Merhaba dostlar
Çin'in dağlık bir bölgesinde yaşanan kuraklık sonrası çevredeki tüm köy sakinleri göç eder. Yetmiş iki yaşındaki ihtiyar bir adam köyünden ayrılmak istemez. Uzun yolları yürümeye gücünün yetmeyeceğini düşünür, ölürsem de köyümde öleyim, der. Yakıcı güneş yüzünden gözleri kör olan bir köpecikle birlikte köyde kalırlar.
İşte hikâye bundan sonra başlar. Güneşin, değdiği her şeyi kavurduğu, yiyeceğin giderek azaldığı, susuzluktan ve sıcaktan hiçbir şeyin yetişmediği köyde tüm umudunu bir mısır fidesine bağlayan yaşlı adamın ve köpeğin yaşam mücadelesi. En temel güdümüz olan hayatta kalma duygusunun ne kadar güçlü olduğu. Açlık, susuzluk, korku... Tüm duyguları yaşarcasına hissettiren muhteşem anlatımı ve en az o kadar muhteşem çevirisiyle; kısacık olmasına rağmen inanılmaz derinliğiyle çok severek okuduğum, etkiletici bir metindi. Çin edebiyatının yükselen değeri, bol ödüllü yazarın hayatı, politik duruşu, yazım tarzı da ayrıca incelemeye değer. Türk okuru ne mutlu ki bu değeri fark etmiş ve kitap on ikinci baskısını yapmış. Can Yayınları'ndan çıkan Patlama Kayıtları'nı da tavsiye ederim. Umarım yazarın diğer kitaplarını da okuma fırsatı buluruz.
Sevgiyle kalın
.