Üç katlı bir ev. İlk katta bir Osmanlı paşası dede; geçmiş günlere özlem duyan. İkinci katta oğlu Cemal, eski İttihat-Terakki üyesi. Üçüncü katta ise üç torunu; milliyetçi Talat, Marksist Bahaettin ve aşkının kendisini bambaşka bir dünyaya taşımasına izin veren Bedia.
Güçlü bir roman mı? Değil. Bir Yeşilçam filmi tadında. Hatta sonu bana “yok artık bu kadar da değil” dedirtti. Kuşaklar arası çatışma iyi verilmemiş, bazı karakterler davranışlarıyla havada kalmış. Neyseki çok kolay akan bir dili var da yazarın, bir çırpıda okunup bitiyor.