·138 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Ekim 2022 00:00 "Taaffüf"... İffeti/namusu koruma, iffetli olma. Kitabın diline vâkıf olana dek canım çıktı. Bir süre sonra baktım ki 19.yüzyılın son çeyreğinde yaşayan biri gibi konuşuyorum. Kelimelerle aram fena sayılmaz-Arapça/Farsça kelimeleri sessizler vasıtasıyla çıkarabiliyorum - ancak eserin dili oldukça ağdalı. Gerek terkiplerin çokluğu gerek yazarın intihab eylediği eklamın... İşte böyle oluyor bir süre sonra.:-)
Açıkçası ben "sadeleştirilmiş"bir eser beklerken bayağı idman yapmış oldum.
Ahmet Mithat Efendi oldukça malumatlı bir yazar. Döneminde gerçekten aydın denebilecek edebiyatçıların başında geliyor. Eseri yazıldığı dönem bağlamında incelemek gerek. Bu sebeple anlatının içerisinde yer alan yazar görüşleri,öyküyü bölüp okuyucuya seslenmeler vs.anlaşılabilir. Amacı milletini eğitmek olan bir müeddibden beklenen de budur sanıyorum.
Avrupaî eğitim almasının yanında milli geleneklerden de habersiz yetişmeyen,son derece asil bir kadın olan Sâniha Hanım'ın; evliliklerinin üçüncü senesinde kocası Râsih Efendi'nin eve gelen dostlarından Tosun Bey'e şöylece bir meyli olur. Yine de namusuna söz getirecek en ufak bir davranışta bulunmaz.Yalnızca Tosun 'a reddiye niteliğinde bazı mektuplar yazar.Râsih Efendi bu durumdan haberdar olunca zevcesinin gönlünü tekrar kazanmak için bazı çarelere başvurur.Karısı her ne kadar kendisini seviyorsa da eski muhabbeti diriltecek şekilde davranır. Sâniha'nın odasındaki Venüs ve Minerva heykellerini görüp bunların mitolojik yönden hikayelerini tahlil eder. Venüs hafifmeşrepliği,Minerva ise iffeti temsil eder. Hikâyeden kendine pay çıkaran Sâniha,derhal zevcine muanakayla(sarılarak)eski haline döner. Ahmet Mithat Efendi 'nin Yunan ve Roma mitolojisi hakkındaki malumatı da takdire şayan...
Karı-koca ilişkilerini irdeleyen ve bugün bile önemli dersler çıkarılacak bir yapıt.