Yola çıkarak macerası başlayan karakterin yolda anlatarak aslında öğrendiklerini konu alıyor. İnsanın yolculuğunu bir çembere benzeten yazar aslında yolculuk başladığı yerde bitiyor ve önemli olan yolu nasıl katettiğidir.
Yazar, arayışa koyulduğu dönemde seyahat etmeye karar verir. Bu yolculukta tanıştığı kişi ona yardım eder. Bu yardım sonrasında aradaki ilişki dostluğa dönüşür ve iki kişinin yaşamını etkileyen kararlar alınmasına vesile olur.
.
.
.
Bilgiyi ve fikri doğru sentezlemek gerekiyor. İkisini birlikte kullanabildiğinde diğer canlılardan üstün olabilir. Dogmalarla yaşamamalı insan. Kültür ve farkındalık anlamında kendini geliştirmeli.
Küsmüştüm her şeye. Biraz ona, biraz onu benden aldığı için İstanbul'a da küsmüştüm. Çünkü acizdim. Acıyla baş edecek gücüm yoktu. Bu bir ayrılık, bir kopuş gibi geliyordu bana. Oysa James'e anlatırken kendime öğrettiğim şey, kainatta ayrılığın olmadığı oldu. James rast gelmeseydi, sanırım kendimi asla ikna edemezdim buna.
Bir çok insan geldi geçti ve şimdi isimlerini bir kaçı hatırlıyor. Bu gerçeği fark ettiğinde yaşamak için bir sebebin olmalı. Bu sebebi bulduğunda sebepsiz hayata geri dönemezsin.
Hakikat basittir, karışık olan onu arayanlar.
Ölmek için değil, anlam bulmak için doğar insan.
Arama git bul! Yolun tuzağı insanı arama patikasına hapsetmesidir.
Tanrıya her an O'nunla olduğunu düşünmek, onun her yerde her şeyde olduğuna tanıklık etmek..