"Bana Dokunma" serisini okumayı bugün bitirdim.
Yaklaşık 8 yıl önce, lise sıralarında tanıştığım bu seriyi yıllar sonra tüm kitapları çıktığında tamamlamak istedim. O bilindik hisse sarılmak istedim. Her şeyden uzaklaşıp kendimi seriye hapsettim. Yaklaşık 40 gün sürdü bu serüven. İlk olarak, yıllar önce okuduğum ilk üç kitabı (aynı heyecanla) tekrar okudum. Sonrasında diğer üç kitabı, karakterlere olan aşinalığım ve sonunun ne olacağına duyduğum merakla okudum.
Belki fazla genç işi fakat bana iyi geldi yine. Kendimi yeniden eskisi gibi hissettim. Beni iyi hissettirdi bu seri. İçinde kayboldum.
Kitaplara gelecek olursak, ilk üç kitap çok daha edebîydi ve heyecanlıydı bana göre. Bu demek olmuyor ki son üç kitabı beğenmedim. Aksine, dördüncü kitap (İnan Bana) çok akıcıydı ve sonunda heyecandan yerimde duramadım. Dördüncü kitap (Beni Kışkırtma) ise epey olaylıydı ve çözüme ulaşmaya çok yaklaşan bir kitaptı.
İncelemesini yazdığım bu son kitap ise beklentimin çok altındaydı. Bilemiyorum, belki olaylar yavandı, belki daha çok fazla şey olabilecekken kısa kesilmiş gibi hissettirmesinden dolayı böyle düşünüyorum. Gerçekten sevemedim son kitabı. Her şey nihayete erdi, evet. Fakat böyle mi olmalıydı? Bu tarz sonlar serinin diğer kitaplarında da ara ara olmuştu zaten. Kaç kere okuduğumuz ve karakterlerin son derece tahmin edilebilir türden sonlarını tekrar tekrar yazmış yazar. Gerek var mıydı, bilemiyorum. Silik bir final oldu bana göre.
Onun haricinde; içimi acıtan çok fazla cümlesi vardı.
(Başlangıçta serinin akılda kalan özelliği tekrarlayan sözcükleri ve elbette üstü çizili cümleleriydi. Hâlâ, seriyi beraber okuduğumuz lise arkadaşımla arada o şekilde mesaj atarız birbirimize. Juliette'i anarız. Fakat son kitaplarda bu yoktu. Beni epey üzdü bu durum. Başlıklarda biraz olsun görmek yetmedi maalesef.)
Başkişimiz Juliette (Ella) ile kendimi özdeşleştirdiğim yerler de bir hayli fazlaydı. Minicik bir genç kızken daha ilk kitapta âşık olduğum Aaron Warner'ı okumak ise her zaman müthiş bir keyifti. Son kitap belki de Warner ağzından bölümlere yer verilmediği için bana bu denli tatsız tuzsuz gelmiştir. Kenji beni her zaman gülümseten, bazen bana kahkaha attıran biriydi. İyi ki var. Anderson'ın son kitaba kadar saçma sapan sebeplerle ölmemesi ise kitabın en mantıksız ve gereksiz kısmıydı.
Kitapları okurken tasvirlerinden gayet etkilendiğimi de eklemek isterim. Sürekli "Bu kitapların dizisi olsa ne güzel olur, her bölümü heyecanla izlerdik," demekten ve sonrasında kitabı mahvedecekleri için belki de böylesinin daha iyi olmasını düşünmekten kendimi alamadım.
Her şeye rağmen sevdiğim, kendimi unutmak istediğimde açıp içindeki tüm karakter arkadaşlarımla vakit geçirebileceğim bir seri oldu. Teşekkürler, keyifli okumalar dilerim :)
Bana DokunmaBeni BırakmaBeni Yakmaİnan BanaBeni KışkırtmaHayal Et Beni