Lise yıllarımda kulaktan dolma bilgilerle tanıdığım Dostoyevski’nin bir kitabı elime geçmişti. O yılların heyecanı vurdumduymazlığı ve dikkatsizliğine rağmen okumuş ve çok etkilenmiştim. Yeni bir korku edinmiştim artık daha çok dikkat edecektim hayatımdaki bazı şeylere. Hürriyetime , fikir özgürlüğüme, sahip çıkacaktım ve çıkmalıydım. Ve ne yapıp edip hapse düşmeyecektim.. İçimde oluşan bu hissiyatların sebebi bu kitaptı , yazarın Kurşuna dizilmekten kurtuluş Sibirya’ya sürgüne gittiği yıllarda edindiği izlenimleri yansıtan Ölüler evinden anılar bir asilzadenin hapishane anılarını yansıtıyor . Karakterler , karakterlerin analizleri , birden fazla kişi üzerinden yürütülen olayların işlenişi ve bağlanışı yayınlandığı yıl itibariyle henüz tanınmayan Dostoyevski’nin güçlü ayak seslerinin bir temeli olmuş bana göre..