·480 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Ocak 2022 18:28 Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar kitabını on beş günde bitirdim sanırım. Başta çok ağır geldi fakat ilerledikçe konuyu anladım ama ben bu kitabın on beş günde bile bitirilecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum çünkü postmodern anlayışının bir eseri olan bu kitap, fazla ilgi ve alaka istiyor. Hikmet enteresan bir karakter ve ağır, karmaşık bir dili ve düşünce dünyası var. Her şeyden önce onunla arkadaş olmak ve bu kitabı o şekilde okumak gerektiğini düşünüyorum. Kitabın sonundaki söz yani bitiş kısmı beni çok etkiledi çünkü bu kısmı okuduğumda aslında kitabı, hakkını vererek okumadığımı anladım. O alıntıya yer verip sözlerime o şekilde devam etmek istiyorum:
Hava kararıyordu. Köşeden bir genç kızla bir genç adam göründü kolkola. Delikanlı bir şeyler anlatıyordu, genç kız da başını sallıyordu. “Bana kalırsa film biraz karışıktı.” dedi genç adama. “Bazı yerini anlamadım.” “Canım dedi kız, “Sonunda çocuk ölüyor işte.” “Aptal.” dedi delikanlı, “O kadarını biz de anladık.”
Bu kısmı okuduktan sonra şunları hissettim:
Hani çok yoğun duygular hissederiz. Yaşadığımız duygu o kadar etkileyicidir ve bizi o kadar yıpratır ki ve öyle bir hale gelir biz dâhi anlayamayız neler olduğunu ve sonra birileri merak eder yardımcı olmak istediğini söyler. Biz biliriz ki ne kadar anlatırsak anlatalım yine de anlaşılmayacak ama yine de şansımızı deneriz. Bizim için tarifi zor duyguları ve asla ama asla hafif olmayacak hisleri sırf karşıdakine en basit şekilde anlatabilmek için iki üç basit cümle kurarız. Sonra da o insan öyle bir tepki verir ki nasıl oldu da biz bunu anlattık, bu kadar basit hale getirdik diye düşünüp dururuz ve daha çok içerleriz. İşte böyle. En çok bundan yakınmama rağmen onu anlamadığımı düşünmek, onunla arkadaş olmayı beceremediğimi işte bu son satırlarla fark etmek ve kınadığım insanlarla o an aynı konumda olduğumu fark etmek beni çok etkiledi.