Puan vermedi·99 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Ekim 2022 20:35 Kitabın ucundan girip satır satır, sayfa sayfa karakterle yürümek, onun ya da anlatıcının bakış açısından; olayın benim çevreme ve hayal dünyama yayılmasını hissetmek daha mutlu ediyor.
Öyküler bana "şiirsel" gelir. Tıpkı şiirin birkaç satırda yaptığını öykü de birkaç sayfada yapmaktadır. Bu yüzden oldukça öznel ve hedefe odaklı bir edebiyat türü olduğunu düşünürüm.
Ama iyi öykü de tadından yenmiyor. kimisinin dörtyüz sayfada içinden çıkamayacağı konuyu üç sayfada dimağınıza yediriyor.
Barış Bıçakçı'nın kelimelerle oyununu ve abartılı romantizmini seviyorum. Her şeyden anlam çıkarmayı başaran bakış açısını da öyle
Beni en çok etkileyen öykü "kusursuz kısırdöngü" oldu. Fikrimce karakterlerin duygusal sallantılarının, git gellerinin en iyi anlatıldığı kısım burası. "bizden sonra çakırdikenleri"ni okurken Milan Kundera'nın "gülünesi aşklar"ından bir parça okuyor gibi oldum; beyaz yakalı bir kaç karakterin bir araya gelerek gündelik/beşeri olgular üzerinden felsefik tartışmalara girmesi bana bu benzerliği kurdurttu.
"ben öteki çocuğum, boş bir defterin önündeyim, içimden konuşuyorum."