Sabahattin Ali’nin eşi Aliye’ye ve kızı Filiz’e yazmış olduğu mektuplardan oluşan kitabıdır.
Yazdıklarını okurken hem hüzünlendim hem de mektuplardaki samimiyete hayran kaldım. Eşine ve kızına, ne şartlarda olursa olsun hiçbir şekilde umutsuzluk aşılamayıp onları hep daha iyisini düşünmeye teşvik etmiş Sabahattin Ali.
Eser onu aşk adamı, eş ve baba olarak üç farklı yönde tanımamızı sağlıyor.
Mektuplarda en dikkat ettiğim şey, Sabahattin Ali’nin hitap şekilleri oldu. Aliye ve Filiz’e öyle içten sevgi sözcükleri kullanmış ki tebessüm etmemek elde değildi.
Tanışmalarını, evliliklerini, kızlarının doğmasını, Sabahattin Ali’nin cezaevinde geçirdiği ayları, Markopaşa dergisinin aşamalarını, yazarın para sıkıntılarını, gelecekten umduğu güzel günlere inancını ve tarih ilerledikçe peşini bırakmayan özlemi okuyoruz mektuplarda.