Orwell'ı Tanımak
10/10
·296 syf.··
2022 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2022 00:00
Eserimizi anlamak için öncelikle Orwell'ın siyasi görüşünü ve toplumsal tespitlerini anlamakta fayda var. O halde gelin önce eserin konusunu daha sonra yazarımızın bakış açısını irdeleyelim. Wigan İskelesi Yolu eseri iki bölümden oluşmaktadır. 1-Kapitalizm sisteminde ezilen proletarya sınıfı 2-Sosyalizm üzerine eleştiri ve çözüm önerileri Öncelikle yazarımızın araştırmacı gazeteci olduğunu bilmemiz gerekmektedir. 20. yüzyılın kapitalizmin kalbi olan İngiltere'nin durumunu daha doğrusu gerçekliğini anlamak için, Orwell araştırmacı gazeteci olarak yola çıkar. Elbette bu yolculuğa çıkmasındaki asıl etken Victor Gollanz’dan aldığı yazı siparişidir. (Manchester, Liverpool) bölgelerine gidip oradaki maden işçilerinin tüm sefaletlerini ve çaresizliklerini titizlikle inceleyerek ve analiz ederek not almaya başlar. Maden işçilerinin psikolojik, sosyolojik, ekonomik, sosyal yaşamları, zihinsel yapıları, evirildikleri görüşler, yönelimleri gibi bir çok konuyu detaylıca incelemesi kitabı bambaşka noktaya taşımıştır. Bunun yanı sıra Kuzey İngiltere'nin içinde bulunduğu yoksulluğu, sanayi devrimi ile birlikte gelişen İngiltere'nin ekonomisinin kendi insanlarını nasıl sömürdüğünü anlatır. İlginç olan konu ise Sanayi Devrimin çıktığı ve daha sonra Kapitalizme evirildiği yerde, Kapitalizm, öncelikli olarak doğduğu topraklardaki insanları ezmeye başlamasıdır. O halde şunu açıkça ortaya koyabiliriz; Kapitalizm sömürüsü doğdu yerden itibaren başlayan bir ideolojidir. Fakat bu inceleme yazısının bir önemli ayrıntısı ise Orwell'ın siyasi bakış açısını ve ona göre sosyalizmin ne anlama geldiğini açıklamasıdır. Birçok eserini okurken kolay kolay Orwell hangi görüşte olduğu pek anlaşılamamıştır. Bu sebeple biraz daha derinlere inerek yazarımızın ideolojik evrilmelerine göz atmamız gerekiyor. Orwell alışagelmiş tutucu dayatmalara karşı gibi görünse de ve bu bakış açısını eleştirse de aslında kendisi İngiliz geleneklerine bağlı biriydi. İlk bakışta Orweel'ın siyasi görüşleri ve eleştirileri aklınızı karıştırabilir çünkü inandığı değerleri de eleştirebilen bir kişiliği vardır. Bunun yanı sıra bir konu üzerine inceleme yaparken sadece bir pencereden değil tüm ayrıntılara giren, farklı bakış açılarında değerlendirme yapabilen ve hatta bizzat deneyimlemek amacıyla inceleme yapacağı topluma karışıp onlardan biri olan ve içine girdiği toplumu en ince ayrıntısına kadar analiz eden birisidir. Bu açıklamayı anlamak için biraz eserlerinin konusuna bakmakta fayda olduğunu düşünüyorum. 1-Aspidistra'da; Orta sınıfın belli bir katılaşmış toplumsal statüye gelmek için yaşadıkları kompleksi, İngiliz orta sınıfının statü göstergesi olarak evlerinden eksik etmedikleri, çiçeksiz bir zambak türü olan aspidistrayı simgesel bir araç kullanarak anlatmıştı. Orta sınıfı derinlemesine eleştirdiği bu eseri oldukça yerinde bir taşlama olmuştu. 2-Burma Günlerin'de; Britanya İmparatorluğu'nun Burma'daki müstemlekecilik politikası eleştirip, Sömürgeciliğin insanlık dışı bir devinim olduğunu anlatır. 3- Wigan İskelesi Yolun'da; Kapitalizmin işçi sınıfında yarattığı büyük deformasyonu anlatarak, İngiltere Kapitalizmini eleştirmiştir. Bunun yanı sıra sosyalizm savunucularına ve içeriği hakkında görüşlerinide yansıtmıştır. 4-Hayvan Çiftliğinde de; Stalin yönetiminin ne kadar acımasız, totaliter ve çıkar ilişkisine dayalı zorba bir yönetim olduğunu anlatarak Sosyalizmin nasıl bir Stalinizmin'e dönüştüğünü anlatarak, sosyalizmin transformasyon geçirerek amacından ve yolundan saparak diktatörlüğe evirildiğini anlatır. (Fabl tarzındaki siyasi hiciv roman) 5-1984'de; Totaliter rejimin halk nasıl domine ettiği ve nasıl baskılayıp kontrol altında tuttuğunu en önemlisi bunu yaparken hangi yöntemlere nasıl başvurduğunu anlatarak aslında gelecek nesilleri uyarma niteliğinde kurgusal bir romandır. 6-Papazın Kızın'da; inancın ve inançsızlığın, ahlakın ve düşkünlüğün, paranın ve yoksulluğun sorgulandığı bir eserdir. 7-Paris ve Londra'da Beş Parasız'da; Köleliğin hiçbir zaman ortadan kalkmadığını ve modern yaşamda sadece süslendiğini anlatır. 8-Boğulmamak İçin; Modern dünyanın getirdiği savaşın ve bu savaşın insan üzerine yaşattığı değişimi anlatarak eski fakat huzurlu günleri arayan orta yaş sendromu geçiren bir adamı anlatmaktadır. Eserlerin konusuna baktığımızda Orwell kendi görüşleri dahil bir çok ideolojik görüşü ve prensipleri'de eleştirmiştir. En çok kendi doğduğu ülkenin uluslararası sömürge ve ideolojik faaliyetlerini eleştirmiş olması kendisinin ne kadar gerçekçi ve tarafsız bir yazar olduğunu ortaya koymaktadır. Tamamen bütün eleştirileri tek tek açıklamak oldukça uzun bir yazı olur ve çok fazla detay gerektirir. Birçok eserini okumuş birisi olarak Orwell için şunu söyleyebilirim: Tamamen Objektif ve inandığı gerçeği dahi eleştirebilecek bir erdemliğe sahip bir yazardır kendisi. Asıl derdi bir ideoloji peşinde sürüklenmek ve körü körüne ona bağlanmak değildir. Asıl meselesi insanların eşit şartlarda yaşamaları ve iyi bir yaşam sürmelerini istemesidir. Bunu tüm yazılarının yani incelemelerinin içerisinde görebiliyoruz. Peki George Orwell neyi savunuyor hangi ideolojik görüşte yer alıyor? Orwell'ın asıl İdeolojik görüşü, her türlü totalitarizme karşı bir demokratik sosyalizmdir. Kendi çizgisinden bir sosyalist görüşe sahip olan Orwell ''Katalonya'ya Selam adlı eserinde ilk defa sosyalist olan bir milis gücüne katılır ve inandığı ideolojiyi deneyimleme fırsatı bulur. Daha sonra bulunan hatıratında İspanya İç Savaşı tecrübesini şöyle aktarır: POUM milisine 1936 yılı sonunda katıldım. Bir başkasına değil de bu milise katılmamın başlıca nedenleri şunlardı: İspanya’ya gitmeye gazete makalelerim için malzeme toplayabilmek amacıyla niyetlenmiştim. Bunun yanı sıra, eğer çarpışmaya değer gibi görünürse, belki de savaşırım diye muğlak bir düşünce de vardı kafamda. Ne var ki hastalıklı bünyem ve nispeten az sayılabilecek askeri tecrübem hesaba katıldığında, savaşmak hususunda pek bir kuşkuluydum. 8 Haziran 1937’de Cyril Connolly’e Barselona’dan yazdığı mektupta yaşamında ilk kez sosyalizmi gerçekten yaşadığını ve ona inandığını söylemiştir. Peki şimdi yazarımızın ''Demokratik Sosyalist'' olduğunu ve her türlü totaliter rejime karşı olduğunu biliyoruz. Peki bu düşüncesi nasıl gelişti biraz bu kısımla ilgilenirsek bazı şeylerin daha da netlik kazanacağının kanısındayım. Orwell İspanyada gördüğü şeyler karşısında çok etkilenir, Franco diktatörlüğüne karşı savaşan sosyalistler ve anarko-sosyalistler İspanya'da yepyeni bir düzen getirmişlerdi. Fuhuş ortadan kalkmış, ihtiyaçlar halka ücretsiz dağıtılır, sınıfsal farklılık tamamen yok olmuştur. Orwell İspanyada'ki cepheye gider ve kısa bir süre sonra keskin nişancının sıktığı mermiyle gırtlağından vurulur. Daha sonra iyileşir ver tekrar İspanya'ya gelir. Fakat tekrar dönüşünde o kurulan eşitlikçi düzenin tamamen ortadan kalktığını görür. Bir nevi sosyalist düzenin kendi içerisinde bozulmaya başladığını görür. Kendi çıkarımlarına göre bu bozukluğun nedeni sadece burjuvaziye ait değildir. Bunda en büyük pay faşizme karşı kurulan ''Birleşik Sosyalist Cephe'' (İspanya'da faşizme destek amaçlı karşı direnişe bir çok ülkeden sosyalist direnişçiler gelmiştir) politikalarına karşı olan Stalinin de eseridir. Fakat bu sadece bu cümle ile pek anlaşılmayabilir. Belki bu incelemeyi okuyan çoğu kişi şu soruyu soracaktır; Stalin zaten sosyalist birisi değil mi? hatta Komünizm ideolojisi savaşan bunun için devrim yapıp hayatını bu yolda tehlikeye atan bu ideoloji uğruna tüm yaşamını riske atmış birisi nasıl oluyor da İspanya'da yaşanan bu hadisenin en büyük ortağı oluyor? Merak etmeyin bunun cevabını gene bize Orwell verecektir. Fakat bu cevabı Katalonya'ya Selam adlı eserinden hemen sonra yazdığı Hayvan Çiftliği eserinde'ki hikaye ile verecektir. Stalin'e kızgınlığının acısını Hayvan Çiftliği eserinde çıkaracaktır. Tam olarak İspanya iç Savaşında kurulan sosyalist düzenin bozulmasının nasıl olduğunu ve neden olduğunu bu eserde görmüş oluyoruz. Özellikle Stalin'in bu konudaki payının ve konumunun ne olduğunu vurguluyor bize Orwell. Bu bahsi geçen konunun ve Stalin'in sosyalizm içerisindeki görüşünü Hayvan Çiftliği eserindeki birkaç alıntı ile şekillenmesinde yarar olduğunu düşünüyorum. ''Sizler aşağı kesimden hayvanlarınızla uğraşmak zorundaysanız, bizler de bizim aşağı sınıflardan insanlarımızla uğraşmak zorundayız.'' ''İçeride on ikisi de öfkeyle bağırıyor, on ikisi de birbirlerine benziyordu. Artık domuzların yüzüne ne olduğu anlaşılmıştı. Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine, bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.'' ''İnsan ile hayvanların ortak çıkarı vardır, birinin dirliği öbürlerinin de dirliğidir, diyen çıkabilir. Onlara sakın kulak asmayın. Hepsi yalan. İnsanoğlu, kendinden başka hiçbir yaratığın çıkarını gözetmez.'' ''Hangisinin daha korkunç olduğunu kestiremiyorlardı: Snowball’la birlik olan hayvanların ihaneti mi, yoksa az önce tanık oldukları acımasız misillemeler mi?'' ''Bütün hayvanlar eşittir ama domuzlar daha eşittir.'' Kısacı sosyalizm yanlış kişiler tarafında savunulduğunu düşünür ve en çok bir ideolojiye zarar verenlerin aslında kendi içlerinde'ki yanlış ideolojik düşüncelere evrilmiş insanlar olduğuna kaanat getirir. Keza bunu Wigan İskelesi Yolunda'ki eserindeki 2. Bölüm içerisinde bahsettiği eleştirel kısımlarda'da görmekteyiz. İşte Orwell'ın Sosyalizm'e karşı en büyük eleştirisi bu yöndedir. Wıgan İskelesi Yolunu İki Bölüme Ayırmıştır, İlk Bölümde İngiliz Kapitalizminde ezilen işçi sınıfı vatandaşlarının katlanılmaz ve acı dolu yaşamlarından bahseder. İkinci bölümde ise kendisi her ne kadar sosyalist olsa da sosyalizmi eleştirir. Bizim bu eserde öğreneceğimiz iki temel husus var 1- İngiltere'den çıkmış olan Kapitalizm ilk başta kendi halkını nasıl bir sefalete sürüklediği ve İngiltere'nin arka sokaklarında yaşananlar. 2- Orwell'e göre sosyalizm idelojisinde'ki eksiklikler neler? Orta sınıfın gerçekçi olmaktan çok uzak sosyalizm sempatizanlığı ve bazen bunu bir statü bir konum olarak kullandığı gerçeğini görmekteyiz. Bu noktada aslında Burjuva kesiminin sosyalizmi yanlış temsil ettiğini ve bu sebep ile ideolojiyi yıprattığını vurguluyor. Karl Marx ile düşünce bakımından ayrılması bu noktada başlıyor. Karl Max üst yapıdan ziyade alt yapıya odaklanmıştır kendi anlatılarında. Fakat Orwell Burjuva ve Proletarya arasındaki iletişimin proletarya kesiminin yaşamsal tarzlarındaki eksikler sebebi ile çok zayıf olduğunu vurgulamaktadır. Bunu alegorileştirerek h harfi telaffuzu ve koku üzerinden bu yaşsam eksiklikleri vurgulamıştır. Biz bu ikinci kısımda kendisi de bir sosyalist olan Orwell'ın sosyalizm hakkındaki mükemmel tespitlerini ve öz eleştirisini kitapta görüyorsunuz. Toparlayacak olursak. Orwell Her türlü totaliter Rejime karşı Demokratik Sosyalist bir görüşe sahiptir. En önemlisi bu düşüncesini belli anlatılara bağlı kalarak değil kendi incelemeleri ve tespitleri ve hatta eserlerinde de gördüğümüz gibi yaşayarak, bizzat o atmosferde bulunarak edinmiştir. Eserlerini okurken bu hususu dikkate alırsanız bir çok eseri daha anlaşır olacağı kanaatindeyim. Son olarak benimde Orwell'den öğrendiğim bir hususu bir başka yazarımızın alıntısı ile paylaşmak istiyorum. Tolstoy der'ki ''Düşünmeyi öğrenebilmiş hiç kimse bir şeye körü körüne inanmaz'' İncelememde Orwell ve eserleri hakkında kaçırdığım detaylar olmuşsa bunu yorum olarak belirtirseniz çok sevinirim. Şimdiden eseri okuyacak okurlara keyifli okumalar dilerim.
Wigan İskelesi YoluGeorge Orwell · Alfa Yayınları · 20212,077 okunma
··
1 +1'leme
·
3.785 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok guzel yorumlmissiniz .Emeğinize sağlık.
Hepsini okuyamadım ama okuyabileyim diye yorum bırakıyorum 😊