Gönderi

Kayıp hayatların Romanı: Bereketli Topraklar Üzerinde
Puan vermedi·380 syf.··
2022 29. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2022 20:31
Bu güzel kitaba, okkalı bir inceleme! Öncelikle yazarın şu sözüyle başlayacağım; "Bu kitap, kendi bilgi ve görgülerim dışında, bir lokma ekmek için kötü iş şartları içinde zehir gibi bir hayatı yaşayanlardan derlenmiş malzemeyle meydana gelmiştir." Eserin geçtiği mekan "Çukurova" bölgesi. Üç arkadaş Sivasın bir köyünden Çukurovaya Yusuf'un hayalleri ve süslemeleriyle geliyor. Bu yolculuğun gayesi ise "çalışıp para kazanmak" en nihayetinde. Ama şehre geldiklerinde bu tam olarak öyle olmuyor, hayatın başka yüzünü görüyorlar. Yapacak, eğlenecek, yaşayacak çok şey buluyorlar. Ondan sonra da şehrin rüzgarına kapılıp gidiyorlar, kitabın kısacık bir özeti bu. İşte bir incelemenin inceleme olması için asıl öze gidelim; yok şu söz ilham olacak, yok bunu yapmak için okuyun, yok ruhunuza dokunacak, yok bunu anlatıyor falan değil, inceleme öyle bir şey değil, yazılan değil anlatılandır. Hepiniz Dostoyevski, Tolstoy vb. elbette okumuşsunuzdur, ama Orhan Kemal'i de aralarına katmak aklınıza geldi mi bilmem. Kitap öylesine yazılmış ki, yazarın kendi deyimiyle "bildiklerim ve dinlediklerim" unsurlarıyla harmanlanmış. İçerisinde müthiş derecede sosyoekonomik, sosyokültürel, sosyal, ekonomik, eğitimsel unsurlar barındırıyor. İçerisinde şehvet, cehalet, komisyon, kavga konuları ise sürekli canlılık halinde. Kitabın bütününe baktığımızda normlar, alışılmışlıklar ve insanın kendini oluşturma devinimi var. Daldan dala konan kadınlar, kadından kadına atlayan erkekler, para koparmaya çalışan başlar, kumar, esrar, umutlar ve kayıplar ise bu devinimlerin insan ruhundaki yansımaları oluyor. Yazar demiş ki "İnsan kanatsız bir kuştur." diye, işin aslı da tam olarak o, sürekli bir çırpınma içinde gureba ve bu da Anadolu'nun çıplak portresini gözlerimizin önüne seriyor, uçsalar uçulmuyor, bassalar zul geliyor. Kitabın bu yönleri bir yana en temeline inecek olursak, düpedüz ilkel miras olan duygu karmaşası ve şehvet sarıyor kitabı. Yazar öyle bir işlemiş ki bu konuları, gözde canlandırınca -empati yapabilen, anlayabilen, sorgulayabilen, kendinden dışarı çıkıp izleyebilen insanlar için- insanın kendi benliğindeki cehaleti, onarılmaz yaraları, hataları, açlığı, doymazlığı buram buram hissediyorsunuz. Bir kadını severken, bir başka kadınla oynaşıp sevdiği kadını kaybederken -erkeğini bırakıp kaçan kadınlar için de aynı durum-, kaybettikten sonra daha değerli hissedenler, bir şeyleri kazanabilmek için ardındaki her şeyi yakıp yıkanlar, ekmek parası için neler yapılabileceğini çürümüş aksaklıklar ile dillendiriliyor. Kitaptan ne anladığıma gelecek olursak; İnsan sürekli bir devinim halinde ve içinde, dışında, derinlerinde yaşadıkları görmüş geçirmişlikle, yaşantıyla, kendini geliştirerek çıkıyor. Sürekli hatalar içindeyiz, sürekli kavgalar içinde ve her şeyi kendi ellerimizle yakıp yıkıp geçiyoruz. Herkes kendi işine geldiği gibi davranıyor, "kızımı vermem, dünürümü küstürmem" de bu temada bize aslında her şeyi açıklıyor. İnsanlar ruhunu mu yoksa karnını mı doyuracağını bilmiyor, keza ikisini de yapamıyorlar o ayrı, bu derin açlığı -ki kitabın teması desek yeridir- nasıl kapatacağını bilemiyorlar, kapatamadıkça da daha çok acıkıyorlar. Bir diğer yandan kitap dönemin sosyal, kültürel ve ekonomik şartlarını da tüm çıplaklığıyla bizlerin önüne seriyor. Mükemmel bir dönem tahlili var, bizim özlediğimiz - hakiki, kendine has, samimi, içten hayatlar- ama bizde büyük zedeler bırakan bir çok kötü unsur da var. Kitap bu yönüyle mükemmel derecede insan ve dönem tahlili içeriyor, bizatihi insanların insan olabilmek için çırpınışları ve yaşama tutunabilmek için çabaları anlatılıyor. Ama hep bir şeyler yanlış oluyor, ve bir şeyler de yanlış olmaya devam ediyor... Çünkü "insan kanatsız bir kuştur" demesi her şeyi anlatıyor.
Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20208,4bin okunma
·
173 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.