Puan vermedi·481 syf.····Okunma: 16 Eylül 2022 19:27 480 sayfanın nasıl bittiğine dair bir fikrim yok. Fakat kitapla ilgili hiç bilmediğim, bildikten sonra da ömür boyu unutamayacağım yükler edindim heybeme. Bir arkadaşımın:) önerisi üzerine "Neymiş bu serenad ya" diyerek açtığım kitap kapağının son sayfasına 4.gün ulaştım. Olayın baş kahramanı her ne kadar Maximilian Wagner, bir diğer adıyla max olsa da benim kitapta ki kahramanım Maya'nın küçük oğlu Kerem'di:)
Struma gemisi diye bir gerçek var kitabın sayfalarında okuyucuyu karşılayan. İnsanlığın bittiği yer olarak anılan struma gemisi. Ve o gemiyi canlı cansız varlıklarıyla içine çeken deniz Mezarlığı. Gemi'nin içindeki insanların umutları var, hayalleri, yaşamak istedikleri, beklentileri, mutlulukları ve acıları var. Bir de Gemi'nin dışında bekleyenlerin acıları..
Schubert'in Serenad'ına bir kez daha tanık oluyor ve hayran kalıyoruz.. Kitabı okuduktan sonra Serenad benim için klasik müzik olmaktan çıkıp bambaşka bir gözle bakmamı sağlayan nota oluyor dünyamda.
Zülfü livaneli gibi dahi ve deha bir beynin bu harfleri kelime kelime birleştirip, cümleler halinde insanların zihinlerine nakış gibi işlemesine şaşırmamalı, ondan beklenen şeylerdir bunlar. Fakat insan takdir etmekten kendini alamıyor yine de.
Kitabın sonlarına doğru, kitabı öneren arkadaşımın da söylediği gibi "İnsan görüyorsunuz kitapta. Sadece insan."
Bir an aşkını Nadia'yla doya doya yaşayamayan Wagner oluyor insan. Sonra bir an o aşka doya doya karşılık veremeyen Nadia.
Maya oluyor insan bir an sonra. Ve tüm bunları birleştirince, seven, acıkan, üşüyen, korkan, mutlu olan, ağlayan İNSAN oluyor.
Acıyla yoğrulmamış bir hayattan, iyi bir hikaye çıkmaz sözünün tam karşılığı olan kitabın adıdır SERENAD.