#serpilyorumluyor
.
Asla asla bu kadar çok seveceğimi düşünmedim. Yazarın bilmem kaçıncı kitabi lakin hepsini açık ara farkla geçti kesinlikle. Yazar ne yazsa okurum dedim hep ama kadın! Yarışın kendin ile mi anlamadım ki.
Her bir sayfası, satırı öyle güzeldi öyle eğlenceli ve öyle duygu yüklüydü ki bazı sahneler de ağladım. Dolu dolu 850 sayfa, kimse de çıkıp diyemez ki sıkıldım çünkü sıkılacak fırsat vermeden akıp gidiyor kitap. Bunu bir de Kül Krallığında yaşadım, onda da yaşanılanlar sayesinde hiç sıkılmadan okutuyordu kendini. Ve itiraf etmeliyim ki Kül Krallığından bin kat daha iyiydi çeviri/edisyonu. (bakin yoktu demiyorum daha azdı diyorum)
Neyse aldığım duyumlara göre Nisan ayında ikinci kitap çıkacakmış tam zamanında okudum.
.
Bryce, yarı insan yarı fey, Dalış dedikleri bir olayda gerçek güçlerini kazanacak ama o güne kadar parti kızı modunda ordan oraya savrulmayı tercih ediyor. Ta ki en yakın dostu Danika ve Kurt sürüsü ne idüğü belirsiz bir Iblis tarafından öldürüp parçalana kadar.
Soruşturmadan aklansa da ne dostunu ne de arkadaşlarını unutur. Iki yıl sonra benzer cinayetler devam edince Bryce'den yardım ister üst makamlar. Düşmüş bir melek olan Hunt'da bu ekibin bir parçası ve onu iblis den koruyacak tek kişidir. Ortada olmayan Boru dedikleri kadim bir nesneyi bulmak, bu nesnenin iblis ile bir bağlantısı var mı bulmak zorundalar. Bunun için de Danika'nin son günlerinde neler yapmış, nerelere gitmiş kendine hatırlama izni vermesi gerekiyor.
.
Hunt ile birlikte (aslında burada daha çok karakter adı yazabilirim çünkü herbir karakteri aşırı aşırı çok sevdim) araştırmalarına devam ederken hem oldukça hatırı sayılır düşman hem de dostlarını geri kazanır.
.
Offf bak aklıma veda sahnesi geldi gözlerim doldu yine hicbir şey için bile olmasa o satırlar için bile okunur.
Acayip şiddetle tavsiye ederim...
.
Okumak Iptiladir Müptelâlara Selam Olsun