görülen temalar üzerinde şaşırtıcı ve düşündürücü fikirler geliştiren yazılara yer verilmiştir. Bunun dışında yazar, Psikolojinin, insan ruhunu inceleyen bir bilim dalı olması bakımından, önceleri Felsefenin kapsamında yer alan bir bilim olduğuna da değiniyor. Son sözü kitabın sonunda yer alan bir paragrafla kapamak istiyorum: "Hiç kimse bütün kitapları okuyamaz ve bütün müzikleri dinleyemez... Önemli olan fikirler arasında kendi yolunu bulmandır."
Kızıma Felsefe ÖğretiyorumRoger-Pol Droit · Say Yayınları · 2013365 okunma
·
304 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.