Kusursuz bir uyum içinde uygun adım ilerleyen, hepsi aynı şeyleri düşünen, aynı sloganları atan, devamlı çalışan, savaşan, galip gelen ve zulmeden savaşçılarla fanatiklerden oluşan bir ulus; yüzleri birbirinin aynı üç yüz milyon insan.
Gerçekte olansa açlık çeken, su alan ayakkabılarıyla sokakları arşınlayan insanların, lahana ve kenef kokusu sinmiş, on dokuzuncu yüzyıldan kalma derme çatma evlerde yaşadıkları, bakımsızlıktan çürüyen, iç karartıcı şehirlerdi.