Geri Bildirim
Adı:
Midak Sokağı
Baskı tarihi:
Ocak 2011
Sayfa sayısı:
304
ISBN:
9789944756976
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Zuqaq al-Midaqq زقاق المدق
Çeviri:
Leyla Tonguç Basmacı
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Sokak benim için bütün bir dünyanın sembolüdür, dünyayı nasıl görüyorsam sokağı da öyle biçimlendirdim.
-Necib Mahfuz-

Kahire'nin yoksul bir semtinde bir arka sokak ve bu sokağın sakinleri, Necib Mahfuz'un bu çok sevilen romanının dokusunu oluşturuyor. Para hırsıyla fahişeliği seçen güzel Hamide'nin çevresinde dönen romanda Necib Mahfuz, Midak Sokağı'nın insanlarını kuşatan acıları, sevinçleri, kinleri, heyecanları ve aşkları canlı tablolarla, bir Doğu masalının büyülü havasıyla veriyor. İngiliz egemenliğinin hüküm sürdüğü dönemde yaşanan olaylarda, Kahire'nin bu arka sokağı her sayfada kendini hissettiriyor, ruhuyla, atmosferiyle, karakterleriyle okurun belleğine kazınıyor. Halkın telaşlı, kavgalı-gürültülü yaşamı sesini duyuruyor. Mahfuz'un da içinden geldiği bu hayat, romanı besleyen malzeme oluyor.

Mahallenin Şeyh Derviş'i, dilenci olmak isteyenleri para karşılığı sakatlayan Zaita, genç berber Abbas, zengin ve kadın düşkünü Elvan Salim, eşcinsel kahveci Kirşa, arabulucu Ümmü Hamide ve kızı Hamide ile Midak Sokağı, büyülü bir dünya ama bir cennet değil; Mısır'ın küçük ve eksiksiz bir kopyası.
(Tanıtım Bülteninden)
1988 yılında nobel edebiyat ödülü alan ve bu ödülü almış ilk müslüman yazar olan Necip Mahfuz'un okuduğum ilk kitabı.Ve açıkça itiraf etmeliyim ki yazarın yazım tekniğine,anlatımına hayran kaldım.sanki bir kitap yazmamışta,eline kalemi kağıdı almış herhangi bir şey konuşur gibi çok rahat bir şekilde başlamış yazmaya ve karalamasız,müsveddesiz direkt yazıp bitirmiş gibi bir his bıraktı bende.Kitap o kadar akıcı ki,hani bir deyim vardır ya; su gibi akıp gidiyor diye işte aynen öyle.300 sayfalık kitabı iki oturma da bitirdim çıktım.insan elinden bırakamıyor.kitap ta 1940 lı yıllar da ,daha doğrusu ikinci dünya savaşı yıllarında,Mısır'ın Kahire şehrindeki küçük bir sokaktaki insanların,yaşantıları, birbirleriyle ve sokak dışı kesimdeki insanlarla olan ilişkileri anlatılıyor.karakterler o kadar iyi seçilmiş ki neredeyse her çeşit insana rastlamak mümkün.ama başta da dediğim gibi benim için yazarın yazış özelliği daha çok ön plana çıktı.eğer diğer kitapları da bu şekilde güzel,net ve akıcı bir dille yazılmış ise, ben daha çoook Necip Mahfuz eseri okurum gibi geliyor bana.
Uzun zamandır okumak istediğim bir romandı "Midak Sokağı". Öncelikle eserin dilinin gayet akıcı olduğunu belirtmeliyim. Mısır'ın ara sokaklarından birinde Midak Sokağı'nda geçiyor olaylar. Mahalle insanları zaman ve mekan içinde realist bir tutumla ele alınmış. Karakterler çeşitli ve de çok sayıdadır.

# Yoksul bir kenar mahallenin içinde yaşayan insanların olağanüstü ya da gösterişli olmayan hikayeleri, psikolojik çözümlemeleri oldukça iyi betimlenmiş. Zaman ikinci dünya savaşı yıllarıdır. İnsanlar para sahibi olabilmek, sosyal sınıf atlayabilmek için İngiliz Ordusuna yazılırlar. Savaş bitince işinden olan insanların üzüldüğünü görürüz.

#Midak sokağı kendi sakinleriyle özdeşleşmiş gibidir. Bunun dışında bir dünya hayal edenler romanda cezalandırılmış gibi geldi. Ya da bu sokak dışında bir hayat hayal edenler bunu sadece maddi kaygılar ve yükselme hırsıyla yaptıkları için, yazar, onların trajik sonlarını anlatmış bize. Necip Mahfuz'un İskenderiye'ye gitmek dışında Kahire'yi hiç terk etmediği, hatta Nobel Ödülünü almaya bile ailesinden birini gönderdiği bilinmekte. Yazarın hayatını okursanız, eserdeki otobiyografik unsurları keşfedebilirsiniz.

# Mahalle insanlarının sosyal yaşayışları, inançları, gelenekleri anlatılırken, satır aralarında eleştiriyi sezebilirsiniz.

#Kentteki İngiliz varlığının halkın duygu ve düşünce dünyalarını nasıl etkilediğini görüyoruz: Mahalle berberi Abbas iyi niyetli, dürüst ve hırsları olmayan bir gençtir. Ve hırslı, güzel Hamide'yi elde edebilmek için, onunla evlenebilmek için İngiliz Ordusu'na yazılır örneğin. Ya da kahvecilik yapan Kirşa'nın oğlu Hüseyin de burun kıvırdığı bu mahalleden kurtulmak için orduya yazılır.

Hepinize keyifli okumalar dilerim...

Benzer kitaplar

Necip Mahfuzun en sevilen en çok okunan ödüllü kitabı.
Gerçekten hertürlü övgüyü hertürlü beğeniyi hakediyor.
Kitabı okurken sokak sakinlerinin yanındaymış gibi hissediyorsunuz kendinizi.
Kirşanın kahvehanesindeki sohbetleri dinleyen bir müşteri, Kamil amcanın her zaman köşesinde oturup Abbasla laflaması duyan bir sokak sakini gibi hissedebilirsiniz kendinizi.
Tasviri,kelimelerin rengi,cümlelerin güzelliği kitabın akıcılığı insanı mest ediyor doğrusu.
Kitapta sürekli duygu değişimi yaşayabilirsiniz;
Hamidenin tutkusu, hırsı, fikirleri,özgüveni sizi kızdırabilir.Bir yandanda Abbas masum aşkı sizi gülümsetebilir.
Midak Sokağı , kendinizden ,çevrenizden mutlaka birşeyler bulabileceğiniz bir kitap.
Şiddetle tabsiye edilir.
Kitaplarını uzun süredir okumak istediğim Necip Mahfuz'un okuduğum ilk kitabı. Kahire'de bir sokak olan Midak sokağı sakinlerini o kadar akıcı bir dille anlatmış ki sanki o sokağın sakinlerinden biri sizsiniz de olayların bizzat içindesiniz hissi uyandırıyor. Her türden insan var bu sokakta. Eşcinseli, fahişesi, çöpçatanı, dervişi, kocasını döveni, erdemlisi, para için herşeyi yapanı ve dahası. Arayacağınız her türden insanı bulabileceğiniz bir sokak kısacası. Ama kimisi var ki insanın içine işliyor. Abbas'a sanırım sizde üzüleceksiniz ve Hamide'yi eminim parçalamak isteyeceksiniz. Bu kitap bir kere daha öğretti ki; Bu dünya sadece kötülerin dünyası. Ve kötü olursan kazanırsın
Kütüphanemizin en üst rafında unutulmaya yüz tutmuş kitaplar arasında gözüme çarptı Midak Sokağı. Nobel Ödülü almış olması okuma isteğime büyük bir katkıda bulundu desem yalan olmaz.
Kitap, ismiyle müsemma sokakta yaşayan insanların hayatlarını, yaşam tarzlarını konu ediniyor. Kitabın ilk başlarda gayet akıcı bir seyri vardı. Yer yer güldüm, şaşırdım hatta ürkütücü gelen bölümler bile oldu. Fakat ortalara doğru ilerledikçe kitabın seyrini tahmin etmek zor olmadı. Özetle bahsedecek olursam; bulunduğu ortamı, sokağını, yaşam tarzını beğenmeyen, etrafındakilere küçümser gözlerle bakan, sürekli güzelliğiyle övünen Hamide’nin olmadık hülyalara kapılıp başına gelen felaketleri konu edinmiş.
Kitapta en sevdiğim karakter Rıdvan Hüseyni oldu. İnsanların akıl danıştığı, etrafına sürekli iyimser gözlerle bakan, her yaşadığından ders çıkaran bir tip. Hüseyni gözümde tabiri caizse ‘ak sakallı dede’ olarak canlandı bazı bölümlerde. İnsanlara verdiği öğütler ise kulağa küpe olacak cinsten.
Kitapta sık sık gözüme çarpan ve rahatsızlık veren bir ayrıntıya da değinmek isterim: Karakterlerin bile isteye bir suç, kötülük işledikten sonra “Allah böyle emretti” diye onun arkasına sığınmaları biraz sinir bozucu geldi ama bu çevirmenin yorumu da olabilir pek tabii.
Zaman zaman sıkılsam da okuduğuma memnun olduğum bir kitap oldu. Yazarın Nobel Ödülü kazanan ilk Müslüman olması da önemli bir ayrıntı diye düşünüyorum. Farklı kültürlerden okumayı sevenler bu kitaba bir şans verebilir. Şimdiden iyi okumalar dilerim. :)
Sınıflar arası fark, yoksulluk, kenar mahalle, sınıf atlama çabası ve tüm bunların sonucunda yaşanan ahlaki ve manevi yıkımlar... Bu konulara benzer kurgularla hem edebiyat hem de sinema dünyasında defalarca değinildi. Hala en güncel konular, maalesef olmaya da devam edecek ve birçok kalem de yazacak. Necip Mahfuz çok içten ve duru bir anlatımla yazmış. Sayfalar bir bir ilerlerken okumuyor da dinliyor ya da yaşıyor gibi hissediyorsunuz.
Sade ve sarsıcı!! Bazı yazarların Nobel Edebiyat Ödülü almış olması hiç şaşırtıcı değil.. Necip Mahfuz kalemini kullanmayı çok iyi biliyor... Dil son derece sade, kitap akıp gidiyor.. Hikaye ise çok sarsıcı çünkü gerçeği olanca açıklığı ile anlatıyor.

Öncelikle yazarın bulunduğu ülkenin şartları, savaş döneminde olması, ve ülkenin inanç sistemi düşünüldüğünde kitaptaki karakterler daha da sarsıcı oluyor. Mahfuz, Mısır gibi bir ülkede tabu olan ve bahsetmesi bile sakınca yaratabilecek hayat biçimlerini yazıya dökmüş ve kalıcı bir eser içerisinde toplamış. Aslında sadece gerçek insanlardan bahsediyor ama gercekleri kabul etmek bazı toplumlarda sakıncalı olabilir. Onun ödül almasını sağlayanın bu olduğunu düşünüyorum. Büyük bir cesaret gerektirir.

Çok etkileyen bir başka husus ise; o yalın anlatım dili ile anlatılan o karmaşık karakterler. Kâmil Amca, Abbas, Hamide, Şeyh Derviş, Kirşa ve diğerleri; her birinin neden o gün o insan olduğunu ve her davranışının nedenini anlayabiliyorsunuz. Her karakterin duygu durumunu, fiziksel görüntüsünü ve yeri geldiğinde mimiklerini gözümde canlandırabildim.

Midak sokağı gerçek bir hikâye. Bir toplumda inanç sisteminin gölgesinde tabu olan ve hiç yaşanmıyormuş, varolmuyormuş gibi davranılan hayat biçimlerini tüm gerçekliğiyle anlatan bir kitap....

Kitabı okuyanların/okuyacakların düşüneceği gibi; "Büyüleyici" bir kitap, Ingilizcesi "magical" diye okunur, yazılışı ise m-a-g-i-c-a-l.
Kitabın son 100 sayfasını okuyamadım. Vasat bir tv dizisi gibi geldi. Belki de çok fazla tarzım değildi. Okuyacak olanlar için şunu söyleyebilirim; Mısır'ın Zaglul sonrası bir döneminde, bir sokakta geçen gündelik olaylar anlatılıyor. Dil çok sade ve haliyle akıcı ama ben okurken sıkıldım.
Yazar gecekondu mahallelerini tüm gercekligiyle anlatmis.Okurken kimi zaman cok sinirlenip kimi zaman hayrete duseceksiniz okumanizi tavsiye ederim...
Elimdeki kitap 1989 yılında Sokaktakiler adıyla 315 sayfa basılmış. Kitap için yapacağım şey inceleme değil küçük bir yorum olacak, kitap hakkında fikir sahibi olmak isteyenlere. Kolay bir dil ama derin manalar gizli cümlelerde. Şeyh karakteri var ki romanda böyle bir komşumun olmasını arzuladım, herşeyini yitirmiş inancı ve umudu dışında! Bir insanın hayatı bir anda sadece kısacık bir anlık karar ile nasıl değişiri birkaç olayla çok güzel işlemiş yazar. Bir an yetiyor ise dünyamızın altüst olmasına dürüst, sağlam, seven ve sabreden olmalıyız. Çok zor ama en çokta affeden olabilmeliyiz. Ben asla yapmam demeyin hiç bir kötülük ve hayret verici işler için. Şeytan boş durmuyor çünkü. Kitabı tavsiye ediyorum, listenizde olmalı. Selamlar
İnsanlar unutulmaya mahkûmdurlar ve değişmeyen bir yürek yoktur.
Necib Mahfuz
Sayfa 314 - Kamil Amca
Niçin dünyayı kana bulayan bir savaşta biz bir mutluluk kırıntısı bulabilelim?
Necib Mahfuz
Sayfa 273 - Hüseyin
Kötü bir ruhun çirkinliği en güzel şeyleri bile berbat edebilir, ama yine de hayatın bütününde güzellik ve iyilik vardır.
Necib Mahfuz
Sayfa 60 - Cem Yayınevi
"İnsanın duyguları en iyi rehberdir."
Necib Mahfuz
Sayfa 51 - Cem Yayınevi
Hiç bir zaman sıkıldığınızı söylemeyin.Can sıkıntısı Allah'a inançsızlıktır.Can sıkıntısı inancı mahveden bir hastalıktır.Bunun hayatla yetinmemekten başka anlamı var mıdır?
Necib Mahfuz
Sayfa 60 - Rıdvan Huseyni
Ama aslında hayatı uzun bir uykudan başka şey değilken ölüm ona nasıl zarar verebilirdi?
Necib Mahfuz
Sayfa 6 - Kâmil Amca
Hayat uzun bir iştir, ama insanın emeklerinin karşılığını aldığı pek görülmemiştir. Şu dünyada ne kadar çok sömürülen insan var.
Necib Mahfuz
Sayfa 57 - Cem Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Midak Sokağı
Baskı tarihi:
Ocak 2011
Sayfa sayısı:
304
ISBN:
9789944756976
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Zuqaq al-Midaqq زقاق المدق
Çeviri:
Leyla Tonguç Basmacı
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Sokak benim için bütün bir dünyanın sembolüdür, dünyayı nasıl görüyorsam sokağı da öyle biçimlendirdim.
-Necib Mahfuz-

Kahire'nin yoksul bir semtinde bir arka sokak ve bu sokağın sakinleri, Necib Mahfuz'un bu çok sevilen romanının dokusunu oluşturuyor. Para hırsıyla fahişeliği seçen güzel Hamide'nin çevresinde dönen romanda Necib Mahfuz, Midak Sokağı'nın insanlarını kuşatan acıları, sevinçleri, kinleri, heyecanları ve aşkları canlı tablolarla, bir Doğu masalının büyülü havasıyla veriyor. İngiliz egemenliğinin hüküm sürdüğü dönemde yaşanan olaylarda, Kahire'nin bu arka sokağı her sayfada kendini hissettiriyor, ruhuyla, atmosferiyle, karakterleriyle okurun belleğine kazınıyor. Halkın telaşlı, kavgalı-gürültülü yaşamı sesini duyuruyor. Mahfuz'un da içinden geldiği bu hayat, romanı besleyen malzeme oluyor.

Mahallenin Şeyh Derviş'i, dilenci olmak isteyenleri para karşılığı sakatlayan Zaita, genç berber Abbas, zengin ve kadın düşkünü Elvan Salim, eşcinsel kahveci Kirşa, arabulucu Ümmü Hamide ve kızı Hamide ile Midak Sokağı, büyülü bir dünya ama bir cennet değil; Mısır'ın küçük ve eksiksiz bir kopyası.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 163 okur

  • Tay tay
  • Miray Çelik
  • Emel G
  • Chemical Analyst
  • Sıdıka Köksaldı
  • Gülcihan demir
  • dikenprenses
  • causa sui
  • melike
  • Yağmur Şire

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.8
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%6.3
25-34 Yaş
%31.5
35-44 Yaş
%39.6
45-54 Yaş
%15.3
55-64 Yaş
%2.7
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54
Erkek
%46

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22 (13)
9
%16.9 (10)
8
%28.8 (17)
7
%15.3 (9)
6
%11.9 (7)
5
%3.4 (2)
4
%1.7 (1)
3
%0
2
%0
1
%0