Değerlerinizin kırılma noktası var mıdır? Hangi değerinizi nereye dek ayakta tutabilirsiniz ya da ne olursa olsun hiç kırılmaz mı?
.
Ceza avukatı Güven'in eline düşenler en yüksek yaptırıma çarptırılıyor. Yeryüzünü daha iyi bir yer yapma düşüncesi onun zorlu çocukluğundan ileri geliyor. Her suçlunun içeri girişi dışarıyı daha güvenli kılıyordu. Yazar olan abisi Selim'se kendini yeni romanı için zorlamaktaydı. Çünkü bu kez ortalığı daha da kasıp kavuracak bir görüşü işlemişti kendince. Ona göre kimse suçlu değildi, cezalandırılmamalıydı. Yoksa suç hiç bitmezdi.
.
Selim evliydi, eşi ise ilgisizlikten yakınıyor, yine de her küçük tutumdan mutlu olmaya çalışarak; Güven'in kız arkadaşı da aralarındaki ilişkide çalkalanarak ilerliyorlardı. Bir yandan özel ilişkilerinde dengeyi okurken öne çıkan konu özelden genele adalet sorgulaması.
.
Hiç beklenmeyen bir ölüm sonrası yaşananlarsa insan psikolojisinin içlerine doğru yol aldırıyor. Burada şunu sordum: Doğuştan gelen yüklü değerlerle sonradan edindiğimiz değerler çatıştığında eyleme geçmeden önce seçme hakkımız var mı yoksa yenik mi düşüyoruz?
.
Adım adım ilerlerken kişioğlunun kendi vicdanını da rahatlatmasına tanık oluyoruz. Peki, edinilen değerler vicdanın rahatlamasını gerçekten sağlar mı, başkalarınca suç olan bir eylem kendi içinizde bir ödül olabilir mi? Geçmiş miydi yakanızı bırakmayan yoksa siz miydiniz geçmişi günü gelince bir silah olarak kullanmak için yanınızda taşıyan? Beklenen her gün bir gün gelir, er ya da geç. Önemli olan o anda neye dönüştüğünüz, kim olduğunuz, ne yapacağınızdır.
.
"Unutulana dek her ölü yaşamı tadıyordu." sözüyle yazar ne de güzel bir noktaya değinmiş.
.
Severek okuduğum bir psikolojik gerilimdi. Yazarın atıf yaptığı mitler, sorgulamalar, temel değerler, psikolojik çözümlemeler dengeyi çok iyi sağlamış. Kalemi akıcı, biçemi betimlemeli. Erkeğin acununa, insanlığın tinine güzel bir gezi. Öneririm.
.
Betikle esen kalın.