Köylüyü ve Mustafa Kemal'i bir yana bırakarak ben kitabın esas meselesi olduğunu düşündüğüm Türk Entelektüellerine değinmek istiyorum. Yakup Kadri tabiri caizse çuvaldızı kendine batırmış, Türk aydınları adına özeleştiride bulunmuştur. Bu cesur ve hakkaniyetli tavrı kitabı başlıca okuma sebebi olmalıdır. Bugün Anadolu'yu aşağılayan ve tepeden bakan sözde seçkin (elit) zümrenin suratına amansız bir tokat da indirmektedir. Anadolu, asırlar boyu kendini yönetenler tarafından terkedilmiş, asker ve gelir kaynağı görülmekten öte gidememiştir. Bunun sonucundaysa üç satır kitap okuyan insanlar tarafından dün ve bugün ve yarın hor görülmüş,hor görülmekte, hor görülecektir. Daha da kötüsü ise Anadolu maalesef kendi kendini hor görür vaziyete girmiş, akıl almaz özentilik içerisinde tüm benliğini yitirmektedir. İşte bu ahmaklıktan ve yozlaşmadan kurtulmanın tek çaresi şudur: Türk aydını içinden geldiği Anadolu'dan uzaklaşmamalı, onları ''sabırla'' eğitmelidir. Bu söylemim kimilerince ''gerçekleşmesi imkansız hayal'' olarak yorumlanacak ve gülüşücekledir. Benim bu kitabı okuyacak olanlar hayalperestlerden dileğim şudur: Türk aydınına yöneltilen eleştiriye kulak veriniz ve tepeden bakanların tepesinden bakarak gülünüz!