H.G. WELLS'in 1895 yılında zaman yolculuğu ile 802.701 yılına gitme hayalini anlattığı kitap...
Öncelikle konu mükemmel. Yazıldığı yıl düşünülürse kuşku götürmez bir şekilde zaman yolculuğu temasını başlatmış oluyor Wells abimiz. Gerçi kitabın başında çevirmen önsözünde daha önce bu konunun başka yazarlar tarafından da ele alındığı ancak bilimsel açıdan ilk kez Wells tarafından yazıldığı söylenmiş ama biz yine de başlangıç olarak Wells'i baz alabiliriz bence. Öncelikle kendisinin kalemini sevdiği ve Dünyalar Savaşı kitabını çok severek okuduğumu belirteyim ve kitabın konusuna geçeyim.
Zaman Gezgini(kitapta ona bu şekilde hitap ediliyor) bilim insanı bir gün bir zaman makinesini icat ettiğini haber vermek için dostlarını evine çağırıyor.(bizde hikayeyi o arkadaşlardan birinin ağzından okuyoruz zaten) Onlara makinenin küçük bir maketini getirir ve maket makinenin küçük kolunu arkadaşına çektirerek makinenin bir anda yok olmasını sağlar fakat kimse ona inanmaz, bunun bir aldatmaca olduğunu düşünürler. Bu olayın üzerinde biraz geçtikten sonra dostlar meclisi yeni üyeleriyle birlikte tekrar toplanır ve Zaman Gezginini beklerler. Beklenen kişi geldiğinde üstü başı, hali perişandır. Onu bekleyen herkes şok olur ve ona ne olduğunu öğrenmek isterler. Zaman Gezgini kendini toparladıktan sonra zamanda yolculuk ettiğini söyler ve başlar hikayesini anlatmaya.
Şimdi gelelim kitapla ilgili yorumuma. Öncelikle Çevirmenin önsözü bana aşırı derecede gereksiz geldi. Bir sayfa değil iki sayfa değil. Sayfalarca gereksiz bir şeyler yazmış durmuş. Orada verilen tüm bilgileri gereksiz buldum. İlla bir Önsöz yazacaksa da daha kısa Olmasını tercih ederdim.
Kitapta işlenen kurgunun mükemmel olduğu konusunda hepimiz hemfikiriz bence. Zamanda yolculuk konusu genelde hep ilgi çekici bir konu olur zaten. Hepimiz düşünürüz zamanında yolculuk yapsam hangi zamana gitmek isterdin, neleri değiştirmek isterdim, neleri öğrenmek isterdim diye.
Işte konu güzel güzel olmasına ama ben kitabı okurken çok sıkıldım. Sayfalar bitmek bilmedi sanki. Okuyorum okuyorum ama sanki hiç okumamışım gibi geliyor ve kitap hiç bitmeyecekmiş gibi hissediyorum. Bence bu bir kitap için iyi bir his değil. Belki de yazara güvenerek Ben kitabın daha akıcı olmasını bekliyordum. Ayrıca zaman gezginin gelecekte karşılaştığı şeyler beni çok tatmin etmedi. Ben daha ütopik şeyler bekliyordum sanırım.
Zaman yolculuğu sırasında tecrübe edilen şeylerin çoğu aslında evrimleşmiş insan motifi üzerine. Ben daha çok ilerlemiş bilimle ilgili şeyler görmeyi bekledim. Kulağa komik ve vizyonsuz gelebilir ama uçan arabaları okumak isterdim.
Belki de çok fazla sıkıldığımdan bazı şeyleri gözden kaçırdım okurken ve bu yüzden bu kadar ilgisiz kaldım kitaba.
Böyle önemli eserleri beğenmediğim de kendimi çok kötü hissediyorum. Sanki beğenmem gerekiyormuş gibi geliyor ama beğenmedim işte yapacak bir şey yok.