Adı:
Midak Sokağı
Baskı tarihi:
Mart 2020
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944756976
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Zuqaq al-Midaqq زقاق المدق
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
Midak Sokağı
Midak Sokağı
Midak Sokağı
“Sokak benim için bütün bir dünyanın sembolüdür, dünyayı nasıl görüyorsam sokağı da öyle biçimlendirdim.”

-Necib Mahfuz-

Kahire’nin yoksul bir semtinde bir arka sokak ve bu sokağın sakinleri, Necib Mahfuz’un bu çok sevilen romanının dokusunu oluşturuyor. Para hırsıyla fahişeliği seçen güzel Hamide’nin çevresinde dönen romanda Necib Mahfuz, Midak Sokağı’nın insanlarını kuşatan acıları, sevinçleri, kinleri, heyecanları ve aşkları canlı tablolarla, bir Doğu masalının büyülü havasıyla veriyor. İngiliz egemenliğinin hüküm sürdüğü dönemde yaşanan olaylarda, Kahire’nin bu arka sokağı her sayfada kendini hissettiriyor, ruhuyla, atmosferiyle, karakterleriyle okurun belleğine kazınıyor. Halkın telaşlı, kavgalı-gürültülü yaşamı sesini duyuruyor. Mahfuz’un da içinden geldiği bu hayat, romanı besleyen malzeme oluyor.

Mahallenin Şeyh Derviş’i, dilenci olmak isteyenleri para karşılığı sakatlayan Zaita, genç berber Abbas, zengin ve kadın düşkünü Elvan Salim, eşcinsel kahveci Kirşa, arabulucu Ümmü Hamide ve kızı Hamide ile Midak Sokağı, büyülü bir dünya ama bir cennet değil; Mısır’ın küçük ve eksiksiz bir kopyası.
304 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10 puan
Necip Mahfuz Nöbel ödülünü kazanan ilk Arap olarak biliniyor. Aynı zamanda kendisi “Ortadoğu’nun Balzac’ı” olarak nitelendiriliyor. Yaşadığı döneme oldukça fazla eser bırakan Necip Mahfuz , üretken ve nitelikli eser vermeyi başaran yazarlarımız arasında.

Midak Sokağı 1988 Nobel Edebiyat Ödülü’nü Necip Mahfuz’a kazandıran eseri olmuştur. Necip Mahfuz yaşadığı sokağı çok sevmekte olup , birçok kez yaşadığı alandan ayrılmayı zorunlu nedenlerle bile olsa kabul etmeyen bir yazardır. Midak Sokağını da kendi sokağıyla özdeşleştirdiği aşikardır.

Midak Sokağında yaşayan her birey ilmik ilmik işlenmiş. Karakterleri bu romandan çıkarsanız bile , o karakterlerin tek başlarına bir romanı yazılabilir. Çok yönlü , kendi içlerinde değişen ve gelişen karakterlerin bolluğu tabii ki biz okuyucuya bir başka tat veriyor.

Romanın ele aldığı konulara çok da yabancı değiliz aslında. Bir sokaktaki insanların birbirinden ayrılan duvarlarla nasıl değiştiği ya da ortak çıkarlar doğrultusunda nasıl birleşebildiğini , aynı dedikodu etrafında nasıl şekere koşan karınca kolonisi gibi koştuklarını , “namus” adı verilen saçma sapan bir kavram ardına nasıl düştüklerini mükemmel bir dille anlatmış.

Hamide ve Abbas romanın iki zıt karakteri zoraki bir aşk çerçevesi altında buluşturuyorlar. Hamide tüm değerlerin yıkımını sembolize ediyor. Anne olmayı , evlenmeyi reddeden , erkeklerden hoşlandığını kabul eden ve kaderinin ayağına gelmesini değil de kaderini oluşturmayı tercih eden , halk arasında adı “Orospu” olan oldukça dinamik bir karakter. Abbas ise mahallesine aşık, saf ve Hamide için yanıp tutuşan bir delikanlı. İkisinin arasındaki ilişki çoğu zaman ilkel benlikle toplumun savaşını bize izlettiriyor ve biz bir taraf tutmakta çok zorlanıyoruz. Vicdanımız ve gerçek benliğimiz arasında sıkışıp kalıyoruz.

Bu Müslüman mahallesinde yok yok. Bir kere dilencilik büyük bir geçim kaynağı, Zaita insanları sakatlamakta usta olan aynı zamanda yan komşusu Hüsniye’ye aşık bir kadın. Dilenci olarak büyümüş ve bu işin inceliklerini gayet iyi bilmekte. Mahallenin dişçisi olan Dr. Buji ile iş arkadaşı . Dr Buşi mahallenin dişçisi ve taktığı altın dişlerle meşhur , bu dişleri nereden bulduğunu tahmin edersiniz ) Kendini yeni peygamber sanan ve vahiylerin ona İngilizce geldiğini düşünen Şeyh Derviş, kendini her şeyin sorumlusu sanan , mahallede herkesin ondan akıl aldığı , her işe burnunu dini kullanarak sokan ve iyi bir insan olduğunu düşünen Rıdvan Hüseyni, para babası ve kendinden yaşça küçük olan Hamideye olan arzusuyla kafayı bozmuş , cinsel gücünü her daim zirvede tutmak için değişik ilaçlar içmesiyle meşhur olan yaşlı ve zengin Salim Elvan, çöpçatanlığı ile bilinen Ümmü Hamide , ton ton tatlıcı Kamil Amca ,eşcinsel kahveci Kirşa ve İngiliz askerleri ve savaş ve Hitler’in gücünden kazanan kimseler , Hitler’in çöküşüyle yerle yeksan olanlardan oluşan bu mahallede ağızlarda Allah , evler de olanlar ise işte belirttiğim gibi …

Çok çok güzel bir toplum eleştirisi , bizim toplumumuzun üzerine bu kitabı bir puzzle parçası olarak koysan sırıtmaz , o derece bizden bir kitap. Okuyun , okutturun , tanıyın bu yazarı. Yaşadığı dönemde adına ölüm fermanı çıkartılan bir yazar kendisi , çok çok kıymetli. Zaman az , okunacak kitap çok, bu kitabı mutlaka listelerinize ekleyin.
304 syf.
·18 günde·7/10 puan
Farklı kültürler ve yazarları merak ettiğim bu dönemde Mısırlı yazar Necib Mahfuz’la tanıştım. Kendisine nobel kazandıran bu kitapta bizim eski mahalle kültürümüze benzer şekilde bir mahallenin sıcak insanları ve rutinini anlatmış.Yoksulluk ve tekdüze hayat karşısında bunalan Hamide bu sokaktan kurtulmak için tek kurtuluş yolunun para bulmak olduğunu bilir ve bu yolda her seçeneği mübah sayar. Mısır halkının kadına bakış açısını sosyal hayatını ve ikinci dünya savaşı dönemini satır aralarında güzel işlemiş olan kitapta olay örgüsünün daha etkileyici bir sonla bitmesini tercih ederdim. Kitapta altı çizilecek çok fazla cümle olmasa da senaryo olarak güzel bir hikaye diyebilirim. İyi okumalar..
304 syf.
·Beğendi
Yazar gecekondu mahallelerini tüm gercekligiyle anlatmis.Okurken kimi zaman cok sinirlenip kimi zaman hayrete duseceksiniz okumanizi tavsiye ederim...
304 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
1988 yılında nobel edebiyat ödülü alan ve bu ödülü almış ilk müslüman yazar olan Necip Mahfuz'un okuduğum ilk kitabı.Ve açıkça itiraf etmeliyim ki yazarın yazım tekniğine,anlatımına hayran kaldım.sanki bir kitap yazmamışta,eline kalemi kağıdı almış herhangi bir şey konuşur gibi çok rahat bir şekilde başlamış yazmaya ve karalamasız,müsveddesiz direkt yazıp bitirmiş gibi bir his bıraktı bende.Kitap o kadar akıcı ki,hani bir deyim vardır ya; su gibi akıp gidiyor diye işte aynen öyle.300 sayfalık kitabı iki oturma da bitirdim çıktım.insan elinden bırakamıyor.kitap ta 1940 lı yıllar da ,daha doğrusu ikinci dünya savaşı yıllarında,Mısır'ın Kahire şehrindeki küçük bir sokaktaki insanların,yaşantıları, birbirleriyle ve sokak dışı kesimdeki insanlarla olan ilişkileri anlatılıyor.karakterler o kadar iyi seçilmiş ki neredeyse her çeşit insana rastlamak mümkün.ama başta da dediğim gibi benim için yazarın yazış özelliği daha çok ön plana çıktı.eğer diğer kitapları da bu şekilde güzel,net ve akıcı bir dille yazılmış ise, ben daha çoook Necip Mahfuz eseri okurum gibi geliyor bana.
320 syf.
·6 günde·9/10 puan
Necip Mahfuz ile ilk tanışmam “hırsız ve köpekler” kitabıyla oldu. Yazarın yumuşak anlatımına hayrandım zaten.. Necip Mahfuz 1988 Nobel ödülü sahibi Mısırlı’ ilk müslüman ve ilk Arap yazardır. İkinci dünya savaşı yıllarında Mısırın Kahire şehrinde küçük bir sokakta yaşayanların ilişkilerini, hayatlarını anlatmış bu kitapta her çeşit insana rastlayabilir ve her duyguyu yaşayabilirsiniz, Hamidenin para tutkusu, hırsı, Abbas’ın masum aşkını hiçe sayıp hırsının peşinden gittiği hamide için kötü sonla biten bir hayat... kitabı okurken kendimi o sokaktaymış gibi hissettiğim altını çizeceğim çok cümle bulamasam da Necip mahfuzun kitapları hep dinlendirmiştir beni, bu çok akıcı kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum ve tabi ki Necip mahfuzun diğer kitaplarını da.
304 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Necib Mahfuz, 1988 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Mısırlı bir yazar. Nobel ödülü kazanan ilk Müslüman ve tek Arap yazardır. "Ortadoğu'nun Balzac'ı" olarak tanınır. Midak Sokağı’nı okurken kendinizi Mısır’da hissedersiniz, hem de hiç yabancılık çekmeden. Sokaklarında gezinirken; ailenin içine, kahramanların dünyasına adım atarken aslında ne kadar benzediğimizi de görürsünüz. Bana biraz Sinekli Bakkal’ı anımsatmıştı.
304 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Necip Mahfuzun en sevilen en çok okunan ödüllü kitabı.
Gerçekten hertürlü övgüyü hertürlü beğeniyi hakediyor.
Kitabı okurken sokak sakinlerinin yanındaymış gibi hissediyorsunuz kendinizi.
Kirşanın kahvehanesindeki sohbetleri dinleyen bir müşteri, Kamil amcanın her zaman köşesinde oturup Abbasla laflaması duyan bir sokak sakini gibi hissedebilirsiniz kendinizi.
Tasviri,kelimelerin rengi,cümlelerin güzelliği kitabın akıcılığı insanı mest ediyor doğrusu.
Kitapta sürekli duygu değişimi yaşayabilirsiniz;
Hamidenin tutkusu, hırsı, fikirleri,özgüveni sizi kızdırabilir.Bir yandanda Abbas masum aşkı sizi gülümsetebilir.
Midak Sokağı , kendinizden ,çevrenizden mutlaka birşeyler bulabileceğiniz bir kitap.
Şiddetle tabsiye edilir.
304 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
1988 Nobel Edebiyat Ödülü almış bu kitapla birlikte yazarla Umut un tavsiyesiyle tanışmış oldum.
Gözlem yeteneği, kişi tasvirleri, kitap boyunca beni şaşırtmayı başaran hayal gücü ile çok beğendiğim bir metin oldu. Okurken Mısır hal
kından biri gibi hissettim kendimi. Kalemi çok güçlü bir yazar kesinlikle.
Para hırsının insanı ne hale koyabileceğini de, bu uğurda kendini sakatlamayı bile göze alabileceğini de okurken, bir kez daha kendini sorgulatıyor insana. Neredeyim, ne yapıyorum, nereye gidiyorum? dedirtiyor.
Ben keyifle okudum. Okuyacak herkese de keyifli okumalar dilerim.
@Ahdevefa_45 tavsiye için tekrar teşekkür ederim.
304 syf.
·4 günde
1988 yılında Nobel ödülü kazanan ilk ve tek Müslüman ve Arap yazardır Necib Mahfuz.
Kitap bir sokağın sakinlerinin hayatlarının anlatımıdır. Yazar o kadar akıcı bir dille anlatır ki karakterleri ve sokağı sizde o sokağın içindeymiş gibi hissedersiniz.
Okurken karakterler çok bizden geldi bana. Sanki hepsi çok tanıdık gibi. Aslında olaylar bile öyle tanıdık.
Yazım dili çok akıcı olduğu için hiç zorlanmadan okunup içine girebileceğiniz bir kitap. Ben yazarın diğer kitaplarını da merak etmedim değil.

Bu yazarı benimle tanıştıran ve kitabı bana hediye eden https://1000kitap.com/tababetiruhiye çok teşekkür ederim. Sanırım sayende daha çok yazar tanıyacağım.

Bence doğuya ilgi duyup, doğu hikayelerini seviyorsanız okuyun derim.
Şimdiden iyi okumalar.
320 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Mısırlı yazar Necip Mahfuz tarafından 1947 yılında yazılmış, 1988 yılında nobel edebiyat ödülü almış romandır.

Roman ile Kahire' de Midak Sokağı adında merkezden uzak bir muhitte yaşayanların 2. Dünya savaşı yıllarındaki yaşamlarına bir göz atma imkanı buluyoruz.

Otuzbeş kısa bölümden oluşan birbiriyle bağlantılı iç içe yaşayan sokak sakinlerinin yaşamlarını, gizemlerini, duygularını, acılarını, sevinçlerini, hayattan beklentilerini aktaran parçaları ile, Susam Sokağı veya "bir demet tiyatro" samimiyetinde hissettiren, okurken kendinizden anılar bulacağınız, size Türk roman ve öykülerinden alacağınız tadı duyumsatacak bir eser.
Can sıkıntısı Allah'a inançsızlıktır. Can sıkıntısı inancı mahveden bir hastalıktır. Bunun hayatla yetinmemekten başka anlamı var mıdır?
Hayat Allah'ın kutsal bir armağanıdır, öyleyse inanan bir insan nasıl ondan sıkılabilir ve onunla yetinmeyebilir?
Gök mavi, yer yeşil, çiçekler güzel kokuyorken nasıl sıkılabiliriz? Yüreğimizin sevme yeteneği varsa ve ruhlarımız inancın gücüyle doluysa nasıl çökebiliriz ? Allah'ın şeytanından sığınacak yer arayın ve hiçbir zaman sıkıldığınızı söylemeyin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Midak Sokağı
Baskı tarihi:
Mart 2020
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944756976
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Zuqaq al-Midaqq زقاق المدق
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
Midak Sokağı
Midak Sokağı
Midak Sokağı
“Sokak benim için bütün bir dünyanın sembolüdür, dünyayı nasıl görüyorsam sokağı da öyle biçimlendirdim.”

-Necib Mahfuz-

Kahire’nin yoksul bir semtinde bir arka sokak ve bu sokağın sakinleri, Necib Mahfuz’un bu çok sevilen romanının dokusunu oluşturuyor. Para hırsıyla fahişeliği seçen güzel Hamide’nin çevresinde dönen romanda Necib Mahfuz, Midak Sokağı’nın insanlarını kuşatan acıları, sevinçleri, kinleri, heyecanları ve aşkları canlı tablolarla, bir Doğu masalının büyülü havasıyla veriyor. İngiliz egemenliğinin hüküm sürdüğü dönemde yaşanan olaylarda, Kahire’nin bu arka sokağı her sayfada kendini hissettiriyor, ruhuyla, atmosferiyle, karakterleriyle okurun belleğine kazınıyor. Halkın telaşlı, kavgalı-gürültülü yaşamı sesini duyuruyor. Mahfuz’un da içinden geldiği bu hayat, romanı besleyen malzeme oluyor.

Mahallenin Şeyh Derviş’i, dilenci olmak isteyenleri para karşılığı sakatlayan Zaita, genç berber Abbas, zengin ve kadın düşkünü Elvan Salim, eşcinsel kahveci Kirşa, arabulucu Ümmü Hamide ve kızı Hamide ile Midak Sokağı, büyülü bir dünya ama bir cennet değil; Mısır’ın küçük ve eksiksiz bir kopyası.

Kitabı okuyanlar 768 okur

  • Hakan Doğan
  • Kendine Tanık
  • Fikriye Demir
  • Esra Ozdemir
  • cvn
  • Doğukan Kurtdere
  • Nvroz
  • Zekiye Ovayolu
  • Hilal yemez
  • duygu yener

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%1.8
13-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%6.3
25-34 Yaş
%31.5
35-44 Yaş
%39.6
45-54 Yaş
%15.3
55-64 Yaş
%2.7
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54
Erkek
%46

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.7 (44)
9
%18.3 (43)
8
%25.1 (59)
7
%13.2 (31)
6
%4.3 (10)
5
%2.6 (6)
4
%1.3 (3)
3
%0.4 (1)
2
%0
1
%0