10/10
·96 syf.··
2022 27. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2022 02:30
Doğru zamanda okunmazsa halihazırda var olan sancıyı artırması, geçmişinizdeki herhangi bir şeyle özdeşleştirme ihtimaliniz varsa tetiklemesi muhtemel olan kitap. Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde, olsun gözüm olsun, ne olacaksa olsun diyen Ahmet Kaya’ya dönüşmeniz ihtimalinden söz etmiyorum bile. Bana tam olarak hangisi oldu bilmiyorum, sulu göz Necla olarak buldum kendimi. Üzüntüden Nastenka’ya sinirlenemedim. Hoş, sakin kafaya da sinirlenmezdim muhtemelen zira burada mevzu Nastenka değil. En azından benim algılayış biçimimde. Spoiler içerebilir, kitabı okumadıysanız ve bir şekilde yolunuz bu incelemeye düştüyse bence devam etmeyin. İki ana karakterimiz var. Anlatıcımız ve Nastenka. Ben iki karakteri de içselleştirmiş bulundum galiba ki kendi hayatıma dönmekte zorlandım veya bir oturuşta bitirdiğim için de bocalamış olabilirim. Her neyse. Nastenka’da bana göre tek problem ciddi anlamda kötü olarak nitelendirebileceğimiz bir deneyim yaşattığı adamla hâlâ kontakta kalmaya devam etme çabası. Bence insanlar gerçekten kendisini seven birine bunu yapmamalı. Kendisini seven kişi bunu istediğini söylese bile. (ki anlatıcımız her şeyi bırakıp gitmeye zaten hazır, kontakta kalma çabası olan tamamen Nastenka) Özellikle kendi “mutluluğunu” bulan bir insanın arkadaki yaralı insanın hayatında kalma arzusunu normalize etmesi çok yaralayıcı, duygusallığı bir kenara bırakırsak tam tabiriyle yersiz. Anlatıcımızı yarı yolda bırakmasına değil, buna takıldım açıkçası. Herkes herkesi terk edebilir, herkes kendi yüreğinden mesuldür ama adamı bulutların üstüne çıkarıp güm diye yere bıraktıktan sonra da toz pembe mektuplar atıp bağışlanma dilemezsin be Nastenka. Elbette kalbinde dilersin bunu, ama yüzün olmaz, o azap farklı bir azaptır çünkü, kalemin gitmez artık o adama yazmaya, kan damlar... Tabi insanlar türlü türlü. Birimizin aklının almadığını diğeri doğal karşılayabiliyor. Bkz. Nastenka'nın belki bazı kişilerce "kazık atmak" olarak nitelendirilebilecek hareketini finalde gönderdiği o "rosy" mektuba tercih ederim. Esas noktalara gelince… Yapayalnız bir anlatıcımız var. Petersburg’u anlatma şekli ve oradaki yalnızlığı bana bir dönem İstanbul’un en mutlu semtlerinden birinde kendi yaşadığım hayatı hatırlattı. Bilen bilir İstanbul’un bazı semtleri şehrin mutluluk ortalamasını yükseltir. Semt güzeldir, eşsizdir, refah düzeyi yüksektir, kendinizi eve kapatacak değilsinizdir ama eksik bir şeyler vardır sizin için ve dolaştıkça gezdikçe tanımlamakta zorlandığınız o eksikliği daha derinden hissedersiniz. İnsanların yüzlerine aşinasınızdır ama bir tanışıklığınız yoktur. Ve en acısı da herkes gider gelir, yazlığa oraya buraya, karşıya geçerler bazen “çılgınlık” olsun diye, memleketlerine giderler ama siz gemi kaptanı gibi hep oradasınızdır. Üstelik kaptan gibi herkesten sonra da çıkamazsınız oradan. Hiç çıkamazsınız. Sonra o yalnızlık katlanır, büyür gider. O semt İstanbul’un mutluluk ortalamasını tek başına yükseltir, siz de tek başınıza o semtin mutluluk ortalamasını düşürürsünüz. Anlatıcı gibi hayalperest bir bünyeniz varsa o yola kaçarsınız, aksine taş gibi gerçekçi bir insansanız hiçbir yola kaçamazsınız. Her iki halde de “Allah bize rahmet eylesin” dedikleri… Anlatıcı gibi hayalperest bir insansanız size şefkat gösteren ilk insana körkütük aşık olursunuz, hayallerden fersah fersah uzaksanız aşık olmak nedir unutursunuz. Nastenka ise hikayesi bambaşka olan bir kadın. Anlatıcımıza başka bir adama olan aşkını anlatıyor, adamı öldürse daha iyi bir yerde. Ama ben bunun için Nastenka’yı suçlayamadım. Neticede daha en baştan bana aşık olmayın diye kim kimi uyarır değil mi… Zavallı anlatıcımız. Dedim ya, herkes kendi yüreğinden mesul. Nastenka da isterdi anlatıcımıza aşık olmayı, anlatıcımızın o sevdiği adam olmasını. E olmayınca olmuyor. Yapacak bir şey yok. Yukarıda belirttiğim yersizlik saklı tabi, ah Nastenka ah, gider ayak topu taca çıkardın. Sanırım inceleme yapmakta en zorlandığım kitaplardan biri oldu. İncelemeyi yaptığım saate bakılırsa muhtemelen rüyamda St. Petersburg’u göreceğim. Ufacık bir sevgi kırıntısına bile ömür boyu minnet duyacak kalbi taşıyan anlatıcımızı görmeyi daha çok dilesem de.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · İletişim Yayıncılık · 2004102,4bin okunma
·
288 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.