Eser, farklı ekonomik ve politik görüşlere sahip bir grup insanın yaşamları ve ilişkileri üzerinden 1960’lı yılların Mısır’ını etkileyici bir şekilde anlatıyor.
Roman, her biri farklı sebepler yüzünden sürgün hayatına mahkûm altı kişinin , İskenderiye’de, eskinin Pera Palas'ı döneminin önemini zamanla yitirmiş Miramar Pansiyon’unda bir araya gelişi ve kesişen hayatları işlemekte, hikâyenin ana kahramanı, zorla evlendirilmeye çalışılması yüzünden köyünden kaçıp pansiyona sığınan ve okuma yazma öğrenip kendisini özgürleştirmeye kararlı bir genç kadın olan Zühre’nin merkeze alındığı bir kurguyla geçmektedir. Pansiyon sakinlerinin onunla kurdukları ilişki, dönemin sosyal ve siyasi gerçeklerini yansıtması açısından önemlidir . Miramar, alalede bir kanaklama mekanı değil çeşitlilikle çatışmanın iç içe geçtiği büyük bir ev, mozaik bir ülke temsili olarak akıllarda yer edecek, güçlü bir romandır.
Birbirinden farklı; ama hepsinin de kendince kaçma sebepleri olan insanların romanıdır MİRAMAR. Sevinçler üzüntüler, öfkeler, mutluluklar ve farklı bakış açıları pansiyonda yaşanan olay yaşanıyor ve aynı olaylarla kişilerin gözünden aktarılıyor. kişiden kişiye atlamalar olurken , yazar o kişi hakkında uzun uzun anlatımlar yapmasına rağmen, hikayeyi anlatan kişi anlatımı ve edebi zenginliği yüksek olan yazımı sayesinde okur ve kahramanlar samimi bir iletişime geçiyorlar .Kitabın Mısır'da başlaması ; ama birçok yönüyle sanki Türkiye'nin herhangi bir yerinde devam etmesi Türk okur açısından da başarılı bulunduğu sebeplerden en önemlisidir.