Puan vermedi·208 syf.····Okunma: 11 Eylül 2022 11:48 Eğer biri bana idealist felsefenin kendi savunusunu nasıl üstlendiğini sorarsa; hiç çekinmeden: "Modern Çağın Sonu'nu oku!" diyebilirim. Kitap olağandışı saçmalıkların imlemesinin yanı sıra bir o kadar da müneccimlik taslamada oldukça başarılı. Kitabın en önemli kusurlarından biri ise; Marx'ın ifadesine benzer şekilde hiçbir şey bilmeden kendini her şeyi biliyormuş gibi göstermek. Her ne kadar bilimin de, bilim üretiminin de; var olan kültürle, dille, çağ ile ilişkilendiği noktasında haklı bir tavır takınsa da; bunu benzersiz bir mantık ve tutarsızlık hatasıyla idealizme kanıt haline getirmeyi başarıyor, ya da daha doğru sözcüklerle başardığını sanıyor. Küçük bir çocuk dahi çevresinin düşüncelerini etkilediğinin öyle ya da böyle farkındadır ancak John Lukacs ortalama bir çocuğun dahi düşemeyeceği bir hataya yaslanarak bilimin; yani dış gerçekliğin varlığını topyekün reddedişe gidiyor. Bir taraftan insanı etkileyen bir dış gerçekliğin doğrulanması öbür yandan bu dış gerçekliğin kendini diyalektik serimleyişini bundan da öte neden-sonuç ilişkisini belirsiz varsayımlara dayanarak reddetmek....Hatta ve hatta bizzat Marx'ı, Darwin'i, Einstein'ı ve Freud'u hiç anlamadan dar ve sığ bir yaklaşım örgüsüyle taşa tutmak... Neymiş; Heisenberg'in Belirsizlik ilkesinden dola çıkarak determinizmin meşruluğunu karalamaya çalışmak. Bilim gelişir, dönüşür, yanlışlanır ama hiçbir zaman bir bilim insanına ya da kendini tarihçi olarak serimleyen bir zat'a bu denli ileriye giden bir entelektüel ahlaksızlık yakışmaz. Bu bizzat ve bizzat bilim icra edeyim derken bilimi karalamakta başka bir şey değildir-tabii pragmatist amaçlar söz konusu değilse; eğer öyleyse durum daha da vahim...- Neymiş Marx milliyetçiliği kavramamış, Darwin insan ile hayvan arasındaki ayrımı görememiş, Freud psikanalizi kafasından uydurmuş, Einstein kuantum gerçeğini kavrayamamış... Tüm bunlar safsata, gerçeği çarpıtmak, başka bir şey değil. Tüm bu eleştiri oklarının içinde neden Hitler'den söz ederken-tarihin en büyük kıyımcılarından biri- bir kelime dahi olumsuz bir ifade kullanmazsın da tarihin büyük zekalarını olumsuzlama hakkını kendinde görürsün; başta da onların temel yöntemi olan determinizmi olumsuzlayarak, şöyle söylüyor sayın zat: "İster materyalist, ister idealist; ister mekanik ister manevi olsun determinizm daima yanlıştır." Burada yazılanlara postmodernizm damgasını vurmak hafif kalır, çünkü söz konusu olan gerçekliği reddetmenin ötesinde kendini gerçek görünümünde sunarak gerçeği topyekün karalamak, ona çelme takmaktır. Bilimi kavramadan bilim yapmak belki anlaşılabilir, bir deneme süreci olabilir ama bilimi anlamadan dünyanın en büyük bilim insanlarına kara çalmak son tahlilde ikiyüzlülükten, kolaya kaçmaktan başka bir şey değildir; bizzat ve bizzat sahi anamda burjuvazi alışkanlığıdır. İkincil olarak belirtmek gerekir ki bu kitapta yazılan her şey bir nevi sömürü düzenine hizmettir, mistifikasyondur, narsisizmdir, halkı uyutmaktır... Bundan bin beter kötü kitaplar da yazılmıştır ama benim şahsi kanaatim idealist felsefenin çelişkilerini ve tutarsızlıklarını görmek isteyen birinin kesinlikle aldanmadan, hataların farkına vararak okuması gereken bir kitap olduğudur ki tarihe katkısı da budur; gençlerin kafalarını bulandırdığı kadar olmasa da karşı tarafın düşüncelerini merak eden bilinçli gençlik için gereklidir.