Bir eseri okumadan evvel onu kaleme alanın hayatını okumanın çok önemli olduğu kanısındayım. Kitapla bütünleşmek, onu anlamak ve -bence- keyif alabilmek adına bu bir zorunluluk olmalıdır.
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski 11 Kasım 1821 tarihinde Rusya'nın başkenti Moskova'da dünyaya geldi. O; sarhoş bir baba, hasta bir anne, yatılı okullarda geçen yalnız bir çocukluk, bitmeyen depresyon ve sara hastalığıyla mücadele eden bir dâhiydi.
Rusya'nın Avrupa ülkelerinden çok geride kaldığını düşünen aydın insanlar, bir reformun gerekliliğine inanıyordu. Dostoyevski reform fikrini benimseyerek, dönemin reformcuları arasına katılmayı tercih etti.
Petersburg Mühendislik Okulundayken ateşli fikirlerinden ötürü arkadaşları ona ''Ateş Fedya'' lakabını takmıştı.
O dönemin Rus Çarı olan I. Nikolay, çarlığa karşı yürütülen bu propagandalar karşısında sert bir tavır ortaya koyarak 23 Nisan 1849 tarihinde Dostoyevski ve arkadaşlarının -içlerinde Dostoyevski'nin ağabeyi de vardı- tutuklanmasını emretti. 1849 yılında tutuklanan Dostoyevski ve arkadaşları, tam 8 ay boyunca sorguya çekildi. Yapılan sorgulamaların ardından Dostoyevski ve arkadaşları, Noel'den 3 gün önce (22 Aralık 1849) idama mahkûm edildi. Dostoyevski aylarca öleceği günü bekleyerek hapiste kaldı. 22 Aralık günü gelip çattığında ise, 21 arkadaşı ile beraber gözleri bağlanarak infaz alanı olan Seminosvki'ye götürüldü. İnfaz edilmek üzere üçerli gruplar oluşturuldu. Dostoyevski 2. grubun son sırasındaydı. Önce ölüm fermanları okundu. Ardından nişanlar alındı. Tam her şey bitti derken bir atlı çıkıp geldi. Bir ses duyuldu:
"Dur! Gafur ve rahim çar hazretlerinin kutsal arzusu hükmü bozdu ve hafifletti."
İdam emirleri iptal edildi. Çar, tüm hükümlüleri affetti. Ancak devrim planı kuran bu yapılanma cezasız bırakılmadı. İdam cezası yerine 4 yıl kürek mahkûmluğu ve 6 yıl zorunlu askerlik cezasına çarptırıldılar. Bu dört yıllık kürek mahkûmluğu Dostoyevski'nin dönüm noktasıdır.
Bu bilgilerin ışığında Karamazov Kardeşler'deki Smerdyakov'un saralı oluşunda, Mitya'nın neredeyse bütün yaşamında ama özellikle suçsuz yere hüküm giymesinde, Alyoşa ve İvan'ın din konusundaki belli başlı düşüncelerinde; Dostoyevki'nin kendini dört kardeş üzerinden anlatıp sonsuza dek yaşatma çabasını gözlemlememiz mümkündür.
İlber ORTAYLI ''Bir Ömür Nasıl Yaşanır'' adlı kitabının 217. sayfasında Dostoyevski için söylediği ''Her şeyini okuyun ama 'Suç ve Ceza' ile 'Karamazov Kardeşler'i okumadan roman okuduğunuzu söylemeyin.'' cümlesiyle incelememi sonlandırıyorum.