“KENDİ ZİNDANINDA YATMAK”
Puan vermedi·80 syf.··
2022 3. kitabı
Olağanüstü Bir Gece kitabı; sıradan, standart ve telaşsız bir hayat yaşarken ailesinden kalan yüklü bir mirasla bir anda kendini, varoluşunu ve toplumu temelden sorgulayan bir adamın kendisiyle olan savaşının hikâyesini anlatıyor. Hayata karşı duyarsızlaşan, duygularını yitiren ve hissetmeyi unutan birisinin, sadece bir gecede ruhunun derinliklerinden gelen duygularla ve toplumun çizgisinden çıkmasına neden olan bir sorgulama haliyle kendi hayat anlamını bulmaya çalışır. Yabancı ve tuhaf duygular içinde insanların arasında yer edinmeye çalışırken hayatında ilk defa karşılaştığı hayat kadını ve iki adamla olan bu ilişki onu çok derinden etkiler. Gündüz at yarışında haksız yere kazandığı paraları o gece birçok kişiye dağıtır ve kendini ruhsal manada harika hisseder. Artık uzun zamandır içinde bulunduğu donuk ruh halinden eser kalmayacaktır. Müthiş bir dil ve üslupla yazılan ve bir solukta okuyup kendinizle sorgulama haline geçebileceğiniz bir kitap... Yazar içinde bulunduğu toplumsal şartları ve koşulları göz önünde bulundurarak adeta düzene karşı çıkıp başka hayatların ve başka yaşamların da olduğunu bizlere hatırlatıyor. 1. Dünya Savaşı'nın en yoğun yaşandığı zamanları ve koşulları herkese hissettirmek istiyor. Buna burjuva kesimi de dâhil elbette. Kendisi de soylu ve zengin bir aileye mensup olan Zweig, bu kitapla diğer kesimlerle empati kurmaya çalışarak sade bir hayatın ve küçük detayların mutluluk getirebileceğine inanmaktadır. Dolayısıyla şaşalı bir yaşamın varlığı onu fazlasıyla boğmaktadır. Ve onu yaşadığı duygulara karşı yabancılaştıracaktır. Kitapta yoğun bir ruh tahliline yer veren yazar, kahramanın içinde bulunduğu ruhsal duruma okuyucuyu da katmayı başarmıştır. Kahramanın neşesi, öfkesi, mutluluğu ve nefreti, okuyan herkesi etkisi altına almayı başarıyor. Ruh çözümlemeleri, inanılmaz derecede yoğun ve akıcı bir şekilde kitapta yer edinmiş kendine. Yazar sizleri bulunduğunuz duygu durumun-dan başka bir duygu dünyasına sürükleyebiliyor. Bunu yaparken de sizler farkına varmadan kahramanla özdeşleşiyorsunuz. Dostoyevski’den alışık olduğumuz bu ruhsal derinlik analizleri, Zweig'in kaleminden de başarıyla dökülmüştür. Bir duyguyu çeşitli kelimelerle ve farklı renklerle okuyucuya aktarmak, kahramanın ruh halini en ince detayına kadar kelimelerle resmetmek üslubun zenginliğini ve özgünlüğü bizlere yansıtıyor. Genellikle kitaplarında melankolik ve pesimist bir tavır içinde olan Zweig, Olağanüstü Bir Gece kitabında da bu duygulardan kendini soyutlayamamıştır. Topluma ve hayata mutsuzluk penceresinden bakmak onu elbette ki umutsuz kılmıyordu. Nitekim kitabın sonunda kahramanımız hayatın sırrını çözmüş, insanı ve insanlara yardım etmeyi ve doğayı sevmenin mutluluğuna erişmiş bir kişidir. "Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar." (Syf. 69) Kendini ve mutsuz burjuva hayatının tesir ettiği toplumu acımasızca eleştirmenin mükâfatı, kendisiyle ve toplumla barışık bir birey olmak olacaktı. Yıllarca donuk, duygusuz ve amaçsız yaşamak kolay olmasa gerek. "Toplumun benim gibi varlıklı, bağımsız, milyonluk bir şehrin en önde gelenleriyle görüşen, uygar ve seçkin bir bireyinin o gece tam bir saatini Prater’de kötü gıcırtılar çıkartarak hiç durmadan sallanan bir atlıkarıncanın direğinin dibinde geçirdiğini; yirmi, kırk, yüz kez aynı cızırtılı polkayı, aynı baygın valsi dinlediğini, önünden geçen boyalı tahtadan yapılma aynı şapşal at kafalarını seyrettiğini ve küskün bir inatla, kaderin iradeye baskın çıkardığı büyüye benzer bir duyguyla yerinden kıpırdayamadığmı birilerine anlatmaya çalışmanın çılgınlık olduğunu biliyorum." (Syf. 48) sözleriyle bulunduğu durumun acınası ve zor halini bizlere gösteriyor. Sürekli bir sorgulama hali, kendini anlamlandırmaya çalışma ve ne olduğunu bulma konusunda sürekli bir kafa karışıklığı içerisindedir. Karanlıkta ışık bulma derdinde. Ve kendi zindanında. Buradan kaçıp kurtulmak ister. Olabildiğince kendinden uzağa. Şeriati’nin deyimiyle en büyük zindandan yani kendi zindanından kaçıp kurtuluşa ermek istiyor. Kahramanın içinde bulunduğu ruh hali ve yaşadığı duygular Türk Edebiyatında Aylak Adam’ı bizlere anımsatıyor. Bay C. karakterinin içinde bulunduğu yalnızlık, kendisine ve çevresine karşı olan sorgulama hali ikisi arasındaki benzerliği bizlere gösteriyor aynı zamanda. Son olarak, her ne kadar kahramanın derin ruh buhranından ‘sıradan’ bir gecede yaşadıklarından sonra kurtulması basit görülse bile kahramanın duygu, düşüncelerini ve ruh halini ifade eden kelimelerin varlığı takdire şayandır. Her bir kelime birer ruh fotoğrafıdır adeta... Aydoğan Elçi
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,9bin okunma
·
91 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.