Adı:
Midak Sokağı
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
317
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sabah Yayınları
Baskılar:
Midak Sokağı
Midak Sokağı
Midak Sokağı
304 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Necip Mahfuz Nöbel ödülünü kazanan ilk Arap olarak biliniyor. Aynı zamanda kendisi “Ortadoğu’nun Balzac’ı” olarak nitelendiriliyor. Yaşadığı döneme oldukça fazla eser bırakan Necip Mahfuz , üretken ve nitelikli eser vermeyi başaran yazarlarımız arasında.

Midak Sokağı 1988 Nobel Edebiyat Ödülü’nü Necip Mahfuz’a kazandıran eseri olmuştur. Necip Mahfuz yaşadığı sokağı çok sevmekte olup , birçok kez yaşadığı alandan ayrılmayı zorunlu nedenlerle bile olsa kabul etmeyen bir yazardır. Midak Sokağını da kendi sokağıyla özdeşleştirdiği aşikardır.

Midak Sokağında yaşayan her birey ilmik ilmik işlenmiş. Karakterleri bu romandan çıkarsanız bile , o karakterlerin tek başlarına bir romanı yazılabilir. Çok yönlü , kendi içlerinde değişen ve gelişen karakterlerin bolluğu tabii ki biz okuyucuya bir başka tat veriyor.

Romanın ele aldığı konulara çok da yabancı değiliz aslında. Bir sokaktaki insanların birbirinden ayrılan duvarlarla nasıl değiştiği ya da ortak çıkarlar doğrultusunda nasıl birleşebildiğini , aynı dedikodu etrafında nasıl şekere koşan karınca kolonisi gibi koştuklarını , “namus” adı verilen saçma sapan bir kavram ardına nasıl düştüklerini mükemmel bir dille anlatmış.

Hamide ve Abbas romanın iki zıt karakteri zoraki bir aşk çerçevesi altında buluşturuyorlar. Hamide tüm değerlerin yıkımını sembolize ediyor. Anne olmayı , evlenmeyi reddeden , erkeklerden hoşlandığını kabul eden ve kaderinin ayağına gelmesini değil de kaderini oluşturmayı tercih eden , halk arasında adı “Orospu” olan oldukça dinamik bir karakter. Abbas ise mahallesine aşık, saf ve Hamide için yanıp tutuşan bir delikanlı. İkisinin arasındaki ilişki çoğu zaman ilkel benlikle toplumun savaşını bize izlettiriyor ve biz bir taraf tutmakta çok zorlanıyoruz. Vicdanımız ve gerçek benliğimiz arasında sıkışıp kalıyoruz.

Bu Müslüman mahallesinde yok yok. Bir kere dilencilik büyük bir geçim kaynağı, Zaita insanları sakatlamakta usta olan aynı zamanda yan komşusu Hüsniye’ye aşık bir kadın. Dilenci olarak büyümüş ve bu işin inceliklerini gayet iyi bilmekte. Mahallenin dişçisi olan Dr. Buji ile iş arkadaşı . Dr Buşi mahallenin dişçisi ve taktığı altın dişlerle meşhur , bu dişleri nereden bulduğunu tahmin edersiniz ) Kendini yeni peygamber sanan ve vahiylerin ona İngilizce geldiğini düşünen Şeyh Derviş, kendini her şeyin sorumlusu sanan , mahallede herkesin ondan akıl aldığı , her işe burnunu dini kullanarak sokan ve iyi bir insan olduğunu düşünen Rıdvan Hüseyni, para babası ve kendinden yaşça küçük olan Hamideye olan arzusuyla kafayı bozmuş , cinsel gücünü her daim zirvede tutmak için değişik ilaçlar içmesiyle meşhur olan yaşlı ve zengin Salim Elvan, çöpçatanlığı ile bilinen Ümmü Hamide , ton ton tatlıcı Kamil Amca ,eşcinsel kahveci Kirşa ve İngiliz askerleri ve savaş ve Hitler’in gücünden kazanan kimseler , Hitler’in çöküşüyle yerle yeksan olanlardan oluşan bu mahallede ağızlarda Allah , evler de olanlar ise işte belirttiğim gibi …

Çok çok güzel bir toplum eleştirisi , bizim toplumumuzun üzerine bu kitabı bir puzzle parçası olarak koysan sırıtmaz , o derece bizden bir kitap. Okuyun , okutturun , tanıyın bu yazarı. Yaşadığı dönemde adına ölüm fermanı çıkartılan bir yazar kendisi , çok çok kıymetli. Zaman az , okunacak kitap çok, bu kitabı mutlaka listelerinize ekleyin.
304 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
1988 yılında nobel edebiyat ödülü alan ve bu ödülü almış ilk müslüman yazar olan Necip Mahfuz'un okuduğum ilk kitabı.Ve açıkça itiraf etmeliyim ki yazarın yazım tekniğine,anlatımına hayran kaldım.sanki bir kitap yazmamışta,eline kalemi kağıdı almış herhangi bir şey konuşur gibi çok rahat bir şekilde başlamış yazmaya ve karalamasız,müsveddesiz direkt yazıp bitirmiş gibi bir his bıraktı bende.Kitap o kadar akıcı ki,hani bir deyim vardır ya; su gibi akıp gidiyor diye işte aynen öyle.300 sayfalık kitabı iki oturma da bitirdim çıktım.insan elinden bırakamıyor.kitap ta 1940 lı yıllar da ,daha doğrusu ikinci dünya savaşı yıllarında,Mısır'ın Kahire şehrindeki küçük bir sokaktaki insanların,yaşantıları, birbirleriyle ve sokak dışı kesimdeki insanlarla olan ilişkileri anlatılıyor.karakterler o kadar iyi seçilmiş ki neredeyse her çeşit insana rastlamak mümkün.ama başta da dediğim gibi benim için yazarın yazış özelliği daha çok ön plana çıktı.eğer diğer kitapları da bu şekilde güzel,net ve akıcı bir dille yazılmış ise, ben daha çoook Necip Mahfuz eseri okurum gibi geliyor bana.
304 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Necip Mahfuzun en sevilen en çok okunan ödüllü kitabı.
Gerçekten hertürlü övgüyü hertürlü beğeniyi hakediyor.
Kitabı okurken sokak sakinlerinin yanındaymış gibi hissediyorsunuz kendinizi.
Kirşanın kahvehanesindeki sohbetleri dinleyen bir müşteri, Kamil amcanın her zaman köşesinde oturup Abbasla laflaması duyan bir sokak sakini gibi hissedebilirsiniz kendinizi.
Tasviri,kelimelerin rengi,cümlelerin güzelliği kitabın akıcılığı insanı mest ediyor doğrusu.
Kitapta sürekli duygu değişimi yaşayabilirsiniz;
Hamidenin tutkusu, hırsı, fikirleri,özgüveni sizi kızdırabilir.Bir yandanda Abbas masum aşkı sizi gülümsetebilir.
Midak Sokağı , kendinizden ,çevrenizden mutlaka birşeyler bulabileceğiniz bir kitap.
Şiddetle tabsiye edilir.
304 syf.
·4 günde·7/10
Kütüphanemizin en üst rafında unutulmaya yüz tutmuş kitaplar arasında gözüme çarptı Midak Sokağı. Nobel Ödülü almış olması okuma isteğime büyük bir katkıda bulundu desem yalan olmaz.
Kitap, ismiyle müsemma sokakta yaşayan insanların hayatlarını, yaşam tarzlarını konu ediniyor. Kitabın ilk başlarda gayet akıcı bir seyri vardı. Yer yer güldüm, şaşırdım hatta ürkütücü gelen bölümler bile oldu. Fakat ortalara doğru ilerledikçe kitabın seyrini tahmin etmek zor olmadı. Özetle bahsedecek olursam; bulunduğu ortamı, sokağını, yaşam tarzını beğenmeyen, etrafındakilere küçümser gözlerle bakan, sürekli güzelliğiyle övünen Hamide’nin olmadık hülyalara kapılıp başına gelen felaketleri konu edinmiş.
Kitapta en sevdiğim karakter Rıdvan Hüseyni oldu. İnsanların akıl danıştığı, etrafına sürekli iyimser gözlerle bakan, her yaşadığından ders çıkaran bir tip. Hüseyni gözümde tabiri caizse ‘ak sakallı dede’ olarak canlandı bazı bölümlerde. İnsanlara verdiği öğütler ise kulağa küpe olacak cinsten.
Kitapta sık sık gözüme çarpan ve rahatsızlık veren bir ayrıntıya da değinmek isterim: Karakterlerin bile isteye bir suç, kötülük işledikten sonra “Allah böyle emretti” diye onun arkasına sığınmaları biraz sinir bozucu geldi ama bu çevirmenin yorumu da olabilir pek tabii.
Zaman zaman sıkılsam da okuduğuma memnun olduğum bir kitap oldu. Yazarın Nobel Ödülü kazanan ilk Müslüman olması da önemli bir ayrıntı diye düşünüyorum. Farklı kültürlerden okumayı sevenler bu kitaba bir şans verebilir. Şimdiden iyi okumalar dilerim. :)
304 syf.
·Puan vermedi
Sınıflar arası fark, yoksulluk, kenar mahalle, sınıf atlama çabası ve tüm bunların sonucunda yaşanan ahlaki ve manevi yıkımlar... Bu konulara benzer kurgularla hem edebiyat hem de sinema dünyasında defalarca değinildi. Hala en güncel konular, maalesef olmaya da devam edecek ve birçok kalem de yazacak. Necip Mahfuz çok içten ve duru bir anlatımla yazmış. Sayfalar bir bir ilerlerken okumuyor da dinliyor ya da yaşıyor gibi hissediyorsunuz.
304 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Sade ve sarsıcı!! Bazı yazarların Nobel Edebiyat Ödülü almış olması hiç şaşırtıcı değil.. Necip Mahfuz kalemini kullanmayı çok iyi biliyor... Dil son derece sade, kitap akıp gidiyor.. Hikaye ise çok sarsıcı çünkü gerçeği olanca açıklığı ile anlatıyor.

Öncelikle yazarın bulunduğu ülkenin şartları, savaş döneminde olması, ve ülkenin inanç sistemi düşünüldüğünde kitaptaki karakterler daha da sarsıcı oluyor. Mahfuz, Mısır gibi bir ülkede tabu olan ve bahsetmesi bile sakınca yaratabilecek hayat biçimlerini yazıya dökmüş ve kalıcı bir eser içerisinde toplamış. Aslında sadece gerçek insanlardan bahsediyor ama gercekleri kabul etmek bazı toplumlarda sakıncalı olabilir. Onun ödül almasını sağlayanın bu olduğunu düşünüyorum. Büyük bir cesaret gerektirir.

Çok etkileyen bir başka husus ise; o yalın anlatım dili ile anlatılan o karmaşık karakterler. Kâmil Amca, Abbas, Hamide, Şeyh Derviş, Kirşa ve diğerleri; her birinin neden o gün o insan olduğunu ve her davranışının nedenini anlayabiliyorsunuz. Her karakterin duygu durumunu, fiziksel görüntüsünü ve yeri geldiğinde mimiklerini gözümde canlandırabildim.

Midak sokağı gerçek bir hikâye. Bir toplumda inanç sisteminin gölgesinde tabu olan ve hiç yaşanmıyormuş, varolmuyormuş gibi davranılan hayat biçimlerini tüm gerçekliğiyle anlatan bir kitap....

Kitabı okuyanların/okuyacakların düşüneceği gibi; "Büyüleyici" bir kitap, Ingilizcesi "magical" diye okunur, yazılışı ise m-a-g-i-c-a-l.
Kitabın son 100 sayfasını okuyamadım. Vasat bir tv dizisi gibi geldi. Belki de çok fazla tarzım değildi. Okuyacak olanlar için şunu söyleyebilirim; Mısır'ın Zaglul sonrası bir döneminde, bir sokakta geçen gündelik olaylar anlatılıyor. Dil çok sade ve haliyle akıcı ama ben okurken sıkıldım.
304 syf.
·1 günde·9/10
Nobel Ödüllü İranlı yazar Necib Mahfuz’un kült eserlerinden biliyorsunuz.

Kitaba adını da veren Midak Sokağını öyle güzel anlatıyor ki Mahfuz.

Hırsızı, dilencisi, kahvecisi, hayat kadını ve diğerleri öyle bir muhabbetle sevgiyle yoğrulup dile geliyor ve sizi mest ediyor eserde.

Onların ufacık bir sokaktaki samimiyetleri kimi zaman gülümsetecek kimi zaman hüzünlendirecek sizleri.

Yazarın bundan çok daha kısa kitapları mevcut; ama Midak Sokağı ile başlayabilirsiniz.
315 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Elimdeki kitap 1989 yılında Sokaktakiler adıyla 315 sayfa basılmış. Kitap için yapacağım şey inceleme değil küçük bir yorum olacak, kitap hakkında fikir sahibi olmak isteyenlere. Kolay bir dil ama derin manalar gizli cümlelerde. Şeyh karakteri var ki romanda böyle bir komşumun olmasını arzuladım, herşeyini yitirmiş inancı ve umudu dışında! Bir insanın hayatı bir anda sadece kısacık bir anlık karar ile nasıl değişiri birkaç olayla çok güzel işlemiş yazar. Bir an yetiyor ise dünyamızın altüst olmasına dürüst, sağlam, seven ve sabreden olmalıyız. Çok zor ama en çokta affeden olabilmeliyiz. Ben asla yapmam demeyin hiç bir kötülük ve hayret verici işler için. Şeytan boş durmuyor çünkü. Kitabı tavsiye ediyorum, listenizde olmalı. Selamlar
304 syf.
·Beğendi
Yazar gecekondu mahallelerini tüm gercekligiyle anlatmis.Okurken kimi zaman cok sinirlenip kimi zaman hayrete duseceksiniz okumanizi tavsiye ederim...
304 syf.
·Puan vermedi
farklı kültürlerin günlük yaşamını öğrenmek hep ilgimi çekmiştir . bu romanda da mısır halkının arasında yaşıyorsunuz . mutlaka okunmalı . tıpkı pearl bakın ana romanı gibi .
304 syf.
·6 günde·Beğendi·6/10
Sokak insanlarinin ozellikle kohne ve eski yerlesim yerinde yasayan veya yasamak zorunda kalan insanlarin tekduze ama zorlu yasamlari ele alinmis. Binbir gece masallarindan bir tat var gibiydi..
Salim Elvan, temelde cahil bir adamdı. Ancak genelde politikanın bundan fazlasına ihtiyacı yoktur.
Necib Mahfuz
Sayfa 70 - Kırmızı Kedi
Kötü bir ruhun çirkinliği en güzel şeyleri bile berbat edebilir, ama yine de hayatın bütününde güzellik ve iyilik vardır.
Necib Mahfuz
Sayfa 60 - Cem Yayınevi
Of Allah'ım, neden arkadaşları gibi bir meslek öğrenememişti? Eğer bir şeyler yapmasını bilseydi, istediği zaman, istediği kişiyle evlenebilirdi veya hiç evlenmemeyi seçebilirdi.
Necib Mahfuz
Sayfa 151 - Kırmızı Kedi
Ama aslında hayatı uzun bir uykudan başka şey değilken ölüm ona nasıl zarar verebilirdi?
Necib Mahfuz
Sayfa 6 - Kâmil Amca
Niçin dünyayı kana bulayan bir savaşta biz bir mutluluk kırıntısı bulabilelim?
Necib Mahfuz
Sayfa 273 - Hüseyin

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Midak Sokağı
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
317
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sabah Yayınları
Baskılar:
Midak Sokağı
Midak Sokağı
Midak Sokağı

Kitabı okuyanlar 237 okur

  • Ayla Çevik
  • Hande Saner
  • Nurhan Gülenç

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0