5/10
·200 syf.··
2022 54. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2022 14:18
·
Paulo Coelho'nun Simyacı'sını tekrar tekrar fethetmiş, o zamanlar kapılıp gittiğim Coelho rüzgarlarında şimdi çok manasız bulduğum Işığın Savaşçısının El Kitabını' da alıp okumuştum. Şu sıralar ölüm ve din hakkında çok okuyup araştırıyorum, bu yüzden bu kitabı okumak için iyi bir zaman olduğunu düşündüm. Ben o hepimizin bildiği insanlardanım: Kitap okurken bol bol kurşun kalemle cümlelerin altını çizmeyi seven türden. Eskiden okuduğum bir kitabı açtığımda "Bu cümleyi o zamanlar çok sevmişim." diye düşünmek bana küçük çaplı bir nostalji yaşatır, hani aynı nehirde iki defa yıkanmayız ya, nehrin o anında kim olduğumu hatırlarım. Bazen "Bundan mı etkilenmişim!" demek, bazen o cümlenin aynı ilk okuduğum andaki kadar zihnime sirayet etmesi beni etkiler. Bu kitap bana özellikle sonlara doğru "İnsanlar sosyal medyada yazdıklarımı paylaşsın, bol bol altını çizsinler." diye yazılmış izlenimi verdi. Kitabı son derece yapmacık ve gerçeklikten uzak buldum. Kitapta bolca deli güzellemesi yapılıyor ve dahi olan herkesin deli olduğu gibi o son derece popüler kültür uydurması cümleler geçiyor. Kitap üç beş psikoloji kitabının sayfası karıştırılarak yazılmış, kitabın her yerinde "psikolojik tespitler" olmasına rağmen hastanenin psikiyatristi Dr. İgor, Freud'dan "Avusturalyalı hekimin biri" diye bahsediyor. Sanırım kitabın yapmacıklaşması bende tam olarak burada başladı. Kitapta herkes öğüt veriyor, herkes felsefik konuşuyor, herkes dahice olduğunu düşündüğü şeyler söylüyor, tüm dahiler deli ya çünkü, tüm deliler de dahi yani, eğer bilmiyorsanız :) Kitapta birtakım anarşizm güzellemeleri de var, yine tespitler havada uçuşuyor. Bir yerde hikayede hiç görmediğimiz kadının astral seyahat tecrübesinden bahsediliyor, bağlamdan tamamen kopuk bir bölüm, sırf spiritüelizm vurgusu yapılmak için konulmuş. Veronika'nın Eduard'ı cinsel ilişkiye zorladığı yerde iliklerime kadar tiksindim. Anarşizm bu ya çünkü, isteyen istediğini istediği yerde yapar. Sonra tabii ki aslında çocuğun da ilişkiyi istediğini ama kendini zorla tuttuğunu okuyoruz, taciz bi yerde meşrulaştırılmalı çünkü. Kitabın son 30-40 sayfasını okuyamayıp detaylı özetini okudum. Veronika kalp krizleri, nöbetler geçirmesine rağmen ne olmuş, aa, mucizevi bir şekilde doktor yirmi dört saatten az süreniz kaldı dediği gün, ölmemiş de hayatta kalmış. Sonradan anlaşılıyor ki ilaçlar iyi gelmiş, Veronika'cığımız da kurtuluvermiş. Böylece masalımız da mutlu sonla bitiyor, çünkü Coelho o kadar yaşam güzellemesi yapıp cümle altı çizmelik kitap yazmış, eğer mutsuz sonla biterse insanlar almaz mazallah. Patron mutlu son istiyor :) Kitabın en iyi diyaloğu Veronika'ya "Yirmi dört saatten az zamanın kaldı." denildikten sonra arkasından gelen bir güne ne kadar çok şey sığdırılabilirmiş konuşması. Yaşadığımız yıllar içinde bir günün tüm yıllar kadar önemli olduğu fikri güzel verilmiş, toplasan kesip biçsen 5-10 sayfa içinde. Benim tüm kitaptan beklediğim bu duyguyken, onca gereksiz felsefenin ve güzellemelerin dolduruşunun ardından 5-10 sayfa pek de yeterli gelmedi doğrusu ama kitaptan cımbızla çekip çıkarabileceğim tek yer burasıydı. Özeti okunsa yetecek bir kitap, 5/10. Veronika Ölmek İstiyor
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2015102,6bin okunma
169 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.