Puan vermedi·128 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Şubat 2022 13:51 Peyami Safa Fatih-Harbiye adlı bu eserini yazdığı dönemde Anadolu coğrafyasında son yüzyılın en büyük karmaşasını en büyük çatışmasını, özellikle aydın kesimler arasında yaşanmış bu çatışma, Batılılaşma hareketlerinin Türk insanı üzerinde etkisi gerçekten çok büyük bir probleme yol açmış olup Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerdeki çöküşü ve birçok alanda başarısız olması Batı’nın da bu alanlarda hızla ilerlemesi ve dünya üzerinde hakimiyetini arttırması karşısında insanlar kendi kültürlerini Batı medeniyeti ekseninde sorgulamaya başlamışlardır. Bu alanda fikir akımları olmuş ve Peyami Safa bu eseriyle Türk tarihinin yaşamış olduğu bu sorunu edebi bir dille kalıcı olacak ve örnek teşkil edecek şekilde oluşturmuştur.
Eseri, genel itibariyle ele aldığımız zaman şark ve garp yani Doğu ve Batı arasında kalan Neriman’ın öze dönüş yolundaki süreçte yaşadığı zorluklar, bu süreç içerisinde kendisiyle ve çevresiyle ne tür bir savaş içinde olduğunu görebiliyoruz. Neriman’ın bu yolculuğu üzerinden Doğu-Batı çatışması insanlar, eşyalar, hayvanlar, nesneler vs. pek çok örnekle somutlaştırılmıştır. Kitap, ilk sayfadan itibaren Neriman’daki değişimi anlatıyor ve zıtlıklar bu şekilde başlıyor. Öncelikle eser adından da anlaşılacağı gibi Fatih ve Harbiye semtleri dahi bu Doğu-Batı münakaşasının bir temsilidir. Fatih Doğu’yu yani Şinasi’yi; Harbiye Batı’yı yani Macit’i temsil ediyor. Neriman ise ikisi arasında kalmış bir karakterdir. Neriman’daki değişim Darülelhan (konservatuar)’ın alafranga kısmında olan Macit’i tanımasıyla başlıyor. Şinasi ve Neriman ise alaturka kisminda eğitim görmektedir. Macit, İstanbul’un Beyoğlu semtinde yaşamaktadır. Harbiye gibi Beyoğlu da garbın temsilidir. Macit keman, Şinasi ve Neriman ud çalar. Öyle ki Neriman artık ud çalmaktan nefret eder bir hale gelir. Hatta öylesine bıkar ki halinden yakınarak ya Darulelhan’ı bırakacağını ya alafranga kısmına geçeceğini söyler.
“Nerman’daki değişiklikler Macit’i tanıdıktan sonra meydana çıkmıştı fakat hakikatte, Neriman’ın yenileşmeye karşı arzuları o tarihte başlamaz. Bunun başlangıcını bulmak için daha evvellere tâ çocukluğuna kadar gitmek lazımdır.” (syf. 57)
Kitaptan aldığım bu alıntıdan da görüldüğü gibi Neriman’daki değişim ve Batı’ya olan ilgisi bir özentiden ibaret değil bir nevi yaşadığı kimlik karmaşasıdır. Neriman’ın babası Faiz Bey şark terbiyesi almış, Türk gelenekleri ve yaşantısına bağlı bir beyefendidir. Şinasi’yi de kendine benzediği için çok sever ve oğlu gibi görür. Neriman ve Şinasi eskiden beri birliktedirler fakat Neriman’ın Macit’i tanımasıyla Şinasi’ye karşı tavırları ve düşünceleri de değişir. Sadece çevresi değil, baktığı her yerde ve yaşadığı her durumda bu karmaşıklığın içinde kalır. Evin kedisi olan Sarman’a baktığı zaman bile hayvanlar üzerinden garp ve şark ayrımını tekrardan dile getirir. Onun gözünde kedi (yer, içer, yatar, uyur, lâpacı, tembel, hayalperest, çalışmayı sevmez) şarkı, köpek (diri, çevik, atılgan, işe yarar, uyurken bile uyanık) ise garbı temsil eder. Kitabın sonunda Neriman, dayısının kızları tarafından anlatılan Rus kızı hikayesinden sonra ait olduğu samimiyeti yani şark hayatını ve Fatih’e ait olduğunu kabulleniyor. Bu sorgulamanın ve çıkmazın içinden bu anlatılan hikayeyi kendine örnek olarak alması ve sonunun Rus kızına benzemesini kabul edemediğinden benliğine geri dönüyor. Burada Rus kızı Neriman’a, Rus genci Şinasi’ye ve Rum genci de Macit’e benzetilmektedir. Asıl samimiyetin Fatih’te, ailesinde ve Şinasi’de olduğunu anlayan Neriman benliğine döner ve bu Garplı olma sevdasından vazgeçer.
“Harp bitti. Maktuller harp meydanında yatıyor. Bütün çığlıkları, ızdırap be kin çığlıkları sustu. Her beşerî kasırgayı takip eden sükût, bütün bu şeylerin ne kadar boş olduğunu ne iyi gösterir.!” (Gazali,syf.126)
“Cihan, cünûn bizi çok aldattı. Fakat gözlerimizin önünden şekillerin, güzel tayfların geçtiğini gördük ve onları temaşa ederek hülyalara daldık.” (Gazali,syf. 126)