Hani insan ruhunun derinliklerinde saklı ufacık, çok küçük bir nokta vardır ya simsiyah. Hani gün yüzüne çıkaramadığımız, yok saydığımız, kabullenmek istemediğimiz. Hani biraz yayılmaya başlasa o noktanın; benliğimizi tümüyle kaplayacağını bildiğimiz. İşte her şeyi o noktadan başlatan narsizmi adeta hissettiren bir eser. Güzelliğin maskesi altında sevgiye olan açlığı ve sonsuz bir egoyu hızla yayılan zararlı bir hücre gibi en derin kötülüklere koşar gibi oldukça; insana kendini satırların arasında kaybettiren, içindeki karanlığı gizleyip olduğundan farklı görünmeye çalışarak kurtulacağını sanarken o karanlığın içinde çırpınıp kendi sonunu kendi belirleyen ruhun hikayesi. Dorian Gray'in Portresi