Hz. Muhammed'in evlilik gerekçelerini şöyle özetleyebiliriz:
1. İnsani Bir Varlık Olarak Evlenme İhtiyacı ve İsteği:
Hz. Muhammed de her insan gibi, maddi ve manevi şartları taşıdığını hissedince evlenme ihtiyacı ve isteğini, Hatice ile hayatını birleştirerek yerine getirmiştir. Burada onun, her evlilikte olduğu gibi bedensel, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamayı amaçladığı söylenebilir.
2. Toplumsal İstikrarı ve Huzuru Koruma Gerekçesi:
İslam'ın tebliği sırasındaki mücadelelerde ortaya çıkan dullara ve öksüzlere koruma temini; insani bir vecibeyi teşkil etmesi yanında, Hz. Muhammed'in daveti ve Medine yönetiminin başarısı bakımından da önemli bir gösterge idi. Aksi takdirde toplum çökebilir, toplumsal ve ekonomik buhranlara, hatta ahlaki tefessuhe yol açabilirdi.
Bu gerekçe ile Hz. Peygamber, Sevde (50 yaş) Hafsa (21 yaş), Zeyneb bint Huzeyme (30 yaş), Ummu Seleme (29 yaş, 4 çocuklu), Zeyneb bint Cahş (38 yaş), Ummu Habibe (36 yaş), Meymûne (26 yaş) gibi dul hanımlarla evlenerek topluma örnek olmuş ve bu tür evlilikleri teşvik etmiştir.
3. Siyaseten Güçlenme Gerekçesi:
Hz. Muhammed eski Arap geleneğinin devamı olarak bir yandan yakın dava arkadaşları ile bağlarını güçlendirmek, bir yandan da muhaliflerinin düşmanlıklarını azaltmak için evliliklerinin bazılarını siyaseten gerçekleştirmiştir.
Watt, bu hususu şöyle temellendirmektedir:
"Hatice’nin ona getirdiği zenginlik Mekke siyasetindeki etkisini artırdı. Samimi Müslümanların dulları olan Sevde ve Zeyneb bint Huzeyme ile evliliklerindeki baş amaç bunların ihtiyaçlarını karşılamaktı. Sevde'nin kocası, Hz. Muhammed'e aşırı muhalif birisinin (Suheyl b. Amr) kardeşi idi ve bu evlilik yoluyla Hz. Muhammed onu muhalif olmaktan uzak tutmak istiyordu. Hz. Muhammed, Zeynep ile evliliği vasıtasıyla iki kabileyle de ilişkilerini düzeltmeyi hedefliyordu. Onun, Zeynep'in kocasının mensup olduğu Muttaliboğullarına karşı özel bir mesuliyeti vardı; aynı zamanda, Zeynep'in kabilesi Âmir b. Sa'sa'a ile de iyi ilişkiler geliştirmek istiyordu. Hz. Muhammed'in Medine'deki ilk hanımları Âişe ve Hafsa'ya gelince onlar çok sevdiği iki arkadaşı Ebu Bekir ve Ömer'in kızlarıydı. Ömer de daha sonra Hz. Muhammed'in torunu Ummu Kulsum bint Alî ile evlendi. Ummu Seleme, çok istenen bir dul olmasa da Mekke'nin önde gelen kabilelerinden Mahzumilerin reislerinden birinin yakını idi. Cuveyriye, Hz. Muhammed'in bazı problemler yaşadığı Mustalikoğulları reisinin kızı idi. Zeyneb bint Cahş, Hz. Muhammed'in yeğeni olduğu gibi, Mekke kabileler konfederasyonunun Abduşşemsoğulları koluna mensuptu. Fakat bu evliliği siyasi yönünden ayıran önemli bir husus da eski tabuyu yıkmaktı. Ubeydullah b. Cahş (Zeyneb bint Cahş'ın kardeşi) ile evli olan Ummu Habîbe, kocası ile Habeşistan'a hicret etmiş fakat kocası orada ölmüştü. Abduşşemsoğullarıyla ve özellikle de Ebu Sufyan b. Harb ile ilişkilerini iyileştirmek isteyen Hz. Muhammed, bir elçi göndererek bu evliliği gerçekleştirdi. Meymûne ile evliliği, onun eniştesi ve aynı zamanda Hz. Muhammed'in amcası olan Abbas ile ilişkilerini güçlendirmek içindi. Muhtemelen Yahudi kızları Safiye ve Reyhâne ile evliliklerinde de siyasi saiklar vardı. Evliliklerdeki hâkim saik siyasi idi."
4. Dini Hükümlerin İcrası ve Eğitim-Öğretim Gerekçesi:
Hz. Peygamber, özellikle bazı evlilikleri ile cahiliye âdetlerini kaldırmış, yeni dini hükümleri uygulamaya koymuştur. Bunun en açık örneği Zeynep ile evliliğidir.
Yanı sıra, İslam'ın kadınlara yönelik açık veya mahrem hükümlerinin tatbiki ve topluma aktarılmasında, kadınların eğitim-öğretiminde bu evlilikleri önemli bir araç olmuştur. O, hür erkeklerin cariyelerle evlenmeleri yaygın bir adet değilken Cuveyriye, Safiye ve Mâriye ile evlenerek onların da aile kurma haklarının olduğunu göstermiştir. İlaveten, onun çeşitli kabilelere mensup hanımları, dinî hizmete vesile olmuş, bu kabileler dini bilgilerin bir kısmını onlardan öğrenmişlerdir. Dahası, Aişe başta olmak üzere Hz. Muhammed'in hanımları hadis, tefsir gibi ilim dallarında da Müslümanlara öğretmenlik yapmışlardır.
Sonuç:
Hz. Muhammed'in evliliklerine, esas olarak iki temel yaklaşım bulunmaktadır. Modernist Müslümanların da aralarında bulunduğu bir grup, onun; bu evlilikleri şahsi arzuları değil sosyal, siyasal ve ekonomik durumun ve şefkatinin gereği olarak yaptığını söylerler. Daha çok Batılı Hristiyan yazarlardan oluşan ikinci grup ise Hz. Muhammed'in Hatice'nin ölümünün etkisi üzerinden kalkınca cinsel arzularını önde tutuğunu iddia ederler.
Hz. Muhammed, evliliklerinin çoğunu sosyal durum veya ittifaklarını pekiştirmek için yapmışsa da onun da herkes gibi bir beşer olarak cinsel ihtiyacı vardı. Geleneksel yaklaşım sahiplerinden bir kısmı bu yorumdan uzak dursa da diyebiliriz ki o da her insan gibi sevilmiş ve sevmişti. Zira Mâriye ve diğer cariyesi dışında o, öyle görünüyor ki sevdiği kadınlarla evlenmiştir. Elbette evliliklerde sevgiden daha tabi ve gerekli ne olabilir ki!?
O, asla bir rahiplik hayatı yaşamamış, evlenmeyi sünneti ilan ederek bunu da yasaklamıştır. Onun örnekliğinde İslam'ın ortaya koyduğu evlilik kurumu, Batı'nın son yüzyıllarda idealize ettiği çekirdek aileden (Ki o Batı'da kendi içinde sorgulanmaktadır.) uzaktı. Arabistan'da poligami uygulanırdı ve insanlar geniş ailelerde yaşarlardı. Hz. Peygamber bu muhitte acısıyla tatlısıyla 35 yıla yakın aile hayatı yaşamış, zaman zaman hanımları ile küçük kırgınlıkları olmuş, çocuklarını sevmiş, onların biri dışında diğerlerinin ölümünü görmüş, onları evlendirmiş, torunlarını sevmiş bir beşerdi.
Sayfa 116-119