matt haig’in insan doğasını bu kadar net anlaması inanılmaz.
şu an saat 01.01. bu yazıyı ne zaman yayınlayacağımı bilmiyorum, editi ne zaman yaparsam o zaman ama saat bu ve ben üç saatlik kesintisiz bir okuma maratonunun ardından bitirdim insanlar’ı. tüylerim diken diken, gözlerimde niye orada olduklarından emin olmadığım yaşlarla otururken ne öğrendiğimi sordum kendime. sanırım çok şey öğrendim. ve biraz da anladım.
kitapları eğlence için okuyan insanlardanım ben aslında. genellikle romanları tercih eder, bilgilenmeyi geri plana atarım ama bu kitabı defalarca kez okumak istedim. şu an bile baştan başlamak için zor duruyorum. abartıyor olduğumu düşünebilirsiniz ama gerçekler değişkendir. insanlar benim gerçekliğimle uyuştu, uyuşmanın da ötesinde gerçekliğime katlı sağladı. evet bunu bir yeni dönem yazarının ince bir kitabı yaptı. evet yaptı.
çünkü ortak acıları yaşayan insanlar birbirine bir şeyler öğretebilir.
son sözünde matt haig, bu kitabı kendisiyle benzer durumdaki birisine hem bir yol haritası sunmak hem de onu biraz olsun eğlendirebilmek için yazdığını belirtmiş ki ben hayatımda hiç yazılış amacına bu kadar uygun bir kitap görmemiştim. haddimi aşarak herkesim başucu kitaplarından biri olması gerektiğini söyleyeceğim. insan da olsak hepimizin insanları biraz daha iyi anlamaya ihtiyacı olduğunu düşünmemek elimde değil.
insanlar, dünyaya bir görev için gelen bir uzaylı hakkında. işin tuhaf kısmı ise mükemmelliğin vücut bulduğu bir gezegenden gelmesine rağmen kusurlarla dolu insanları, insanların kendisinden bile daha çok sevmesi. kitap boyunca insanlığın ne olduğunu ve yaşadığınız dünyayı buralara yabancı birinin gözünden keşfediyor gibisiniz. benim her şeyi aşırı romantize etmeye meyilli beynim bunu paha biçilemez bir deneyim gibi gördü. kitaptaki matematik ve fizik konuşmaları da tuzu biberiydi hani. felsefeyi severim, geceyarısı kütüphanesi’ni de bolca felsefe unsuru barındırdığı için extra sevmiştim ama - her ne kadar reddetmeye çalışsam da - sapına kadar bir sayısal sevdalısı olarak daha çok zevk aldım insanlar’ın havasından. ( aynı yazarın iki kitabını karşılaştırmak çok yanlış bir davranış ama olsun. ikisi de gözümün bebekleri. )
bu kitabı okuyun. bir şans verin. geceyarısı kütüphanesi ve zamanı durdurmanın yolları için de böyle triplere girdiğimi biliyorum ama en çok insanlar’ı okumanızı isterim. belki abarttığım için bana güldüğünüz yerler olacak, elbette olacak. cringe olacak, saçma bulacak, hayat anlayışınıza ters göreceksiniz ama eminim ki ders aldığınız bir yer de olacak.
sadece bir şans verin. ben de yazmayı kesip ağlayayım biraz.