fm

@kisacafm
2/10
·256 syf.··
2022 25. kitabı
öncelikle bu kitabı hiç kimseye tavsiye etmem. belki yazıldığı dönemde okunan bir kitaptır bilmiyorum ancak aklı başında insanların bu kitabı okuyup da rahatsız olmadan sayfaları çevirebileceklerini düşünmüyorum. çok kez kitabı kapatıp bir kenara fırlatma isteği geldi içime ancak en uç noktasını merak ederek okumaya devam ettim. konu itibarıyla okul çağında bir beyefndiye aşık olma kabahatiyle(!) okuldan alınıp görücü usulüyle başka bir adamla evlendirilen bir kadının yıllar sonra eski aşığıyla karşılaşması sonucu kocasını aldatmaya başlaması anlatılıyor. konusu günümüz türk dizileriyle çok da uzak değil aslında. ancak günümüzde kadının mal gibi gösterilmesi, geçmişe nazaran biraz daha üstü örtük, şekil değiştirilmiş biçimde seyirciye lanse ediliyor. bu kitapta ise kadının ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü bir toplumda, erkek yaparsa laf edilemez kadın yaparsa cezalandırılmalıdır algısı etrafında dönen olaylar açık açık dile getiriliyor. üstelik erkeklerin yaptırımlarının yanında kadınlar da bu ezilmişliği kabul ediyor ve cezaya boyun eğiyor. hatta ve hatta suçluluk psikolojisiyle yeri geldiği zaman kendi suçunun cezasını kendi veriyor. biliyorum yazar toplumu yansıtıyor, o dönemde insanlar zaten böyleydi. benim sitemim yazara değil, bir murat soner eleştirisi babında toplumun kadınlara tutumundan, kadınların kendilerini var edemeyişlerinden yakınıyorum. haliyle bu durumların bir de medyaya yansıması, biz böyleyiz ve böyle kalacağız mesajı veriyor. bir kitapta bir sorun yansıtılırken bunun bir sonuca varmadan kapanması, bu sorunu kabulleniş demektir. bu kitapta da kadınların toplumdaki yeri olduğu gibi yansıtılırken bir yandan da buna zıt, insanları düşündüren, derin mesajlar veren bölümler olsaydı eğer işte o zaman derdim ki, yapıcı bir yazar böyle olmalı. kitapta beğendiğim tek şey, dönemin insanının konuşma üslubu... daha doğrusu iyi olsun kötü olsun herkes bir meseleyi enine boyuna oturup karşılıklı münakaşa edebiliyorlar. günümüzde insanlar iki kelimeyi bir araya getirip de saygı çerçevesinde tartışmayı bırak, doğru düzgün bir konu hakkında dahi konuşmayı beceremiyorlar. şimdi de son olarak bu kitapta geçen aşağılayıcı cümlelere yer vermek istiyorum. kesit kesit şu şekilde; “Evliliğin samimi aleminde kadın dik kafalılık eder, bu köleliği tanımaz, vergilerini ödemekten kaçınırsa bu davaya bir hakem tayini zor oluyor” “ Ben eşimi çıldırasıya sevdiğim halde evlilik zamanımızdan beri yine kendisini pek çok defa aldattım. bu hıyanetlerimden birkaçını belki o da sezmiştir lakin beni öldürmek gibi bir vahşi harekete kalkışmayı, böyle delice bir intikam arama fikrini aklından bile geçirmediğine eminim. o kadındır ben erkeğim böyle bir suçtan dolayı o beni öldüremez fakat ben onu öldürmeliyim. atalarımız böyle bir kanun koymuşlar bunun tersini hareket alçaklıktır cinayettir” “ elinde bir tülbent vardı. Onu ne yapacaksın dedim. Kurbanlık koyun gibi gözlerime bağlayacağım. beni katle uzanacak elin sizin eliniz olduğunu görmeyeyim cevabını verdi” “Ben Mesut olamıyorum bari bey olsun onu bu saadet gafletinde yaşatmak için uğraşacağım” (kadın kocasıyla beraber olmak istemediği halde bari o mutlu olsun diye kendini teslim ediyor) “Ben bu adamın haraç veren sevdasıydım, şimdi üzerime atılarak haklarını tam anlamıyla alacaktı” “Ben vücudumun her zerresine kadar kendisininim. Onunum. Maddeten, manen ona bağlanmış bir malım” “Hiç böyle nazik bir namus meselesinde kadın fikriyle iş görülür mü!”
Sevda PeşindeHüseyin Rahmi Gürpınar · Kapra Yayınları · 2021565 okunma
63 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.