Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 59 dk.
Sayfa Sayısı:
176
Basım Tarihi:
Haziran 2021
Yayınevi:
Kırmızı Kedi
ISBN:
9786054927760
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2020 00:54
O kadar beğendim, o kadar tadı damağımda kaldı ki, hemen yazarın başka bir kitabına (Midak Sokağı) başlamaya karar verdim. Alegorik okumaları çok seven biri olarak Miramar benim için hazine gibiydi. Önceden Mısıra gitme şansı elde ettiğim ve tarihini de araştırdığım için çok keyif aldığım bir okuma oldu. Hele şu günlerde ilaç gibi geldi resmen. Hikayemizde farklı ideolojileri temsil eden birkaç kişi Miramar Pansiyonda(devlet) bir araya geliyor. Ve hikayenin merkezinde pansiyonda çalışan Zühre isimli genç kız(devrim) var. Her ne kadar Mısır Devrimi sonrasına ışık tutsa da, her millete uyarlanabilecek evrensel bir roman Miramar. Ayrıca öyle tadından yenmez benzetmeler ve tasvirler vardı ki, yazar bu konuda da ustalığını konuşturmuş. Mesela şu benzetmenin güzelliğine bakar mısın “İyi yıkanmamış bir tavada kalan koku gibi belli belirsiz bir taşra aksanı var.” s.59 Ya da şu: “Giysileri tutuşunca, dibinde su var diye uçuruma baş aşağı atlayan birinden farkım yoktu.”s.104 Korona günlerinde hepimize ilaç gibi okumalar olsun.
MiramarNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi · 2021827 okunma
10/10
·176 syf.·
2022 5. kitabı
Mısır denildiğinde sebebini bilmediğim bir büyünün sesi uğuldamaya başlar kulaklarımda. Belki Ümmü Gülsüm'ün tesirinde hâlâ ruhum. 1960'ların zorlu şartlarında yıkık ve devrik birkaç yürek, daha kendi varlıkları üzerindeki ölü toprağını üzerlerinden atamadan; kendini diriltme gayretinde olan saf, duru güzelin sembolü Zühre'yi şekillendirme gayretinde. Oysa Zühre bir sembolse; her şehrin iç mücadelesi, devrik kalplerin kuşatmasına rağmen hep bir şekilde buluyor kendini diye gösteriyor bize. Hiçbir şey, hiçbir yer, yaşanılan hiçbir olay boşuna değil. Bir insanı, bir toprağı, bir bilinci anlamına kavuşturan bir mânâ var hayatın sesinde. Necib Mahfuz'u yakından tanımama vesile olanlara şükranla.. Okunulası çok.
MiramarNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi · 2021827 okunma
Puan vermedi·176 syf.·
2020 30. kitabı
Miramar, 1952 sonrası Mısır Devriminin yankılarını resmetmek üzere yazılmış bir kitap.Miramar adlı pansiyona, halkın aynası sayılabilecek yüzleri yerleştiren yazar bir aşk ve mini bir polisiyelik olay görüntüsüyle aslında Mısır halkının politik ekonomik ve psikolojik renklerini, hem halkının hem dünya okurunun seyrine sunuyor. Romanda, erkek ağırlıklı bir kadro hakim.Anlatıcılar, pansiyona yerleşen 6 kişiden dördü.Bu kişilerin her birinin rolü farklı.Devrim sonrasında toprağından statüsünden ayrılan, devrimi özümseyen ya da devrimden kişisel rantlar elde etmeye çalışan kesimlere örnek teşkil eden portreler çiziliyor. Kitapta iki kadın karakterden biri pansiyonun sahibi Atinalı bir kadın.Bu kadın tam bir sığınılacak liman.Diğeri ise Mısır'ı temsil eden Fellah vurgusu sıkça yapılan güzel dirayetli onurlu ancak eğitimsiz bir kadın olan Zühre'dir. Kadınlar, anlatıcılar arasında yer almaz bu belki yazarın, toplumun kadına bakışını yansıtması açısından mühimdir.Öte yandan Zühre tüm erkeklerin odağıdır, her erkek kendi kişiliği çerçevesinde Zühre'yle diyalog kurar.Bu iletişimler derinlerde çok mühim tespitlere vurgu yapar.Çünkü Zühre kendi devrimini gerçekleştirmek için mücadele verir bu süreç yer yer umutlu heyecanlı çokça hayal kırıklığıdır ve belki devrimin sembolü Zühre'dir. Miramar'ı okurken o yılların belki en güzel fonu olan Ümmügülsüm ezgisi ve çizgisiyle de eşlikçiniz olabilir. Necip Mahfuz yumuşak üslubuyla benim için keyifli bir okuma oldu.Size de tavsiye ederim.Esen kalın
MiramarNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi · 2021827 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2020 8. kitabı
Kitap devrim sonrası Mısır' Miramar adında bir pansiyonda kalan kişiler üzerinden politik ve eleştirel yolla bize anlatıyor. Kitabın arkasında yazdığı gibi "Miramar, çeşitlilikle çatışmanın iç içe geçtiği büyük bir ev, bir ülke metaforu." Kitaba başlamadan önce okuması zor,fazla tarihsel bi anlatımı olduğunu düşünüp biraz önyargılı yaklaşmıştım fakat yazar çok sade bir dille bana istediğimi verdi. Mutlaka okunması gereken bir kitap, kişiler üzerinde çok iyi bir inceleme yapabilirsiniz, olaylara romandaki kişilerin gözünden bakmanızı sağlıyor.
Edebiyat
MiramarNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi · 2021827 okunma
Puan vermedi·176 syf.·
2017 21. kitabı
Nobel ödüllü Necib Mahfuz 1911 Misir dogumlu. Felsefe egitimi gormus #Floubert, #Zola, #Camus, #Dostotevsky ve #Proust etkisinde olan bir yazarmiş. Kimi icin ulkesini ve halkini cok seven; kimi icin de Misir halkina karsi kati dusunceleri olan ve bu sayede Nobel alan bir kişi... Hatta kendisi icin eger Sokagimizin Cocuklarini yazdigi icin Mahfuz u öldürmüş olsalardi , Ruşdi Seytan ayetlerini yazmaya cesaret edemezdi gibi gibi aciklamalarda bulunulmus. Kitaba gelecek olursak, Romanin kurgusunu cok begendim. 1960li yillarin Misirini Miramar Pansiyonuna cesitli sebeplerden ötürü yerlesen farkli siyasi gorulere sahip bir grup insanin iliskileri uzerinden tanimaya basliyorsunuz. Kitabin ana karakteri Zühre istemedigi biriyle evlendirilmek istendigi icin koyunden kacip Miramar pansiyonuna gelir. Pansiyonda okuma yazma ogrenerek ozgurlesme adina ilk adinlarini atmaya baslar. Pansiyondaki diger insanlarin Zuhre ile olan iliskileri Onun hakkindaki dusunceleri her karakter ismi ile ayri bir baslik altinda sunuluyor okuyucuya. Ayrica bu durum karakterlerin sosyal ve siyasi dusuncelerini anlamamizi kolaylastiriyor. 175 sayfalik bu kitabi okumak bemim icin zaman aldi. Hikayede daha cok ilgimi ceken karakterlerin sosyal ekonomik ve siyasi gorusleri oldu. Bundan dolayi 1940 li yilalrdan 70 li yillara kadar Misirin sosyo ekonomisini siyasi durumunu ve devrimlerini arastirma hevesine girdim. Dolayisiyla okumasi uzun surdu. Kitapla birlikte bir de Ummu Gulsum dinlemek ayrica keyif verdi. Necib Mahfuz okudugum en iyi yazarlardan biri...Uslubu , romandaki harika kurgusu guzel bir edebi eser sunuyor. Mahfuzu tanimanizi tavsiye ederim. :) .
MiramarNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi · 2021827 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2020 51. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2020 23:28
Miramar, Nobel ödüllü yazar Necib Mahfuz'un bir romanı. 1967 yılında yayımlanmış ve 1952 devriminin gidişatını simgeliyor diyebiliriz. . Görünüşte bir polisiye, aşk romanı gibidir Miramar. Ancak arka planda devrim sonrası Mısır'ı okuruz. Miramar, İskenderiye'de eski bir pansiyondur. Sahibesi de öncesinde parlak günler yaşamış Mariana. Sonrasında pansiyona Gazeteci Emir Vecdi gelir. Ardından devrimden ötürü bütün gücünü kaybeden Tolba Marzuk'u görürüz. Zühre gelir sonrasında. Zorla kendinden büyük biriyle evlendirileceği için köyünden kaçan, eğitimsiz ama kuvvetli, öğrenmeye aç, kendi ayakları üzerinde durmak isteyen güzeller güzeli Zühre... Romanın merkezindedir Zühre. Ardından tekstil fabrikasında muhasebe müdür yardımcısı Serhan El-Beheri gelir. Zengin ama işsiz bir mirasyedi olan Hüsnü Allam'ı görürüz ve ardından içine kapanık bir tip olan Mansur Bahi çıkar sahneye. . Bu karakterlerin birbirine zıt gibi durur. Ancak romanı çekici kılan da bu zıtlıklardır. Bu zıtlıklar üzerinden Mısır'ın devrim sonrasının farklı yüzlerine bakarız. Zühre de belki "devrim"in kendisidir. Herkesin sahip olup kendi çıkarına kullanmak istediği devrim. . Roman kurgulanırken her bir bölüm bir karaktere verilmiş. O bölümlerde karakteri daha yakından tanırken zaman zaman onların geçmişlerine şahit oluruz. Yaşananlar aynı olsa da yazarın tekrara düşmemesi de ayrı bir başarı olmuş. Hatta her bölümde olaylar yavaş yavaş çözülmüş. Sonuç olarak beğenerek okuduğum bir eser oldu ama olayları bir de Zühre'nin gözünden okumak isterdim.
MiramarNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi · 2021827 okunma
8/10
·176 syf.··
2021 134. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2021 13:23
Birbirinden farklı 6 karakterin Miramar Pansiyon'da nasıl bir araya geldiklerini okuyoruz. Her biri toplumun belli bir kesitini yansıtıyor aslında tıpkı minik bir ülke gibi. Bu sebeple karakterleri tanırken hem de ülkenin politik ve siyasi durumu hakkında bilgi sahibi oluyoruz.Çok da akıcı ilerliyor. Yazarla tanışmak isteyenler için ideal kitaplardan biri diyebiliriz
Edebiyat
MiramarNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi · 2021827 okunma
6 kişi 4 hayat
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2025 20:52
Miramar pansiyonun işletmecisi Mariana Gazeteci emir vecdi Eski vekil tolba Muhasebeci Serhan el beheri Taşralı Hüsnü allam Spiker Mansur bahi Hizmetli zühre Her biri farklı sebepler yüzünden sürgün hayatına mahkûm altı kişinin , İskenderiye’de, eskinin Pera Palas'ı döneminin önemini zamanla yitirmiş Miramar Pansiyon’unda bir araya gelişi ve kesişen hayatları ancak romanda 4 kişinin Sevinçler üzüntüler, öfkeler, mutluluklar ve farklı bakış açıları pansiyonda yaşanan olay yaşanıyor ve aynı olaylarla kişilerin gözünden aktarılıyor. Herkes yaşanılan devrimi kendi açısından yorumlarken aslında herkesin ilgi odayı olduğu hikayenin ana karakteri herkesin ilgi odağı Zühre devrim sonrası tekrar nasıl ayağa kalkılması gerektiğini nasıl Özgür olunacağını ince nüanslarla vermektedir. Kitabın en can alıcı sözü ise Devrim bir kaç kişinin malını ama herkesin özgürlüğünü çaldı sözüdür Okumaya değer bir kitap
Roman
MiramarNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi · 2021827 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2025 80. kitabı
Geç kalmışım, evet. Ama Zühre’yle, Miramar’la, Mahfuz’un diliyle tanışmak, okumanın neden bir eylemden çok bir yüzleşme olduğunu hatırlattı bana. Bu roman görünüşte birkaç karakterin bir pansiyonda kesişen hikâyesi; ama asıl mesele, o kesişmelerin gerisinde çatışan ideolojiler, hayal kırıklıkları, tutkular ve pişmanlıklar. Her biri kendi geçmişinden, kendi yanılgısından sürgün edilmiş gibi. Yolları İskenderiye’deki Miramar Pansiyonu’nda kesişiyor, ama gerçek çatışma içlerinde bir yerde patlak veriyor. Ve Zühre… Kitap boyunca herkesin dönüp dolaşıp çarptığı, tanımlamaya çalıştığı ama aslında hiçbirinin tam anlamadığı bir figür. Kimi onu kurtarmak, kimi biçimlendirmek istiyor; ama Zühre kimsenin projesi değil ve böyle bir etiketi asla istemiyor. Sessizce ve kararlılıkla kendi yolunu çiziyor. Bence romanın en güçlü sesi de o. Görünmeden direniyor; belki kırılarak da zaman zaman; ama asla teslim olmadan. Miramar’ın gücü, olaylarda değil; iç içe geçen seslerde. Aynı hikâyeyi farklı ağızlardan dinliyoruz, ama hiçbir anlatı tam anlamıyla gerçeği sunmuyor. Mahfuz’un derdi hakikati sabitlemek değil; aksine, herkesin kendi bakışından sızan o parçalı, bulanık gerçeklikleri önümüze koymak gibi. O yüzden anlatı ilerledikçe sadece Mısır’la ya da dönemin politik atmosferiyle değil, insanın kendi benliğine dair duyduğu kafa karışıklığıyla da karşılaşıyoruz. Mahfuz’un dili sade ve o sadelikte açıklıktan çok bir derinlik var. Yazarın gücü benim için tam da burada. İlk Mahfuz kitabım. Ama son olmayacak. #alıntılarım “- Seni aldattı mı? - Hayır! O da beni seviyor. Ama hep engellerden bahsediyor. - Ama bir erkek aşıksa…” “Yapmam gereken şeyi bildiğim halde yapamıyorsam bunu bilmenin faydası ne?” “Yalnızca yürek çeker gizli kederin çilesini.” @kirmizikediyayinevi #necipmahfuz
MiramarNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi · 2021827 okunma
10/10
·176 syf.··
2023 5. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2023 11:36
Necip Mahfuz geç tanıştığım ve hayran kaldığım bir yazar. İlk okuduğum kitabı Cebelavi Sokağının Çocukları’ydı. İkinci olarak Miramar’ı okudum ve doğru bir sıralama olduğunu düşünüyorum. Miramar’ı anlamak için Mısır’ın tarihini de bilmek gerekiyor yoksa anlatılan bazı olaylar,siyasi taraflar havada kalıyor. Ana karakterimiz Zühre ve ortak mekan Miramar Pansiyonu. Tüm olaylar bu pansiyonda ve pansiyonda kalan erkek müşteriler arasında geçiyor. Aynı olayları farklı farklı karakterin ağzından dinliyoruz. Bu da farklı nakış açılarını gösteriyor bizlere. Benim en çok etkilendiğim ise Zühre’nin ne istediğini bilerek tek başına kimseye boyun eğmeden verdiği mücadele. Buna karşın erkek karakterlerde sanki boşlukta süzülüyormuş gibi bir eminsizlik ve kafa karışıklığı görüyoruz.
Edebiyat
MiramarNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi · 2021827 okunma

Yazar Hakkında

Necib MahfuzYazar · 48 kitap
Necib Mahfuz, (Arapça: نجيب محفوظ) 1988 Nobel Edebiyat Öülü sahibi Mısırlı yazardır. Nobel ödülü kazanan ilk müslüman ve tek Arap yazardır. "Ortadoğu'nun Balzac'ı" olarak tanınır. Hayatı Mahfuz, Kahire'nin Cemaliye bölgesinde 6 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. Bir tüccarın oğlu olan Mahfuz, adını kendisini doğurtan Profesör Necib Paşa Mahfuz'dan aldı. 70 yıllık kariyeri boyunca 34 roman, 350 küsur kısa hikaye yayımladı. Kitaplarının çoğunda, hayatının tamamını geçirdiği ve Nobel ödülünü almak için bile ayrılmadığı Kahire'nin tarihi mahallelerindeki yaşamı; modern ve geleneksel yaşam arasında denge kurmaya çalışan sıradan insanları anlattı; pek çok kitabı Arap filmlerine konu oldu. Edebiyata olan ilgisi, 1920'lerde Mustafa Lutfi el-Manfuluti'nin makale ve şiirlerini okumasıyla başlanıştı. Abbas Mahmud el-Akkad, Taha Hüseyin, İbrahim el-Mazini, M. Hüseyin Heykel, ilk dönemde kendilerinden en çok etkilendiği yazarlar arasındadır. Yazı hayatına, 1928'de Selame Musa'nın çıkardığı el-Mecelle el-Cedide dergisinde yayımladığı değini yazıları ve öykülerle başladı. Kahire Üniversitesi'nde felsefe öğrenimi gören Mahfuz'un ilk romanı Abes el-Akdar 1939'da yayımlandı. 1957'de yazdığı Kahire Üçlemesi ile Arap edebiyatının tanınmış bir ismi oldu. Bu üçlemede Kahire'de yaşayan bir ailenin üç kuşağının 1. Dünya Savaşı ve 1952'deki Nasır darbesine kadar olan dönemde yaşadıklarını ve Mısır toplumunun değişimini anlattı. Değişik kurumlarda çalışan Mahfuz, en son Kültür Bakanlığında müsteşar olarak görev yaptı. 1971'de söz konusu görevinden emekli olmasından sonra, el-Ahram gazetesinde yazar olarak çalışmıştır. Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat'a İsrail ile yaptığı barış antlaşmasında verdiği açık destekten ötürü birçok Arap ülkesinde kitapları yasaklandı. 1988 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldıktan sonra bu yasaklar kalktı. 1989 yılında Mısırlı köktendinci Ömer Abdülrahman tarafından hakkında ölüm fetvası çıkartılan Mahfuz, 1994 yılında Kahire'deki evinin önünde bıçaklı saldırıya uğradı. Saldırıdan yaralı kurtulan Mahfuz, sağ kolundaki sinirler zedelendiği için yazmakta büyük güçlük çekmeye başladıysa da ilerleyen yaşına rağmen edebiyattan kopmadı ve kısa hikayeler yazmaya devam etti. 2006 Temmuz'unda düşerek kafasından yaralandı. 30 Ağustos 2006 günü Kahire'de 95 yaşında vefat etti. Mahfuz, ülser, böbrek ve kalp rahatsızlıklarından mustaripti. 31 Ağustos 2006 günü Kahire'de devlet töreniyle uğurlandı.