Okurken kendimi büyülü eşsiz cümleler içinde kaybedip bir çırpıda okudum. Hayatı boyunca hep tanınan çok konuşulan Madame Prie kralın gözünden düştükten sonra Normandiya’ya sürgün edilir ve yeni hayatını herkesten gizler tatile çıktığını duyurur. Normandiya’ya ilk zamanlar anın, gökyüzünün ve doğanın tadını çıkaran Madame Prie bir zaman sonra şatafatlı ve canlı Paris hayatını özler bu özlem günden güne ağır basar ve kendini yalnız hisseder. Eskisi gibi canlı bir hayat yaşayamamak, konuşulmamak Madame Prieyi inceden inceye öldürür. Hırslarının oyununa kurban eder kendini. Stefan Zweıg bir kadının hırsını, öfkesini ancak bu kadar güzel anımsatabilirdi.