Selamlaaar. :)
Spoilerle buradayım!
Bugün size Berna Ilgın 'ın, Buz Kırağı kitabının incelemesiyle geldim.
Öncelikle size kırağı ne demek onu anlatmak istiyorum.
Havanın “çiy noktası sıcaklığı”, sıfır derecenin (donma noktasının) altına düştüğü zaman “kırağı noktası sıcaklığı” olarak adlandırılır. Kırağı, havadaki su buharının direkt olarak sıvı hale geçmeden buza dönüşüp çok soğuk yüzeylerde birikmesiyle oluşur. Birikmeyle olan kırağı ayrıca beyaz kırağı olarak da bilinmektedir. Birikmeyle olan kırağı bitki örtüsünü, arabaları vb. yerleri (eğrelti otu gibi) buz kristalleri ile kaplar. Birikmeyle olan kırağı yeterli kalınlıktaysa, sanki etrafa hafif bir kar yağışmış gibi bir manzara oluşur.
Kırağının bitkilere, meyvelere de zararı vardır. Buruşmasına, büzüşmesine ve büyümemesine neden olur.
Belki duyan olmuştur; büyüklerimiz "Bu sene meyvelere hep kırağı düştü" derler.
Neyse kitaba geçiyorum bu kadar bilgi yeter.
Bahar, tıp okuyan bir öğrenci ve adli psikiyatrinın yanında staja başlıyor.
Tam da o günlerde bir vahşet yaşanıyor, bir evde bir aile yanıyor ve evin önünde elinde benzin bidonuyla evin oğlu duruyor...
Ve hiç birsey hatırlamıyor. Bundan sonrası Adil hocanın ve Bahar'ın hastasıyla arasında olanlar, söylememiz yasak.
Tabi bu arada Bahar, bu gizemli adamdan etkileniyor. Bundan sonra olanlar benim sinirimi bozmakta ve kitap okuma hevesimi kaçırmakta gerçekten.
Baran'ın da Bahar'dan etkilendiğini öğreniyoruz ama o daha çok Bahar'ı koruma derdinde. Yanımda kimse görmesin hedef olur kafası.
En sinir olduğum tarafsa şu Baran istediği zaman "gel Bahar", "git Bahar", "çevremde olma Bahar", "seni görmek istemiyorum Bahar" o kadar çok tekrarlanıyor ki bu cümleler :/
Bir de kadının erkekten birseyler saklaması var. Her kitapta var neredeyse şuan.
Nasıl söylerim, ay çok üzülür, ne yapcam ben. Söylemeyince ilerde mutlaka öğreniyor bu adamlar abi niye riske giriyorsunuz.
Kitap hiç hoşuma gitmedi. Sanki yaz dizisi izliyor gibiyim.
Tavsiye edebileceğim bir edebi yönü de yok maalesef.
6/10
İyi okumalar efenim