Size savaşın soğuk yüzünü gösterecek bir eser ile geldim, Gabriel Chevallier'den Korku. Yazarın okuduğum ilk kitabı oldu Korku. Genel olarak savaş dönemini anlatan kitaplara kişisel bir ilgim olduğu için çok beğendim, ancak bildiğim kadarı ile yazarın Türkçe'ye çevrilmiş başka bir eseri yok.
Birinci Dünya Savaşı dönemindeyiz. Kahramanımız 20 yaşında olan Jean Dertamort. Şimdi şöyle bir akanıza yaslanın ve kendinizi 20 yaşınızdaki halinizle düşünün, en büyük derdiniz neydi? Dersten aldığınız düşük notunuz mu? Hoşlandığınız çocuğun sizin farkınıza dahi varmaması mı? Hadi biraz daha büyütelim derdi, aysonunu nasıl getireceğinizi bilememenin mi? Hepsi ne kadar da önemliydi bizler için değil mi? Jean Dertamort’un derdi ise, “hayatta kalabilmek”. Biraz da yaşının getirmiş olduğu ruh hali ile savaş meydanını çok farklı hayal etmiştir. Ancak cepheye gittiğinde kendisini bekleyenin sadece cehennem olduğunu görür. Bir anda cephenin ön saflarına düşmüştür; onu bekleyen sadece bombalar, silahlar, ölüm ve kayıplardır. Tüm bu olan bitenin arasında saf olarak hissettiği tek duygu vardır ki o da “korku”. Peki Jean Dertamort hayatta kalabilecek mi, bu sorunun cevabı kitabımızda.
Gabriel Chevallier kendi de 1. Dünya Savaşı’na katılmış ve Fransa adına cephede yer almış biri. Bu yüzdendir ki savaş psikolojisini ve yitip gidenleri bu kadar iyi aktarabilmiş romanında. Şu an herhangi bir araştırma yaptığımızda “şu kadar kişi öldü, bu kadar kişi yaralandı” diye istatistikler çıkıyor ya karşımıza, aslında bunların sayılardan ibaret olmadığını, ölen er ir insanın da hayalleri olduğunu, beklediği, bekleyeni, sevdiği, idealleri olduğunu; yitip gidenin sadece bir beden değil, onunla birlikte hayaller, umutlar, yaşananlar ve yaşanacaklar olduğunu hatırlatıyor bize. Tavsiyemdir…
“Savaşta yapılabilecek en büyük, en önemli şeyi yaptım : KORKTUM”